27 Ekim 2010 Çarşamba

Bruschetta

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-2

DOMATES EKMEK :)
Evet bildiğin domates-ekmek… Ama sevgili İtalyanlar akıl etmiş, mis gibi Akdeniz lezzetleri bir araya gelmiş, süslenmiş püslenmiş, olmuş sana; bruschetta… :)
Orijinalini, vatanında yeme şansına sahip olmuş ve eminim her Türk’ün vereceği tepkiyi vermiştim; “bildiğin domates-ekmek ama ne güzel akıl etmişler, helal olsun” :)
Bruschetta; her şeyi ile bizim damak tadımıza çok uygun. Hem kendi yediğimde hem de internette yer alan tariflerde domates çiğ olarak kullanılmış ve bu şekilde de çok lezzetli oluyor.
Ama benim canım, nedense domatesleri biraz sotelemek istedi ve de çok hoş oldu :)
Aşağıda kendi denediğim şekilde yazdım, domatesi çiğ olarak denemek isterseniz;

  • Domatesin kabuklarını soyun ve çekirdeklerini çıkarın.
  • Minik minik doğrayın.
  • Biraz zeytinyağı, tuz, taze çekilmiş karabiber, taze ya da kuru fesleğen, ezilmiş bir diş sarımsak ile karıştırın.
  • Sulanmasına izin vermeden -yani çok bekletmeden- kızarmış, sıcakken sarımsak ve zeytinyağı sürülmüş ekmeklerin üzerine ekleyin ve hiç bekletmeden servis edin.

Bruschetta; bir kez denendikten sonra, herkesin kendi dokunuşlarını yapacağı bir tarif bence…
Ben köy ekmeği ile denedim ama eminim beyaz baget ekmek ile de şahane olur.
Evde taze fesleğen olmadığı için, kuru fesleğen kullandım ama taze fesleğen ile çok daha güzel olacağına eminim.
Domatesi çiğ olarak yaparsanız, içine ay şeklinde doğranmış kırmızı soğan da eklenebilir.
Ya da küp küp doğranmış beyaz peynir. Peynirli yaparsanız, soğan eklemeyin ama çok hoş olmaz :)
Bruschetta; genellikle akşam yemeğinde, yemek öncesi ikram ediliyor. Bana göre ise; beş çayı sofralarında hatta kahvaltıda mükemmel olur.
Sözün özü; ne şekilde olursa olsun, deneyin hatta farklı denemelerinizi bana yazın lütfen, ben de öğreneyim :)

Malzemeler

  • 4 Dilim Ekmek
  • 8-10 Adet Kiraz Domates (ya da 1 adet iri domates)
  • 2-3 Diş Sarımsak
  • 3-4 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
  • Tuz-Karabiber
  • ½ (yarım) Çay Kaşığı Kuru Fesleğen ya da 3-4 Dal Taze Fesleğen

Yapılışı

  • Domatesin kabuklarını soyun, çekirdeklerini çıkarın ve minik minik doğrayın.
  • Minik bir teflon tavaya; 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı ekleyin ve iyice ısıtın.
  • Isınan yağa; (ateşi kısmadan) irice doğranmış bir diş sarımsak ve domatesleri ekleyin, sürekli karıştırarak 30 sn. kadar pişirin.
  • Ateşi kapatın ve tuz, taze çekilmiş karabiber, taze ya da kuru fesleğen ekleyin, çok az karıştırın.
  • Ekmekleri; önlü arkalı iyice kızartın.
  • Kızaran ekmek dilimlerinin üzerinde sarımsağı gezdirin ve aromasının çıkmasını sağlayın.
  • Bir fırça yardımı ile ekmeklerin üzerine biraz zeytinyağı sürün.
  • Domatesli harcı, ekmeklerin üzerine paylaştırın ve hiç bekletmeden servis edin.

NOTLAR

  • Domatesin kabuklarını (özellikle pişirerek yapıyorsanız) mutlaka soyun. Kızgın yağa ekleyince, kabukları hemen sıyrılıyor ve görüntüsü hiç hoş olmuyor.
  • Domatesleri kızgın yağa eklediğinizde epey bir sıçrayıp, etrafı batıracak, baştan söyleyeyim de arkamdan konuşmayın :)
  • Ekmeğe sarımsak ve zeytinyağı sürmek yerine, evde varsa sarımsaklı zeytinyağı sürebilirsiniz. Ben ilk seferinde mümkün olduğunca, orijinalini yapmak istedim ama bir dahaki sefer kesinlikle Çeşnili Zeytinyağı sürerim :)
  • Bruschetta ile ilgili internette pek çok bilgi var ama ben en çok sevgili GIA’cığımdan yararlandım. Üstelik bir de video eklemiş, meraklıysanız mutlaka izlemenizi öneririm.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Akşam Yemeği Davet Sofrası

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-9

CİCİ DUMANLI AİLESİ İÇİN…
Ramazan ayından beri, doğru dürüst akşam yemeği sofrası kurmadığımı fark ettim :)
Akrabaları ağırladığımız bir; çay daveti, bir de blog dostlarımı ağırladığım sofra ve her ikisi de, açık büfe…
Bunda, teras sezonunu bu kadar erken kapatmış olmayı, bünyemin kabul etmemesinin de etkisi büyük. Kış sofrası yani iç mekan sofrası kurmaya elim gitmiyor bir türlü :)
Zaman zaman arkadaşları çağırmışız yemeğe ama ya birlikte mutfağa girip, pratik bir şeyler hazırlamışız ya da “amanın, dizi başladı” deyip, salonda ellerine tutuşturmuşum tabakları :)
Hafta sonu, bu anlamda pasım gitmiş oldu.
Hem içeriye alıştım tekrar hem de sofra kurmaya…
Soframız; her zamanki Müge sofrası, mümkün olduğunca az çeşit ve mümkün olduğunca az risk :)

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-10

Aslında ilk kez gelen misafire, bir tarifi ilk kez deneyip, yaptığım da çok olmuştur ama bu sefer onu çok göze alamadım, sadece safranlı pilav ve bruschetta var ilk kez yaptığım...
Her ne kadar, “yeni lezzetlere açığız” demiş olsalar bile, genellikle daha önce denediğim ve beni yanıltmayan tarifleri uyguladım.
Yemekte; “sanki önceden bizim için araştırma yapmış ve en sevdiğimiz şeyleri öğrenmişsiniz, bu kadar olur” denmesi ise keyfime keyif kattı :)

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-12

Soframızda neler vardı?

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-2

Soframızda ilk kez denediğim iki şeyden biri ; Bruschetta…
Son derece basit ama püf noktaları olan bir meze…
Tarifini ayrıca paylaşacağım ve “bir domates-ekmek için bile bu kadar uzun yazılır mı?” diyeceğiniz bir yazı olacak yine eminim :)

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-3

Münevver Ablacığımda yediğimden beri, sürekli yaptığım, evden hiç eksik olmayan; Çeşnili Zeytinyağ
Hatta dün gece, kuzenlere yemeğe giderken bile yapıp götürdüm :)

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-5

Kızarmış kabak dilimleri, kiraz domates ve kapari ile süslediğim yeşil salata…

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-4

Actifry ile kızarttığım havuç ve kabak
Kırmızı Biber Sarması

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-1

Bruschetta’yı, ekmekleri yumuşamasın diye, son anda hazırladığım için bazı fotoğraflarda yeri boş kaldı :)
Siz oraları dolu hayal edin ve şöyle keyifle seyreyleyin. :)

Akşam Yemeği Davet Sofrası (Dumanlı Ailesi)-7

Sofrada kullanılan; yemek takımı; Karaca....
Kadehler, sürahi ve tüm servis tabakları; Paşabahçe....
Çatal-kaşık takımı; Jumbo (2000 modeli)....
Kedili çatal bıçak aparatı; Bernardo....
Keten masa örtüsü; Çarşaf-iş...
Peçeteler; Ikea...
Peçete halkaları ve papatyalı tül masa örtüsü; Lsi Agency (0212-231 61 23)

18 Ekim 2010 Pazartesi

Patatesli Ekmek

Patatesli Sandviç Ekmeği

EV YAPIMI HAMBURGER ve SANDVİÇLER İÇİN…
Patatesli tarifler ile ilgili araştırma yaparken, Siret yenge’de Patates Çorbası ve Patates Ograten yemiş ve hemen tariflerini alarak, deneyip sizlerle paylaşmıştım hatırlarsanız.
Hatta bana çok eski bir kitap verdiğini ve içinde harika tariflerin olduğunu da söylemiştim.
Aynı gün sohbetimiz sırasında; “Nesrin de ekmeklerin içine hep patates ekler, çok güzel oluyormuş” dedi.
Yani, ekmeğin tarifi; Siret yengenin kardeşi Nesrin şekerimden :) Bir zamanlar pastanede çalışan bir yakınından almış tarifi, yıllardır da yaparmış.
Bende çok önceleri ekmeğin içine haşlanmış patates eklendiğini, patatesin ekmeğe hem yumuşaklık verdiğini hem de bayatlamasını geciktirdiğini okumuştum bir yerlerde.
Bolu’daki Mutfak Sanatları Merkezinde ise patatesli köy ekmeği yemiştim, tadı gerçekten enfesti.
Şimdi güvenilir bir tarif bulmaya çalışıyorum köy ekmeği de yapmak için, bakalım, kısmet :)
Nesrin’in tarifi köy ekmeğine oranla daha hafif ve beyaz bir ekmek. Zaten kendisi bu tarifi; evde hamburger yaptığında kullanıyormuş.
Bana hamburger ekmeği olarak biraz dolgun, tok kıvamlı geldi, o nedenle sandviç ekmeği dedim :) Sanırım un miktarını yarım bardak azaltarak daha hafif hale getirilebilir, denemek lazım.
İçine ceviz ve dilimlenmiş siyah zeytinde eklenebilir ve şık bir akşam yemeğinde; misafirlere önden Çeşnili Zeytinyağı ile birlikte sunulabilir.
Bayatlamasını geciktirme kısmında bir yorum yapamıyorum, bunu test edecek kadar beklemedi ne yazık ki, ertesi gün tüketildi.
Ama fırından alığımız ekmeklerin değil ertesi gün, bir kaç saat içinde bile tadının farklılaştığını göz önüne alırsak, bu ekmeğin tadı; ertesi günde aynı idi diyebilirim, yani çabuk bayatlamıyor :)
Ekmeği minik toplar şeklinde yapmak yerine, büyük tek bir tane yapıp, dilimleyerek de servis edebilirsiniz.

Malzemeler
  • 3 Su Bardağı (375 gr.) Un
  • 1 Tatlı Kaşığı (silme) Tuz
  • 2 Tatlı Kaşığı (silme) Şeker
  • 1 Paket (instant) Kuru Maya
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Patates (çiğ rendelenmiş)
  • 25 gr. (ceviz büyüklüğünde) Tereyağ
  • 1/2 (yarım) Su Bardağı Ilık Süt
  • 1/2 (yarım) Su Bardağı Ilık Su

Yapılışı

  • Ilık süt, şeker ve mayayı karıştırın. Üzerini bir kapak ile kapatarak 10 dk. kadar bekletin.
  • Karışıma, tuz, ılık su, erimiş tereyağını ekleyin ve çırpma teli ile iyice karıştırın.
  • Elenmiş un ve patatesi de ekleyin.
  • Kabın içinde biraz karıştırdıktan sonra, hamuru tezgaha alın ve iyice özleşmesi için 5 dk. kadar yoğurun.
  • Üzerini strech film ile örterek, oda sıcaklığında; 1,5 saat bekletin. (Hamur en az iki katı olacak şekilde kabaracak)
  • Ellerinizi sıvı yağ ile yağlayarak, hamurdan parçalar koparın ve 8 eşit beze yapın.
  • 190 derece ısınmış fırında (turbo değil, normal) 35-40 dk. pişirin.
  • Ekmekler fırından çıkar çıkmaz üzerlerine; ıslatıp iyice sıktığınız, temiz bir mutfak peçetesi örtün.

NOTLAR;

  • Kuru mayaların üzerinde; "bekletmeden hemen kullanabilirsiniz" yazar, adı da bu yüzden; instant. Ama ben aynı yaş mayada olduğu gibi, bir süre bekletip, kabartarak kullanıyorum. Daha lezzetli oluyor bana göre. Üstelik mayanın bayat olup olmadığını da kontrol etmiş oluyorsunuz, bayat maya ölü organizma olduğu için, etkileşime geçmiyor ve kabarmıyor.
  • Tarifi aynı ölçüler ve yapılış sırası ile 1 paket (40 gr.) yaş maya ile de yapabilirsiniz.
  • Islak bez örtmek, ekmeklerinizi yumuşacık yapıyor, örtmezseniz çok sert kabuklu ekmekleriniz olur, söylemedi demeyin :)
  • Yumuşak ve hafif bir ekmek yapmak isterseniz, önce iki bardak un ekleyip, diğer bardağı azar azar ekleyin. Ele yapışmayan kıvama gelince; un eklemeyi bırakın. Ellerinize bir miktar yapışsa da sorun yok zaten, yuvarlayıp, tepsiye dizerken, elleri yağladığımız için problem yaşamazsınız.

HAŞLANMIŞ PATATES İLE İLGİLİ DÜZELTME;

  • Daha sonraki ekmek denemelerimde; önerilere kulak verip, patatesi haşlamak yerine, çiğ olarak rendeledim.
    Ekmeğin dokusu; yumuşacık, küçük gözenekli, hazır satılan dilimli tost ekmekleri gibi oldu.
    Üstelik dört beş gün boyunca bayatlamadı, yeni yapılmış gibi yumuşak ve taze kaldı.
    Artık hangi ekmek tarifini yaparsam yapayım -elde ya da makinede- mutlaka içine çiğ patates rendeliyorum, sonunda evde yapılan ekmekte dışarıdaki lezzeti yakaladım diyebilirim...
    Sözün kısası; haşlamanıza gerek yok ama ekmeğinizden patatesi sakın eksik etmeyin :)

15 Ekim 2010 Cuma

Bendeki Buluşma :) Ekim 2010

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -4

ALTIN KIZLARIN GELENEKSEL ALTIN GÜNÜ :)
Grubumuzun hikayesini; Çeşnili Zeytinyağ tarifini verirken; neredeyse özetlemişim aslında…
“Can paşa’nın “Hoş Gelesin Can Partisi” ile başlayan, ilk başlarda -grupta ardı arkası kesilmeyen hamilelikler nedeni ile- hoş gelesin bebek, hoş geldin bebek partileri ile :) devam eden buluşmalarımız artık bir sistematiğe oturdu…
Sadece bebekler için değil, düzenli bahaneler yaratıp, buluşuyoruz artık.
Bir önceki buluşmamız; Münevver ablamızda, şahane bir iftar sofrası eşliğinde oldu...
Daha önceki buluşmamız;“Yaso’cuğumun atölyesi hayırlı olsun” temalı idi :)
Daha daha önceki; “Fadime’nin yeni evi hayırlı olsun”
Daha daha daha önceki “Hoş geldin Bibi” :)
Liste böyle uzar gider…
Ekim ayında sıra bende mesela, şimdiden heyecanı sardı :)”
Demişim…
Aynen öyle hem de ne heyecan, bir gece öncesi, sanki ertesi gün yeni bir okula ya da yeni bir işe başlayacakmışım gibi kalbimi pır pır çarptıran, uyutmayan bir heyecan.
Dile kolay; gruptaki her kişiye iki yılda bir sıra geliyor, bir doğum günü hazırlıklarından bile daha fazla heyecan yapıyor insan :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -1

Bende toplanmak için henüz bir bahanemiz olmadığından :) “ne yapsam da biz de buluşsak” diye kara kara düşünüyordum ne zamandır.
Sonunda buldum ve “yaz bitmeden son kez teras keyfi yapalım” dedim…
Bu teklifi yaptığımda İstanbul’da hava elli derecenin üzerindeydi ve ben; “şemsiye yeterli olacak mı? Çok sıcaklanıp da içeri girmek ister mi acaba kızlar” diye dertlenmiştim…
Nerde!! Heyhat ! Bırak dışarıda oturup da sıcaklanmayı, kalorifer durmaksızın bütün gün yandı :(
Kuracağım sofrayı, renklerini, temasını her şeyi terasa göre planladığım için hayalimdeki hiçbir şeyi de gerçekleştiremedim.
Zaten son dakika değişikliklerini hiçbir zaman sevmem, sinirden ağlayasım gelir o derece…
Pazartesi sabahı uyandığımda, dışarıdaki pırıl pırıl havayı görünce; bendeki tepkileri tahmin etmişsinizdir… Neden şimdi, neden cumartesi değil, neden? :(

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -17

Bu sıkıntılı ruh halim; kızların kahkahalar eşliğinde, bir bir kapıdan girmesi ile yavaş yavaş dağıldı…
Hem onların gülen yüzleri hem de Can ve Tuana sayesinde, evimiz çiçek bahçesi gibi cıvıl cıvıl oldu bir anda…
Her zaman olduğu gibi, beş altı saatin beş altı dakika gibi geçtiği, gülmekten gözümüzden yaş geldiği şahane bir gün geçirdik yine.
Grubumuzdaki hamile sayısının, bir değil iki olduğunu öğrendik o gün.
Duyunca hepimiz çığlık çığlığa sarıldık müstakbel annelerimize.
Bir sonraki buluşma; Neslihan’cığımda, konseptimiz; yeni yıl partisi.
Daha sonraki iki buluşmanın ise konuları zaten belli; “Hoşgelesin Bebek” partileri !

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -61

Buluşmalarımızın en güzel yanlarından biri; herkesin bir çeşit yaparak, sofrayı birlikte oluşturmamız.
Hem çok zengin bir sofra oluyor, hem de ev sahibi hiç yorulmuyor…
Normalde misafir ağırlarken, bir gece öncesi ve aynı gün hazırlıkları, üstüne bir de servis telaşı eklenince, misafir demek; benim gibi misafir severler için bile bir yorgunluk demek.
Bizim sistemimiz süper ötesi :)
Kızlar gittiğinde, ben akşama da bir grup ağırlayacak kadar enerjik hissediyordum kendimi :)

Soframızda neler vardı?

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -27

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -11

Aslında listeyi hazırlarken; benim payıma düşen yalnızca, Karaköy Böreği idi.
Ama ben ev sahibiyim ya, tek çeşitle içim rahat etmedi, bir de Kısır yaptım.
Adaş şekerimin de canı istemiş hem, yapmazmıyım :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -5

Can arkadaşım, canım Yaso’mdan; Dalyan Ekmek
Bir dilim yediğinizde, mükellef bir kahvaltı etmiş gibi oluyorsunuz :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -6

Selen’ciğimin; Tavuklu Etimekli Yoğurtlu Patates Salatası
Aslında bu salatayı dilim dilim servis etmek gerekiyormuş ama bunu öğrendiğimde çok geçti :(
Kendisi benim sofraya Borcam koymama takıntımın kurbanı oldu :)
“Peki bu servis şekli salatanın lezzetini etkiledi mi?” diye sorarsanız; kesinlikle hayır derim :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -14

Elinden ne yesek, beraberinde parmaklarımızı da yediğimiz Münevver ablacığımın; Zeytinyağlı Sarmaları…
Benim özel isteğim üzerine yaptı sağ olsun ama yine doyamadım, hemen bitiverdi.

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -51

Pınar’cığımın; Patlıcan Salatası…
İkimizde Münevver abla’nın tarifi ile yaptığımız için, gönül rahatlığı ile bendeki tarife yönlendiriyorum sizi :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -10

Adaş şekerimden; Tahinli Cevizli Rulo Çörek.
Ertesi gün annemin de en favori lezzeti oldu :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -15

Esra’cığımın getirdiği Şekerpare…

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -9

Grubumuzun cheesecake kraliçesi Neslihan’dan; Damla Sakızlı Limonlu Cheescake
Bugüne kadarki buluşmalarda hep süslü pastaların gölgesinde kalan, daha doğrusu midemizde yer kalmadığı için çoğu zaman yiyemediğimiz; cheesecake o gün kelimenin tam anlamı ile hak ettiği ilgiyi gördü :)
Lezzeti de muhteşemdi her zamanki gibi…

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -16

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -49

Tüm çalışmalarımı :) terasta ve bahar konseptli düşündüğümü söylemiştim, hayal ettiğim masayı kuramayınca böyle yan yana boncuk gibi dizildiler…

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -56

Kızlar harıl harıl çalışırken :)
Tuana’nın şaşkın bakışları ise muhteşem :))))

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -46

Minik etiketler, onları epey bir süre oyaladı…

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -25

Sarıldım, sarıldım doyamadım ben güzelliğe. Tuana; oyuncak bebek gibi öyle narinki…
Sarılırken zarar vereceğim diye korkuyorsunuz :)

Bendeki Buluşma :) 09 Ekim 2010 -26

İşte o güzel günü; en güzel şekilde anlatan fotoğraf…
Evimde olmalarından sonsuz keyif aldığım yetmezmiş gibi, bir de hediye ile gelmişler.
Uzun zamandır hayalini kurduğum ve alma planları yaptığım; Arçelik Telve ile…
Bende her almaya kalktığımda Yaso niye bana engel oluyor diyordum, meğer arkamdan iş çevriliyormuş :)
Ne diyebilirim ki, kelimeler yetersiz, çığlıklarım size anlattı her şeyi kızlar…
Çok teşekkür ederim her şey için, ellerinize, gönlünüze sağlık…

13 Ekim 2010 Çarşamba

Kremalı Mantarlı Bonfile

Kremalı Mantarlı Bonfile

İKİNCİ BAŞ YAPIT :)
Sebzeli Bonfile Kulesi’ni yayınlarken; “baş yapıt” kelimesini kullanmıştım ve hala da arkasındayım.
O nedenle, bu yemeğe; ikinci baş yapıt diyorum :)
Bu yemek; son zamanlardaki en gözde yemeğim, ölçüleri göz kararı ve yaparken uydurma aşamasına bile geçtim o derece çok yaptım yani :)
Sebzeli Bonfile Kulesi’ne göre yapımı çok daha kolay, biraz da bu yüzden gözdem diyebilirim. Hafta içi işten gelince, eşim ve kendim için yapıveriyorum hemen, yanına birde yeşil salata, oldu bitti.
Çok özendiğim ağır misafirlerim içinde yapıyorum ve yapımı çok zor olmadığı halde; iş sunum aşamasına geldiğinde sofranın gözdesi oluyor bir anda :)
Kremalı mantarlı sos; dört kişi için bol bol yetiyor, fotoğrafta görüldüğü gibi bol soslu bir yemek oluyor.
Ama ben sosu aynı ölçüler ile pişirip, sekiz kişi de ağırladım. O zaman sosu; servis yaparken her bir parça etin üzerine, birer kaşık kadar koyup, paylaştırabilirsiniz.
Mantarı haşlayacak zamanınız yok ise; konserve mantarda kullanabilirsiniz ya da mantarı bir gün önceden haşlayıp, süzüp buzdolabında saklayabilirsiniz.
Sosu birkaç saat önce pişirip, servis edeceğiniz zaman ısıtabilirsiniz hatta daha bile güzel oluyor, defne yaprağının, fesleğenin, soğanın tadı iyice sosa geçiyor.
Soğan olarak kırmızı soğan kullanmanızı özellikle öneririm, karamelize olan tatlı kırmızı soğanın bu yemeğe kattığı lezzet çok başka.
“Soğanı yemek istemiyorum” derseniz; üç dört tane minik arpacık soğan kullanın ve servis sırasında soğanları sosun içinden alın.
Aynı şekilde sarımsakları da içinden alabilirsiniz, doğramadan sadece çıtlatarak koyuyoruz bu nedenle :)
İster geniş bir servis tabağında topluca, isterseniz tek tek üzerine sos gezdirerek ama mutlaka sıcak servis edin.

Malzemeler (4 Kişilik)
  • 8 Parça Dana Bonfile

Eti marine etmek için;

  • 1'er Tutam (taze çekilmiş) Karabiber, Beyazbiber
  • 2 Yemek Kaşığı Soya Sosu ya da 1 Yemek Kaşığı Elma Sirkesi
  • 2-3 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • 1 Diş (dilimlenmiş) Sarımsak

Kremalı Mantarlı Sos için;

  • 1 Paket (400 gr.) Mantar
  • 1 Adet Limon
  • 1 Adet (minik) Kırmızı Kuru Soğan
  • 2 Diş Sarımsak
  • 3-4 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • 3-4 Adet Defne Yaprağı
  • 2-3 Dal Taze Fesleğen ya da (yarım çay kaşığı) Kuru Fesleğen
  • 1 Paket (200 ml.) Krema
  • Tuz, Karabiber

Yapılışı

  • Öncelikle etleri marine malzemeleri ile güzelce karıştırın. Üzerini örterek, buzdolabında kremalı sos hazır oluncaya ya da kızartacağınız zamana kadar (en az 30 dk. en fazla 2-3 saat) bekletin.
  • Mantarları ince ince doğrayın. Limonu, 1 lt. kadar suya sıkın ve doğradığınız mantarları ekleyin. Kaynamaya başladıktan sonra, 10 dk. kadar haşlayıp, süzün.
  • Bir teflon tavaya zeytinyağ, iri iri doğradığınız (önce dörde, sonra sekize bölünmüş) soğan ve (bütün olarak çıtlattığınız) sarımsağı koyun.
  • Orta ateşte sürekli karıştırarak, soğanlar yumuşayıncaya kadar, 3-4 dk. kavurun.
  • Mantarları ekleyin ve mantarlarda kızarıncaya kadar, 3-4 dk. daha kavurun.
  • Fesleğeni, kremayı, defne yaprağını, tuz ve karabiberi ekleyin, kısık ateşte 4-5 dk. kadar kaynatın.
  • Etleri iyice kızmış, hiç yağ eklemediğiniz teflon tavada önlü arkalı kızartın.
  • Etlerin üzerine hiç bekletmeden, sıcak sosu gezdirin ve sıcak servis edin.
  • Servis ederken, varsa kırmızı tane karabiber ile süsleyin.

Kremalı Mantarlı Bonfile

YAZARIN ÖNERİSİ :)

  • Kremalı mantarlı sosu; aynı zamanda makarna sosu olarak da kullanabilirsiniz. Sosu tarifteki gibi hazırlayın ve pişirip süzdüğünüz, yarım paket makarna ile karıştırın. Sıcak servis edin.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Sezar Soslu Patates Salatası

Sezar Soslu Patates Salatası

KİŞİYE ÖZEL SALATA :)
Öncelikle küçük bir ekleme notu;
“Işık’s Baby Shower Day” in hazırlıklarını anlattığım yazıda; “çalışmalarımın tümünü size toplu halde gösteremediğim için çok üzgünüm demiştim” ya… Artık değilim :)
Burçin Bey ve Işık Hanım şahane fotoğraflar gönderdiler bana, hemen ekledim, bakmak isterseniz; “Baby Shower Partisi” yazısına buyurun efendim :)
Gelelim patates salatasına…
Tamamen doğaçlama bir tarif, tarif demek bile ne kadar doğru bilemiyorum, uyduruk bir şey :)
Eşime patates salatası yaparken kendime mutlaka ayrı yaparım, onunki sadece patates, yağ, limon ve maydanozdan oluşurken benimki “her şeyli” olur :)
Mutlaka soğan, var ise kırmızı lahana, bilimum yeşillikler, bazen mayonez…
İşte ne bulursam. :)
Sezar sosunu, uzun zamandır ve sadece Sezar Salata yaparken değil, köfte, et ya da tavuk kızartmasının yanında da kullanıyorum.
Bir akşam acaba nasıl olur ki diye merak edip, patates salatamın üzerine de ekledim ve şahane oldu!
Sonra bu uydurma tarifi her gün biraz değiştirerek sabitledim, mesela bir gün mayonez ekledim ama hoşuma gitmedi, çok ağır oldu.
Bir başka gün biraz yoğurt ile hafiflettim, biraz zeytinyağı ile ağırlaştırarak ortasını buldum.
Sarımsaklı çok hoşuma gitmedi ama soğansız kesinlikle yarım kalıyor.
Sonuç olarak ilk yaptığınızda benim tarifim ile yapsanız bile eminim sonraki denemelerde kendi damak zevkinize göre sizde ufak değişiklikler yapacaksınız, sosu arttırıp, yoğurdu azaltmak vs. gibi…
Bu salata; kişiye özel bir salata olmaya devam eder diye düşünüyorum :)
Kendisi başlı başına bir öğün olmakla birlikte, davet sofralarınız için güzel bir yardımcı yemek bana göre…

Malzemeler (2 kişilik)
  • 2 Adet (iri) Patates
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Yoğurt
  • 3 Yemek Kaşığı (Kühne Amerikan Sezar) Salata Sosu
  • 1 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • 1 Yemek Kaşığı (taze) Limon Suyu
  • 5-6 Dal Maydanoz
  • 1 Adet (çok minik) Kırmızı Kuru Soğan
  • Karabiber
Yapılışı
  • Patatesleri haşlayın ve iri iri doğrayın.
  • Soğanı piyazlık (yarım ay şeklinde) doğrayın.
  • Yoğurt, Sezar sosu, zeytinyağ, limon suyu, karabiber ve kıyılmış maydanozu çırpma teli ile karıştırarak pürüzsüz hale getirin.
  • Soğanı ekleyin ve karıştırın.
  • Sosu patatesin üzerine gezdirin ve beklemeden ılık servis edin.

Sezar Soslu Patates Salatası

Hazırladığınız sosu fazla bekletmeden, ilk sıcaklığı geçen patateslerin üzerine ekleyin ve ılık servis edin.
Bu cümlede de, her kelimede bir uyarı var dikkat edin :)
Sosu fazla bekletmiyoruz; içindeki soğan bekleyince hoş olmuyor.
Patatesin ilk sıcaklığının geçmesini bekliyoruz; yoksa sosu tamamen çekiyor ve sulanıyor.
Ilık servis ediyoruz; çünkü en güzel tat o zaman :)

ÖNERİ;
Patatesi evimize geldiği günden beri; Tefal NutriCook ile pişiriyorum.
Haşlanmış patatesin kabuklarını soymak zor geldiği için, çoğu zaman kabuklarını soyup, doğrayıp öyle haşlıyordum patatesi ama bütün vitamini lezzeti suyuna gittiği için de çok üzülüyordum.
Nutricook bu konuda olağanüstü!
Patatese hiç su değmeden, sepetinde buhar ile haşlıyor böylelikle tüm besleyiciliği ve lezzeti içinde kalmış, süper patatesleriniz oluyor :)
Nutricook yoksa da; patatesleri haşlamak yerine buharda pişirmenizi öneririm, kesinlikle haşlanmış patatesten çok daha lezzetli oluyor.


8 Ekim 2010 Cuma

Patates Ograten

Patates Graten

HAMURSUZ PİZZA GİBİ...
Bu tarifi öğrendiğim günden beri kaç kez yaptığımı artık unuttum.
Üstelik söz ettiğim zaman aylar yıllar değil, sadece birkaç hafta :)
Gecenin kaçı olursa olsun, karnım aç tok fark etmez, fırından çıktığı anda neredeyse yarısını indiriyorum mideye :)
Ertesi gün ofiste de kalanını…
Bitmesin diye yavaş yavaş yiyorum o derece :)
Tarif; yine Siret yengeciğimden… Patates Çorbası’nın olduğu sofrada bu güzellikte vardı.
Hatta o gün yemekte neler olduğunu öğrenince; “yenge sen benim patates dosyası hazırladığımı mı duydun Allah aşkına” diye şaşkınlığımı dile getirmiştim :)
Çorba ve ograten’i afiyetle yiyip, tarifini peçetelere yazdığımı görünce, meşhur antika yemek kitabını verdi bana, içinde hem değişik, hem de klasikleşmiş patatesli yemek tarifleri olan.
Şimdi onlara çalışkan bir Müge lazım, oturmasın, pişirsin sizler ile de paylaşsın, hadi bakalım hayırlısı :)
Yapımı çok kolay ama yemekleriniz için şahane bir eşlikçi olabilir bu tarif…
Sadece yemeklerde değil, çay sofralarınıza hatta kahvaltıya da yapabilirsiniz, süper olur.
Hamursuz pizza gibi…
Patatesli tariflerin pek çoğu ilk piştiğinde güzeldir, ertesi gün tadı pek hoş olmaz, bilirsiniz, bu tarif ikisinin ortası, ilk fırından çıktığında yerseniz olağanüstü ama ertesi gün, kalan kısmı yine fırında ısıtırsanız mis gibi oluyor :)
Kremalı Patates'e göre çok daha hafif ve kıvam olarak daha güzel bence.

Malzemeler
  • 5-6 Adet (orta boy) Patates
  • 2-3 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
  • Tuz - Karabiber
  • 3,5 Yemek Kaşığı (tepeleme) Un
  • 1 Adet Yumurta Sarısı
  • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Tereyağ
  • 2 Su Bardağı (400 ml.) Süt
  • 1 Su Bardağı (rendelenmiş) Taze Kaşar Peyniri
  • 1 Su Bardağı (minik doğranmış) Taze Kaşar Peyniri

Yapılışı

  • Patateslerin kabuklarını soyup, halka halka doğrayın.
  • Patatesleri; derin bir kasede, sıvıyağ, tuz ve karabiber ile karıştırın.
  • Fırın kabına patatesleri (hafif yatık, üstteki alttakinin yarısına gelecek şekilde) dizin.
  • Minik minik doğranmış kaşar peynirini patateslerin üzerine serpin.
  • Ayrı bir tencerede; süt, tereyağ, un, yumurta sarısı ve biraz tuzu çırpma teli ile iyice karıştırın. Orta ateşte sürekli karıştırarak pişirmeye başlayın.
  • Karışım kaynayınca, yarım dakika kadar pişirip, ateşten alın.
  • Karışımı hiç bekletmeden, patateslerin üzerine yayın.
  • 180-190 derecede ısınmış fırında 40-45 dk. patatesler yumuşayıncaya kadar pişirin.
  • Pişirme işleminin ortalarında, bir bıçak yardımı ile sosun üzerinde çizikler yapıp, sosun patateslerin içine girmesini sağlayın.
  • Patatesler pişince, rendelenmiş kaşarı üzerine serpin ve kaşar eriyinceye kadar tekrar fırına verin.
  • Sıcak servis yapın.

Patates Graten

KÜÇÜK BİR BİLGİ;
Graten:
özel küçük bir yakma tüpü (pürmüz) ile besinlerin üzerinin karamel rengi alıncaya dek yakılması...
Ograten: beşamel sos ve peynir ile karışıtırılarak yapılan yemeklerin tümü... peynir ile üzerinin yakılmasıdır...

7 Ekim 2010 Perşembe

Havuçlu Patates Çorbası

Patates Çorbası

ÇORBA MEVSİMİ GELDİ ÇATTI :)
Tahmin edeceğiniz üzere patates ile ilgili bilgileri verdikten sonra, patatesli tariflere geçiyorum :)
Patatesli her şeye bayılan bir aile olduğumuz için; blogumda pek çok patatesli tarif zaten mevcut ve bundan sonrada olacak ama konunun anlamına uygun olması açısından arka arkaya eklemek gerek birkaç tarif :)
Bu arada; Patates Dosyası ile ilgili, görüşlerine çok değer verdiğim, sevgili Dyt.Özge Kelebek’ten çok açıklayıcı bir e-posta aldım.
Belirttiği düzeltmeleri hemen yaptım ve kendisine ilgisi için bir kez de buradan çok teşekkür etmek isterim.
Patates çorbası ile ilgili sağlam bir tarif aradığım günlerde :) Ramazan ayında Siret yenge’de buldum aradığımı…
Daha önceki birkaç deneme beni çok tatmin etmedi, sanki sulandırılmış patates püresi yiyor gibi hissettim. Tamam, patates çorbasında patates tadı almak kadar doğal bir şey olamaz ama patates püresi yiyor gibi hissetmek hoşuma gitmedi açıkçası.
Siret yenge’nin tarifinde patates tadı çok baskın değil, havucun etkisi mi, yoksa patateslerin kavruluyor olması mı bunu sağlıyor tam bilemiyorum.
Tarifi aldıktan sonra, iki kez de kendim denedim ve her seferinde de çok beğenerek içilen bir çorba oldu.
En güzel yanı pek çorbada yaşanan; bekleyince koyulaşma sorununun bu çorbada olmaması. İki gün boyunca kıvamı aynı kalıyor.
Yani çorbayı pişirirken; “nasılsa koyulaşır, suyunu bol tutayım” hatasına düşmeyin :)

Malzemeler
  • 2 Adet (orta boy) Patates
  • 1 Adet (orta boy) Havuç
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Un
  • 3 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
  • 1 Yemek Kaşığı (50 gr.) Tereyağ
  • 1,5 Lt. Su
  • Tuz, Karabiber

Yapılışı

  • Patatesleri ve havucu rendeleyin.
  • Teflon tencereye, sıvıyağı ve tereyağı koyun ve orta ateşte eritin.
  • Eriyen yağa unu ekleyin ve hızlıca karıştırarak, on-on beş saniye kadar kavurun (dikkat edin, yanmasın)
  • Kavrulan una, rendelenmiş patates ve havuçları ekleyin. 4-5 dk. kadar karıştırarak kavurun.
  • Karışıma; su, tuz ve bolca karabiber ekleyin, kaynayınca ateşi kısın ve patatesler pişinceye kadar pişirin.
  • Karışımı el blendırı ile çekerek, pürüzsüz hale getirin.

NOTLAR;

  • Çorbayı; yarı tavuk suyu, yarı su şeklinde hazırlayabilirsiniz, tavuk suyu zaten yağlı olduğu için, diğer yağların miktarını yarı yarıya azaltmanız iyi olur.
  • Bulyon lezzetini seviyorsanız, su ekleme aşamasında bir tavuk bulyon da ekleyebilirsiniz, o zaman tuz miktarını azaltın.
  • Tereyağ ve sıvı yağı birlikte eritmek, tereyağının yanmamasını sağlıyor. Tereyağ eritilen tüm tariflerde bir miktar da sıvıyağ eklerseniz sorun yaşamazsınız.
  • Karabiber konusunda elinizi bol tutun :) Servis etmeden öncede taze çekilmiş karabiber serperseniz çok iyi olur.
  • Çorbayı teflon tencerede pişirmeniz, havuç ve patatesleri kavururken büyük kolaylık sağlıyor, çelik tencerede patates ve havuç tabana yapışıyor.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Patates

Patates (hünerlopedi)

EVİMİZİN YEGANE BESLENME KAYNAĞI :)
Gerçekten öyle… Eşimin patates tutkusu dillere destandır. Hele de patates kızartması.
Bizi tanıyan herkes bilir bunu. Kimin evine yemeğe ya da kahvaltıya gitsek, onlarca çeşit bile yapılmış olsa masada mutlaka patates kızartması da olur :)
Neredeyse her akşam patates kızarır evimizde, bazen değişiklik olması açısından patates salatası yaparım, bazen de patatesli börek.
Bu anlattığıma kesin inanmayacaksınız ama patatesli börek yaptığım bir akşam, hem böreği hem de iç harcını yemiş arkasından “birde kızartması olsa şahane olurdu” demişti! :)
Hünerlopedi’nin yeni konusu patates dediğimde, Yaso; “çok şaşırdım ben ilk konu patates olur sanıyordum” demişti :)
Ama ben kendime torpil yaptım, ilk konuları kendi sevdiklerime ayırdım :)
Diğer konularda olduğu gibi, patates içinde, deyim yerinde ise geniş çaplı bir araştırma yaptım.
Yani bu Hünerlopedi projesi ile; kaynak arayanlara çok büyük iyilik yaptım diye düşünmekteyim.
Herhangi bir konuda araştırma yaptığınızda o kadar fazla bilgi hatta bilgi kirliliği var ki kafa karıştırması çok doğal.
Hünerlopedi’deki bilgiler, aranmış, taranmış, okunmuş ve ayıklanmıştır efendim, afiyetle okuyunuz :)

HÜNERLOPEDİ - PATATES
Patates (Solanum tuberosum), patlıcangiller (Solanaceae) familyasından, yumruları yenen otsu bitki türü. Boyu 70-80 cm. e varan, beyazımsı-pembemsi çiçekler açan, yumruları hariç, zehirli otsu bir bitkidir. Patates tohumuna milva denir.
Bitkinin; toprak altında kalan yumruları; “patates” olarak bilinir. Bu yumrular nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir.
Bitkinin toprak üst kısımlarında zehirli alkaloidler bulunmasına karşılık yumruları zehirli değildir.
Patates yumrularında bulunan nişasta taneleri, yumurta veya armut şeklinde olup, 70-100 mikron büyüklüğünde tanelerden ibarettir.
Patates dış kabuk rengine göre sarı ile kırmızı, etine göre beyaz ve sarı olarak ayrılır. Sarı patates makbuldür.
Tek yıllık bir kültür bitkisi olan patates, çeşitli iklim bölgelerine kolaylıkla uyum sağlayabildiği için, dünyanın hemen yer yerinde başarıyla yetiştirilmiş ve besin kaynağı olarak değişik şekillerde kullanılarak tüketimi hızlı bir şekilde artmıştır.
Yumrularında; nişasta halinde karbonhidrat, protein, vitaminler ve Demir gibi önemli besin maddelerini içeren patates, insanlar tarafından doğrudan mutfaklarda tüketildiği gibi, işlenerek değişik şekillerde (cips, parmak patates vs.) tüketilmektedir.
Ayrıca, ekmek ununa %3-5 oranında patates unu karıştırıldığında, ekmeklerin lezzetini artırmakta ve bayatlamayı geciktirmektedir.
Yüksek oranda nişasta içeren çeşitleri, endüstride hammadde (nişasta, alkol, vs.) olarak ve bir kısmı da hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.
Patates nişastası, salam ve sosis yapımında oldukça yaygın kullanılmaktadır.

TARİHÇE
Alçakgönüllü sebzemiz patates nasıl olduysa ilk olarak Amerika kıtasında yeşermiş. İnkalar ona tanrısal bir anlam yüklemişler. İspanyol istilacılar Güney Amerika kıtasında bugün Peru olarak bildiğimiz ülkeyi işgal ettiklerinde İnka hazineleri kadar patates de dikkatlerini çekmiş. Keşif ve istilanın başındaki kumandan Pizzaro, 1535 yılında patatesi İspanya kralına takdim etmiş. Ne var ki kral hazretleri bu tanıştırmadan pek hoşlanmamışlar.
Bundan yaklaşık elli yıl sonra, bu kez bir İngiliz soylusu, Sir Walter Raleigh, Virginia'da patatesi yeniden keşfetmiş. İngiltere'ye getirmiş. Patates burada halk arasında ciddi bir ilgi görmüş.
Patatesi 1590'da ilk olarak botanik literatürüne geçiren İsviçreli botanist Gaspard Bauhin'dir.
1739 yılında, İskoçya' da patates tarımına başlanılmış, ancak protestan dinine mensup ileri gelen kişiler, kutsal kitap "Tevrat" da patatesle ilgili bir bilgiye rastlamadıklarını beyan ederek; patatese karşı olumsuz bir tepki göstermişler ve patates yemenin günah olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Patates; 1745 yılında İtaya'dan Almanya' ya ve Avusturya'ya girmiş ve tarımına başlanmıştır.
1780' li yıllardan sonra Avrupa'nın Almanca konuşan ülkelerine (Hollanda, Belçika) getirilen patates, bu ülkelerde yetiştirilmeye başlanmış, ancak bu ülkelerde patates tarımı 19. asırdan sonra büyük gelişme göstermiştir.
Zamanla önce İtalya'da, sonra da Almanya, Rusya ve Fransa'da patates tarımı başlamış. Ancak İngiltere'nin aksine, buralarda patatese bir hayvan yemi muamelesi layık görülmüş. Bir de patates yetiştirilen bölgelerdeki köylüler yemeklerini yapmışlar patatesin.
Patates Rusya'ya 1764 'lü yıllarda Hollanda'dan girmiştir. 1765 yılından sonra tüm Rusya 'ya yayılmaya başlanmıştır.
Patates 1769 yılında Fransız gemicileri tarafından Yeni Zelanda' ya götürülmüş ve 1840'lı yıllardan sonra bu ülkede patates tarımı hızla gelişmiştir.
Patatesi bugünkü burjuva mutfaklarına kabul ettiren adam; bir Fransız kimyacısı, Antoine Augustin Parmentier'dir. Aynı zamanda Fransız ordusunda subay olan Parmentier, patatesin faydaları üzerine ciddi araştırmalar yapmıştır.
O dönemlerde Avrupa'nın kıtlık tehlikesiyle karşılaşmış olması, Parmentier'i patatesi savunma konusunda daha da cesaretlendirmişti. Patatesin yararları üzerine bilimsel kitapçıklar yayınlamıştı. Bu çalışmaları geniş yankı uyandırdı. Sonunda Fransa Kralı kendisine Paris civarında tarlalar tahsis etti ve Parmentier oralarda patates yetiştirmeye başladı.
Fransızlar önceleri, patatesi yalnızca çiçeklerinden yararlanmak için süs bitkisi olarak yetiştirdiler. 16.Louis ve Marie Antoinette; balolarda, üstleri elmas dolu giysilerine patates çiçekleri takarlardı.
Yüzyıllar sonra Avrupa, patatesi bir kez daha ve bu kez Amerikalılar aracılığıyla keşfetti ve sebzemiz fast food adı verilen kültürün başrol oyuncusu oldu.

Antoine Augustin Parmentier’in Öyküsü
Çok incelenmiş olmasına rağmen 1789 Fransız Devrimi içinde hala hayret verici nice öykü gizli.
Bunlardan biri de patatesin öyküsü.
Paris’te metroda bir heykel vardır. Bu heykel on sekizinci yüzyıl sonlarında yaşamış eczacı ve tarım uzmanı’nin heykelidir. Kendi adını taşıyan metro istasyonunda taşımacılıkta atların kullanıldığı dönemden kalma bir adamın, elektrikli vagonlar arasında ne işi var diye düşünmeden edemez insan. Parlak bir ışıkla aydınlatılmış beyaz çinili bir tünelde bu tozluklu, pudralı peruklu adam ne arıyor?
Bulunduğu ortamla tam bir tezat oluşturan bu adam, kolunun altında bir sepet patates tutar ve bunlardan birini bir çiftçiye uzatır. Yerin bu kadar altında hiçbir şeyin büyümeyeceğini bilen çiftçi kendisine bu adamın neden ısrar ettiğini merak eder gibidir.
Parmentier; patatesin zehirli bir Yeni Dünya bitkisi olduğunu ve cüzzama neden olduğunu sanan çağdaşlarına bunun tersini kanıtlayıp insanları açlıktan ölmekten kurtaran bir ulusal kahramandır.
On sekizinci yüzyılın büyük çalkantıları sırasında, defalarca büyük kıtlık yıllarıyla karşılaşan Fransız köylüleri, yine de buğday lapasından başka bir şeye güvenmiyordu.
Fransız Devrimi’nin karıştırdığı ülkede halkın açlıktan ölmesine bir çare bulmak isteyen l’Académie de Besançon, ekmeğin fırın raflarından kalktığı 1769 yılında bir yarışma açtı.
Yarışmayı kazanan Parmentier; bundan sonra kendini yaptığı inanılmaz patates promosyonları ile patatesi sevdirmeye adadı.
Kral 16. Louis’ye patatesi sevdirmek için patatesin zarif çiçeklerini sunarak işe başladı. Ardından soylulara ve aralarında Amerikan elçisi Benjamin Franklin’in de bulunduğu konuklarına patates temalı yemeklerin sunulduğu ziyafetler vermeye başladı.

TÜRKİYE'DE PATATESİN TARİHÇESİ
Patatesin; Türkiye' ye girişi ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmektedir.
İlisulu (1957)'ye göre patates; 1850 yılında Rusya'dan Kafkasya yolu ile Türkiye 'ye girmiş ve ilk olarak Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesi yaylalarında yetiştirilmiştir.
Zhukovsky (1933)'e göre ise; patates, Türkiye'ye 1853 yılında girmiş ve çiftçiler tarafından 19. yüzyılda tüketilmeye başlanmıştır.
Patatesin, Adapazarı bölgesinde yetiştirilmesinde Hüdevandigar valisi Ahmet Vefik Paşa'nın büyük rolü olmuştur. Patates, toprak kokan bir ürün olduğu için köylüler tarafından fazla ilgi görmemiş, ancak daha sonra 15 yıl süreyle öşürden muaf tutulmak suretiyle bölgeye yayılmasına çalışılmış ve 15 yıl sonra ancak, tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlanmıştır. 1908 -1910 yıllarında Marsilya'dan sağlam ve hastalıksız patates tohumlarının getirilmesiyle verimde önemli artışlar elde edilmiş, kazançlı ve faydalı bir bitki olduğu anlaşılmıştır.
Bunun üzerine, patates üretimi ülkemizde hızla gelişmiş ve bugünkü seviyelere ulaşmıştır.
İlk ekim, Sakarya Nehri vadisinde Akova'da gerçekleştirilmiş. Boğaz'ın Karadeniz kıyılarında ekilmiş.
Alman uzmanlar, Adapazarı civarında bir deneme istasyonu kurmuşlar.
Burhan Oğuz, ''1895 yılında merkezi yaylada ilk patates kültürünün tecrübesine, Alman uzman Dr. Hermann memur edilmiş olup, şimdiki cinsleri o günlerin çalışmalarına borçlu oluyoruz'' diye yazıyor.

FAYDALARI
• Hava kirliliği, radyasyon, sanayi ve tarım ilaçlarının, kimyasal artıklarına karşı, kanı zehirlerden temizler ve hücreleri yeniler.
• Vücudun, karbonhidrat ihtiyacını büyük ölçüde karşılar.
• Patatesin yapısında su bulunduğu için; susuzluğu giderir.
• Mide gastritleri, ülseri ve onikiparmak bağırsağı ülserinde yararlıdır, mide gazlarını giderir.
• Karaciğer şişliğini giderir, karaciğerdeki yangıları iyileştirir.
• Bağırsak kurtlarının düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak şişliğini azaltır.
• Sindirimi kolaylaştırır.
• Böbreklere faydalıdır.
• Damar sertliğini giderir.
• Sert bir şey yutulduğu zaman yabancı maddenin vücuda zarar vermeden çıkartılmasını sağlar. • Basur, yanık ve çıbanların ağrılarını geçirir.
• Birinci ve ikinci derecedeki yanıklar için tedavi edici olarak kullanılmaktadır.
• Vücuda enerji verir, halsizliği ve yorgunluğu giderir.
• El ve ayak çatlaklarına iyi gelir. Normal ve kuru ciltler için yararlıdır.
• Patates nişastasının hazmı, tahıl nişastalarına göre daha kolaydır.
• Patates ishale iyi gelir çünkü nişasta suyu tutucu özelliğe sahiptir ve gaitanın bu özelliği ile sertleşmesini sağlar.
• Avusturyalı Doktor R.Bireuss, 1950 yılından beri patatesi kansere karşı doğal ilaç olarak uyguluyor ve kanserli hastalarına patates kürleri yaptırıyor.

Dikkat !!
Patates nişastalı bir besindir ve sıcakken özellikle nişasta çok kolay şekere dönüşür ve kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur. Bu yüzden özellikle sıcak patates ve bunun ile yapılmış yemekleri diyabet hastası olanların ve zayıflamak isteyenlerin tüketmeleri oldukça sakıncalıdır.

TÜRLERİ
• Adora, Agata, Agria, Anna, Carlita, Cosmos, Cycloon, Fabula, Felsina, Fianna, Granola, Hermes, Impala, Jaerla, Konsul, Lady Olympia, Lady Rosetta, Latona, Marabel, Maranca, Marfona, Mondial, Morene, Panda, Provento, Ranger Russet, Remarka, Resy, Russet Burbank, Sante, Satina, Shepody, Slaney, Solide, Tomensa, Van Gogh, Velox, Victoria

Kabuğuyla haşlanmış 100 gr. patatesin içerdiği Besin Değerleri
Enerji: 71,2 kal... Su: 79,2 g... Protein: 2 g... Cho: 14,8 g... Yağ: 0,1 g... Vit c: 17 mg... Demir: 0,4 mg (ki oldukça az bir miktar patates kaynağı olarak gösterilemez)... Kalsiyum: 6 mg (oldukça az)... B1:0.1 mg... B2: 0 mg... B6: 0.3 mg... Lif: 2,3 g (çok az kaynak olarak gösterilemez)... Potasyum: 411 mg (patates genel kaynak olarak gösterilebilir)

ÇOK YARARLI...
Patatesin besleyiciliği hakkında spekülasyonlar çok. Fazla kilolu olan kişilere ''patates çuvalı gibisin'' denmesi basit bir benzetmeden kaynaklanmıyor. Bu sözlerde patatesin şişmanlattığı iması da yer alıyor. Oysa patates hiç yağ içermez. Orta boy haşlanmış ya da fırında pişirilmiş bir patates sadece 100 kalori verir. Bir C vitamini ve B6 vitamini deposudur. Demir de içerir.
Portakal ve domates kadar olmasa da patates elma, armut ve ayvadan daha fazla C vitamini içerir. Her gün 200-300 gram büyüklüğünde bir patates yenmesi halinde, vücudun günlük C vitamini ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir.
Son yapılan çalışmalarda patatesin bir nitrik asit ve çinko deposu olduğu da gösterildi. Dolayısıyla özellikle ishal veya mide-barsak sistemi bozukluklarında değerli bir diyet.
Patates ağırlıklı beslenenlerde beyin kanaması sıklığının %6 oranında azaldığı, akciğer kapasitesinin ise anlamlı artış gösterdiği bildirilmiş. Patatesin bayanlarda göğüs kanseri riskini azalttığına da inanılıyor.
Nadiren allerjik bazı reaksiyonlara yol açtığı da söyleniyor. Ciltte döküntü, kaşıntı gözlenebiliyor.

ÇOK BESLEYİCİ...
İçinde; su, karbonhidratlar, potasyum, magnezyum, fosfor, demir, bakır, sodyum, alüminyum, manganez, çinko, nikel ve kalsiyum gibi mineraller, B, B1, B2, B6, K, PP vitaminleri bulunan patates çok zengin bir besindir.
100 gr.lık patates yumrusu; normal bir insanın gereksinim duyduğu günlük proteinin minimum %7 sini, demirin %l0 unu, C vitamininin %20-50 sini, B1 vitamininin %10 unu ve enerjinin %3 ünü karşılamaktadır.
Bu değerler, patatesin beslenmedeki yerini ve önemini açık olarak göstermektedir.
İçinde çok sayıda mineral ve vitamin bulunduğundan, organizmanın mineral ve vitamin gereksinimini karşılar. Yapısında bulunan B vitamini bileşikleri sinir sistemini düzene sokar. Enerji verir, beden işçileri patates sayesinde daha az yorgunluk duyarlar.
Çiğ patates suyu içilirse bütün bu faydalı vitaminlerden istifade edilmiş olur.
Çiğ patates suyu karın ağrılarını dindirir, mide ekşimesini önler, safra kesesi taşını düşürür. Karaciğer şişkinliğini iyileştirir, iltihabı giderir, kansere karşı korur.

İLAÇ NİYETİNE !
• Karaciğer yetersizliği ve safra kesesi taşında; öğle ve akşam yemeklerinden evvel bir fincan patates suyuna bir miktar limon sıkılarak içilirse faydalıdır.
• Kabuğu soyulmuş patates suyundan sabahları aç karnına bir çay bardağı içilir, bir ay kadar devam edilirse çeşitli mide rahatsızlıklarında faydalı olur.
• Yüksek tansiyonda ve damar sertliğinde; üç bardak suya 30 gr. patates kabuğuyla beraber ince ince doğranır, 30 dakika kaynatılır, süzülür, günde 2 bardak içilir. Bir müddet devam edilmelidir. Bu su aynı zamanda bol idrar söktürür, taş ve kum dökmeyi sağlar, safra akışını kolaylaştırır, bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Radyasyon ve kimyasal artıklara karşı kanı zehirlerden temizler, hücreleri yeniler.
• Albümin hastaları bol bol haşlanmış patates yerlerse şifasını görürler.
• Ülserde patates kabukları ile ezilir, püre hâline getirilir, bir miktar saf zeytinyağı ile karıştırılır, yemeklerden önce 2 veya 3 kaşık yenir.
• Aç karnına günde 1 veya 2 çay bardağı patates suyu içildiğinde ülseri tedavi eder. Bir müddet devam edilmelidir.

TÜRKİYE'DE PATATES ÜRETİMİ
Türkiye’de son yıllarda kaliteli tohumluk kullanımı ve üretim tekniklerinin iyileştirilmesi sonucunda artan verime bağlı olarak patates üretimi de gelişme göstermiştir.
Halen ortalama 200 bin hektar alanda patates tarımı yapılmakta olup, yıllık üretim miktarı 5 milyon ton civarındadır. Bir dekardan elde edilen ürün miktarı ortalama 2.500 Kg. dır.

TÜRKİYE'DE BAŞLICA ÜRETİM BÖLGELERİ
En fazla ekimi yapılan bölgeler; Orta Anadolu, Karadeniz, Ege ve Kuzey Doğu Anadolu bölgeleridir.
En fazla üretim yapılan iller ise; Niğde, Nevşehir, İzmir, Bolu, Afyon, Trabzon, Konya, Erzurum ve Ordu’dur.
Bu illerin; ekim alanı bakımından toplamı, Türkiye’nin toplam patates ekim alanının %59,5’inin oluştururken, bu illerin toplam üretimi ise; Türkiye’nin toplam patates üretiminin %68,8’ini oluşturur.
Verimin en düşük olduğu ilimiz hektara 2 ton ile Siirt’tir
Türkiye’nin 1994 ile 2001 yılları arasında patates ihracatını incelediğimizde; 1994 yılında 36 milyon
dolar olan ihracatımızın, 1997 yılında 47 milyon dolara yükseldiği, 1998-99 yıllarında da 14 milyon dolar civarına düştüğü görülmektedir. Bu iniş çıkışlara rağmen Türkiye’nin son on yılda en fazla ihraç ettiği ürünler incelendiğinde patatesin ilk 10 ürün arasında yer aldığı görülmektedir.
Bir şekilde ülkemize giren tohumluk patatesler genetik yapının bozularak düşük kaliteli patates üretiminin gerçekleşmesine sebep olmuştur 2001 yılında tohum ithalatında patates ilk sırayı almıştır. Daha sonraki yıllarda menşei belli olmayan tohumlukların ülkeye girişinin sınırlanması patates ithalatını önemli ölçüde düşürmüş, 2001 yılında yalnızca 821 bin dolar civarında patates ithalatı gerçekleşmiştir.

DÜNYADA PATATES ÜRETİMİ
Dünyada toplam 19 milyon hektar alanda patates ekimi yapılmaktadır.
Toplam dünya üretimi 308 milyon ton, ortalama dekara verim ise 1600 Kg. dır Patates üretiminde Dünyada önde gelen ülkeler sırasıyla; Çin, Rusya, Hindistan, Polonya, ABD ve Almanya olurken, hektara verimin en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla ABD, Almanya, Türkiye, Hindistan, Polonya, Çin ve Rusya’dır.

Nasıl Satın Alacaksınız?
• Patates alırken yeşillenmemiş, yarık ve çatlakları olmayanların tercih edilmesi, çürüklerin ve filizlerin olmamasına dikkat edilmesi gerekir.
• Patatesin iki cinsi vardır. Birinci cinsin eti sarıdır, ikincisinin ise eti yeşile çalar. Eti yeşile çalan patates Avrupa’da hayvan yemi olarak kullanılır, satın almayınız.
• Makbul patates eti taze iken beyaz, bekletilmemiş iken san olan patatestir.
• Patatesin kabuğunu tırnağınızla kazıyın, kabuğu hafifçe kaldırın. İçi sarıysa düşünmeden satın alın. Hem lezzetli hem daha dayanıklıdır.

Nasıl Yiyeceksiniz?
• Patatesi çok iyi yıkayın. Zira toprak altında yetişir, kirli ve mikroplu sularla haşır neşir olur.
Tüm vitamin ve minerallerin büyük bir kısmı patatesin kabuğunda toplanmıştır. İyice yıkadıktan sonra, bir süre, içine sirke konmuş suda bekletirseniz bu değerli sebze tüm mikroplardan arınmış olur. İşte o zaman, kabuğuyla birlikte tüketmenizde büyük fayda vardır.
• Eskiler patatesi mangal, ocak ya da tandırlarda külün altına gömer, kabuğuyla birlikte yerlerdi. Ancak günümüzde patatesi soyarak tüketmek adet olmuştur. Bu takdirde suyun içinde soyulmuş patatesi fazla bekletmeyin. Minerallerin bir kısmı eriyip suya karışır.

Patates (Hünerlopedi)

Patates Kızartması ile ilgili bilgiler;
• Genellikle patates kızartırken bütün daireyi, hatta bütün apartmanı yağ kokusu kaplar. Bu kokuyu önlemek isterseniz tavanın içine bir dal maydanoz atın.
• Harlı ateş yağın en büyük düşmanıdır. Yapısını değiştirir, mideye zararlı hale getirir. Doğradığınız patatesleri çok kızgın bir yağ içine değil, normal yanmış yağın içine koyun. Yani yağ tavada cızırdayıp yanık kokusu çıkarmadan patatesleri içine atın.
• Patatesler biraz kızarınca çıkarın, bir tabağa alın. Birkaç dakika bekletin sonra yeniden yağa koyun. Bu sırada ince doğranmış bir diş sarımsak da eklerseniz kızartmanız daha lezzetli olur.
• Patates kızartmasında kullandığınız yağı yeniden kullanmak istiyorsanız içine bir havucu rendeleyerek koyun ve onu böyle bekletin. Rendelenmiş havuç kızarmış bir yağın zararlarını ortadan kaldırır.
• Patatesin bazı türleri pişerken siyahlaşır. Kar gibi beyaz olmasını istiyorsanız patatesi haşlarken ya da pişirirken tencereye bir çorba kaşığı sirke koyun. Sirkenin ekşimsi bir tat vereceği şeklinde bir endişeniz olmasın.
• Patatesi bir iğneyle uzunlamasına bir kaç yerden delerseniz daha çabuk piştiğini göreceksiniz.

Nasıl Saklıyacaksınız?
• Patates aydınlıkta yeşillenir, çimlenir. Bu nedenle serin, kuru ve ışıksız bir dolapta saklanmalıdır. Yapısında bulunan B1 ve K vitaminleri ışığa ve oksijene karşı duyarlıdır.
• Patatesin çeşitli kaliteleri var. En dayanıklısını şöyle anlayabilirsiniz. Bir kaç patatesi kaynayan suya atın ve suyun içine bir çorba kaşığı sirke koyun. Kaynama sırasında patatesler beyazsa dayanıklıdır. Rengi siyaha çalıyorsa dayanıksızdır. Eğer toptan almışsanız, bu tür dayanıksız patatesi bir an önce tüketmeye bakın, aksi takdirde filizlenir.

Patates ve Hormon !
• Şekilsiz ve yumruları birbirine yapışıktır. Patateste aşırı gübre ve hormon kullanılırsa içinde kararmalar görülür.

Dikkat !
• Kış aylarında stoklanan patates, havalar ısındığında, uygun nem ve ışık bulunca çimlenmeye başlar. Patateste çimlenmeyle ortaya çıkan yeşilimsi tabaka, insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu yeşillenmeyle birlikte ‘Solanin’ adı verilen toksin madde ortaya çıkar. Solanin içeren patatesin tüketilmesi de besin zehirlenmesine neden olur. Baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı ile ishal gibi belirtiler görülebilir.

Kaynaklar;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Patates
Dr. Serdar GÜNAYDIN - 23 Şubat 2000 (Hürriyet Agora-Köşe Yazısı)

Tüm bilgiler ve görseller internetten alıntıdır...

5 Ekim 2010 Salı

Baby Shower Partisi

Işık's Baby Shower Day (Görsel)

IŞIK’S BABYSHOWER DAY
Öncelikle Lezzet dergisinde yer alışım ile ilgili gönderdiğiniz yorumlara, mesajlara çok teşekkür ederim, sağ olun beni gerçekten mahcup ettiniz.
Söz; bundan sonra her şeyi, sıcağı sıcağına paylaşacağım sizler ile :)

Yaklaşık bir aydır, üstte gördüğünüz; “Işık’s Baby Shower Day” cümlesi ile yatıyorum, rüyamda yoga yapan bu kadın görselini görüyorum ve lila, somon renkleri ile uyanıyorum :)
Neyse ki pazar günü teslim ettim ve duyduğum iltifatlar yüzünden, akşam mutluluk içinde uyudum :)
Filiz yenge için hazırladığım; Baby Shower Partisi'ni blogda gören ve “aynısından istiyoruz, hem de her şeyi ile aynısından istiyoruz” diyen Aslıcığımın telefonu ile başladı maceram…
Bir ay boyunca, sürekli farklı fikirler düşündüm, yazdım, çizdim, sildim.
Sonunda her şeyi ile içime sinen, “kendi partim olsa, ancak bu kadar olurdu” diyebileceğim bir çalışma çıktı ortaya.
Tek üzüldüğüm nokta; sizlere daha farklı görseller ile sunamamak şu anda.
Elimdekiler çok az bana göre :(
Hayalim; teslim etmeden önceki akşam, kendi evimizde güzel bir sofra kurup, tüm çalışmaları masaya yerleştirerek süslemek ve o şekilde fotoğraflamak idi ve işte o zaman dört dörtlük olacaktı.
Her zaman olduğu gibi evdeki hesap çarşıya uymadı, işim bittiğinde saat sabaha karşıydı, sağ olsun eşim ben farkında bile olmadan ürünleri teker teker içeri götürmüş ve fotoğraflamış, buna da bin şükür :)

Işık's Baby Shower Day (Kurabiyeler)

Kurabiyelerin her birini deyim yerinde ise; “tek tek severek” yaptım, elimde bebek donu ve çengelli iğne kalıbı olmadığı için, tamamen deneme yanılma yöntemi ile çözebildim şeklini, ilk kurabiye bir hayli zamanımı alsa da, sonrakiler, Hülya’cığımın yardımı ile hızlı hızlı ilerledi.
Anne adayının; kurabiyeyi eline aldığında; “dayanamıyorum, ağlayacağım!” demesi ile yüzümde oluşan ifadeyi varın siz tahmin edin :)
Bu bebek donlu, şirin kurabiyenin fikir annesi; her çalışmasını bayıla bayıla takip ettiğim, şeker hamuru dünyasına sürekli yepyeni fikirler ile katkıda bulunan; Mutlu Dükkan'ın sahibi sevgili Zeynep Yümlü... Önce aklına sonra ellerine sağlık diyorum Zeynepçim :)

Işık's Baby Shower Day (Kurabiyeler)

Yoga yapan kadın görselini her yerde kullandım :)
Pastanın üzerinde baskı olarak, anı defterinde, cupcake çiçek sepetinde, biberonların üzerinde ve kurabiye etiketlerinde…
Hepsini bir arada görmenizi çok isterdim, gerçekten masal gibi duruyorlardı…

Işık's Baby Shower Day (Cupcake)

Işık's Baby Shower Day (Cupcake)

Sizi bilmiyorum ama ben bu çiçek sepetine aşkla bağlandım resmen :)
Baktıkça bakmak geliyor içimden…

Işık's Baby Shower Day (Anı Defteri)

Anne adayımız; Işık hanım, pullu, taşlı, tüylü, cici bicili şeyleri sevmediği, hatta pembe renkten de hoşlanmadığı için :) defteri de mümkün olduğunca sade süsledim.
Defterdeki en önemli detay; tam yetmiş beş sayfaya da tek tek etiket yapıştırmış olmam :)

Işık's Baby Shower Day (Kumaş Peçeteler)

Peçete halkalarını tahmin edeceğiniz üzere ben yaptım :)
Kumaş peçetelerin üzerine nakış işlenmesi fikri, gururla söylüyorum ki tamamen bana ait :)
Daha önce yapıldıysa bile, ben görmedim diyelim…
Ve bu projede; deyim yerinde ise en gözümün nuru olan detay oldu!
En kısa zamanda, kendi evimizde kullanmak üzere, soyadımız işlenmiş peçeteler yaptırmayı düşünüyorum hatta :)

Işık's Baby Shower Day (Sangria)

Partideki bir başka hoş detay da; bu biberonlar oldu.
Biberonların içine ev sahiplerinin isteği üzerine; yeşil elma, şeftali, ananas, kırmızı erik ve portakal doğranmış, Sangria hazırladım, ben tadına bakmadım ama çok lezzetli olduğu haberini aldım :)

Işık's Baby Shower Day (Mini Kurabiyeler)

Genellikle bu tarz organizasyonlarda hediye olarak dağıtılan, süslü kurabiyeleri yemeye kimse kıyamaz. Hatıra olarak saklanır uzun süre.
Benim de, mis gibi fındık ve portakal kokan özenerek yaptığım kurabiyelerin yenmeyecek olmasına içim elvermedi, aynı hamurdan minik top kurabiyeler hazırladım ve tarçına buladım.
Hem biberonlara doldurdum hem de minik poşetlere koyup, kurdele ile bağlayarak üzerine etiket yapıştırdım.
Gerçi onlarda yenmeye kıyılmayacak kadar şık oldular ama ben iyice tembihledim; “bunları mutlaka yiyin” diye :)

Görsel çalışması ve tüm baskılar konusunda sevgili Esra Madran’dan destek aldım.
Kendisine günler boyunca bana katlandığı ve gösterdiği sabır için ayrıca çok teşekkür ediyorum :)

Ben şimdiden Alaz hanımı karşılama hazırlıkları için fikir düşünmeye başladım ve tabi Esra’da görsel çalışmalarına :)
Ne diyelim, çok şanslı bir bebişsin Alaz hanım, inşallah bu güzelliklerin ömür boyu hep devam etsin…

*****
11.10.2010 Ekleme;
Parti ile ilgili hazırlıkları sizinle paylaştığım gün, şöyle bir cümle kurmuştum;

"Tek üzüldüğüm nokta; sizlere daha farklı görseller ile sunamamak şu anda.
Elimdekiler çok az bana göre :(
Hayalim; teslim etmeden önceki akşam, kendi evimizde güzel bir sofra kurup, tüm çalışmaları masaya yerleştirerek süslemek ve o şekilde fotoğraflamak idi ve işte o zaman dört dörtlük olacaktı..."


Benim bu üzüntümü okuyan; sevgili Işık Hanım ve Burçin Bey’den, Aslıcığım aracılığı ile şahane bir e-posta aldım hafta sonu.
“Üzülmeyin, biz bol bol fotoğraf çektik, bizimkilerden ekleyebilirsiniz bloga” demişler.
Nasıl mutlu oldum, anlatamam size…
İnanın çocuklar gibi sevindim. :)
Sizlere tüm çalışmaları toplu halde gösteremediğim için çok üzülüyordum…

Bu güzel fotoğraflar için çok ama çok çok teşekkür ederim Burçin Bey…
Daha önceki dileklerimi bir kez daha tekrarlıyorum, sağlıkla, mutlulukla, huzurla aramıza katılır inşallah Alaz hanım…

Işık's Baby Shower Day (Masa-Detaylar)

Işık's Baby Shower Day (Masa-Detaylar)

Işık's Baby Shower Day (Masa-Detaylar)

Işık's Baby Shower Day (Pasta)

Işık's Baby Shower Day (cupcake)

Işık's Baby Shower Day (Masa-Detaylar)

Işık's Baby Shower Day (Masa-Detaylar)