28 Mayıs 2012 Pazartesi

TRT1 İyi Fikir Programı'na Konuk Oldum...




BU KEZ YEMEK İLE DEĞİL KURABİYELERİM İLE :)
Geçtiğimiz ay mail kutuma kısa ama çok şeker bir mail geldi.
"Sevgili arkadaşım Müge, seni çok beğenerek takip ediyorum ama Hünerli Bayanlar'ı ihmal etmene kızıyorum. Dur en iyisi ben seni bir ziyaret edeyim"
Allah Allah dedim, kimdir acaba bu??? :)
Bloglarım sayesinde sıcacık samimi mailler almaya çok alışkınım itiraf ediyorum, genellikle mailler Müge'cim, Müge abla diye başlar ama sevgili arkadaşım Müge çok şekerdi.
Sonraki maillerde ve telefonda anladım ki bu cici hanım TRT de güzel programlar yöneten sevgili Neval Yumuşak Çolak'mış.

Çekimleri Nisan'ın yirmi altısında yaptık. Bu kadar sıcak bir mail yazan kişi ile geçmiş saatleri zaten siz de az çok tahmin edersiniz, inanılmaz eğlendik. :)
Program 23 Mayıs Perşembe günü yayın hayatına başladı.
Ben tesadüfen ilk programın, ilk konuğu oldum. Umarım uğurlu gelirim ve bu şeker program uzun süre bol izleyicili olarak yayına devam eder.
İYİ FİKİR programı hafta içi her sabah 08:10'da TRT1'de....
Bence, yelpazesi çok geniş olan, her türlü konuda bizlere iyi fikirler veren bu programı izlemek gerçekten iyi fikir! :)

Önemli Not; Çekimler söylediğim gibi Nisan ayında yapıldı yani Dukan diyetine başlamadan önce. Gün itibariyle; o halimden çok daha zayıf olduğumu gururla belirtmek isterim. :))

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Dukan Diyetinde Ben Neler Yapıyorum? :)

Peçete Halkası

YA DA NELER YAPMIYORUM? :)
Aslında bir diyet yapıyorsanız ve bunun hakkında sohbet etmeye kalkıyorsanız, sohbet daha çok ne yemediğiniz ve ne yapmadığınız üzerine oluyor.
Bir önceki yazıda sizlere Dukan Diyeti ile ilgili daha detaylı bir yazı yazacağımı söylemiştim.
Aslında az sonra okuyacağınız gibi kayda değer, tavsiye verecek bir şey ne yazık ki yapamıyorum ama son zamanlarda blogum ile ilgili o kadar çok söz verip, yalancı çıktım ki, bu kez öyle olmasın istedim. :)
Tarifler vermek yerine, diyet üzerine düşüncelerimi anlatmak, sohbet etmek istedim.

Dukan diyetine, daha önce de söylediğim gibi bir anda, Nilay'ı görür görmez karar verdim. :)
Öncesinde açıkçası biraz kendimi kandırıyordum. İşte artık yaşımda kemale erdi, metabolizmam eskisi gibi çalışmıyor, su içsem yarıyor, herkes kadar yiyorum ama kilo veremiyorum vs. vs. ...
Ama bugün yani diyetimin on altıncı gününde anlıyorum ki ben bu işi daha önce beynimde bitirmemişim.
Belki bilirsiniz alkol sorunu olanlar, tedavi için hastaneye yattıklarında doktor onları şu şekilde bilgilendirir; "burası sadece sizin kanınızı temizleyecek, psikolojinizi düzeltecek, daha sağlıklı bir hale getirecek ama alkolü tamamen bırakmak isterseniz, bunu önce beyninizde bitirmelisiniz. Yoksa buradan çıktığınızda ilk uğrayacağınız yer bir içki büfesi olur."
İşte kilo problemini de ben aynen böyle tanımlıyorum. Gerçekten kilo vermek istediğinizde yeme-içme olayını daha doğrusu abartılı ve kalorili beslenmeye son vermeyi beyninizde bitirmeniz gerekiyor.
Ben hayatımda ilk defa bu diyette bunu başardım.

Peki bu diyetin mucizesi ne, diğerlerinden farkı ne? yıllardır değişmeyen düşüncem, neden birdenbire değişti.
Elbette bu Dukan diyetinin tek başına yaptığı bir şey değil.Yani bu diyetin mucizevi bir diyet olduğunu söylemek değil anlatmaya çalıştığım.
Dukan diyetinin en önemli başarısı; ortalama beş gün süren ilk atak evresinde, vücudu deyim yerinde ise sersemletip, sarsarak çok hızlı iki üç kilo verdirmesi.
Sonrasındaki evrede yani seyir evresinde her şey normale giriyor yani haftada ortalama bir bir buçuk kilo veriyorsunuz. Tam da bütün sağlık uzmanlarının tavsiye ettiği gibi.
İşte o ilk etapta hızlıca verilen bir kaç kilo sizi sonraki evre için inanılmaz motive ediyor, seyir evresine heyecanla istekle devam ediyorsunuz, üstelik özlediğiniz sebzeler de işin içine giriyor.
Diğer diyetlerde ki, yavaş kilo verimi bu diyette de var ama dediğim gibi ilk etapta hızlıca verince sonrası da "aman veremiyorum ben bu kiloyu" deyip minik kaçamaklara başlamanızı engelliyor.
Bir anlamda diyetinize sahip çıkıyorsunuz. :)

Dukan rejimine başladığımdan beri pek çok mail ve yorum alıyorum. Bazıları "aman diyor, sakın yapma" bazıları diyeti kötüleyen çeşitli gazete yazıları gönderiyor. Hepsini sevgi ve saygı ile kabul ediyorum.
Çünkü sadece iltifatları değil bana gelen eleştiri yorumlarını ve önerileri de aynı keyifle okuyorum.
Ancak bu uyarılara tek bir yanıtla geri dönüş yapıyorum; "lütfen kitabı okuyun"
Kitap gerçekten her anlamda çok başarılı, içinde mantıksız tek bir cümle yok.
Neden tuz alımını azaltmalıyız?, neden diyette çok su içmeliyiz, karbonhidratlar ne yapar, proteinler ne yapar, neyi yapmazsak, ne olur gibi tüm soruları sayfalarca, bilimsel açıklamalar ile anlatıyor.
Zaten bu diyeti milyonlarca insanın yapmasının da bence asıl nedeni bu, kitabın çok mantıklı olması...
Evet içindeki yemek tarifleri bize uygun değil, malzemeler deyim yerinde ise garip, bulması zor, yapsak damak tadımıza uyması zor.
Ama bunları uygulamak zorunda değiliz ki, çok mu zor et, balık, yumurta ve süt ürünleri ile kendi tariflerimizi hazırlamak? :)
Kitabın; Türk beslenme kültürüne uymadığını iddia eden kişilerin sırf kendi kitaplarının pazarlaması için bunu sürekli gündeme getirmesi de bana manidar geliyor... :)

Bu diyetin ikinci motive eden özelliği; vermiş olduğunuz kilodan daha zayıf görünmeniz. :)
Diğer diyetlerde ilk verilen kilolar su kaybı iken, Dukan'da ilk kilolardan itibaren yağlarınız gitmeye başlıyor.
Bu da gözle görülür bir incelme, daralma sağlıyor.
Ben mesela bugünlerde karşılaştığım herkesten inanılmaz zayıflamış olduğumu duyuyorum, oysa verdiğim miktar; sadece dört kg.!
Ve inanın sırf bu iltifatları duymak için bile bu diyete başlanır. :)

Gelelim ben neler yiyoruma :), bugünlerde bu konuda da çok fazla mail alıyorum. bir yemek blogu yazarından herkes doğal olarak Dukan diyetine uygun tarifler bekliyor. :)
Bu konuda ne yazık ki kendimden bekleneni veremiyorum, çünkü çalışma tempom, bırakın mutfağa girip yeni tarifler keşfetmeyi, bloggerların keşfedip paylaştığı harika tarifleri denemeye bile uygun değil.
Son derece klasik bir şekilde yapıyorum diyetimi. :)
Ama olur da benim durumumda olup, bu diyete başlamak isteyenler, "ne yapıp, ne yiyeceğim ki ben" diye düşünenler var ise kısaca paylaşmak isterim.

Ben yeni tarifler yerine mevcut yediklerimi diyete uygun hale getirmeye çalışıyorum.
Örneğin; sebzeleri kızartmak yerine ızgara ya da buharda haşlama şeklinde tüketiyorum.
Zaten çok sık kullandığım Tefal Nutricook ve Actifry, bu diyette neredeyse elim ayağım oldu, birde tost makinesi. :)

  • Havuç, mantar ve brokoliyi buharda haşlayarak, kabakları incecik dilimleyip, tost makinesinde ızgara şeklinde pişirerek tüketiyorum.
  • Et ve tavukları yağ eklemeden sadece çok az soya sosu (fazlası tuzdan dolayı sakıncalı) defne yaprağı, sarımsak ile marine edip yağsız tavada kızartıyorum.
  • Yağsız kıymadan ekmeksiz köfteler hazırlayıp derin dondurucuya koydum, işten gelince birebir. 
  • Yağsız ton balığı ile kıvırcık, nane, maydanoz, fesleğen, domates ve salatalık ile ton balıklı salata yapıyorum. Sos olarak sadece balzamik sirke kullanıyorum. Balzamik sirke Dr.Dukan'ın da önerisi. Salataya hem tatlı, hem tuzlu, hem de ekşi bir lezzet veriyor. :)
  • Yulaf kepeğini ara öğünlerde acıkınca diyet yoğurda karıştırarak tüketiyorum. Bir kaç kez krep yapmayı denedim ama lezzeti damak tadıma uymadı :( en güzeli yoğurtla yemek.
  • Klasik havuçlu meze de çok tüketiyorum. Havuçları yağ yerine çok az su ile pişiriyorum, sarımsaklı diyet yoğurt ile karıştırıyorum. (eskiden kıvam vermesi için mutlaka mayonezde eklerdim!)
  • Yumurtayı haşlanmış, sarımsaklı yoğurt ile çılbır şeklinde ya da light peynir ve maydanoz ile omlet ve menemen yaparak yiyorum.
  • Tatlı krizlerinde ise favorim; Sütaş'ın light meyveli yoğurtları. Özellikle kayısılı olanı şahane. Çay kaşığı ile ağır ağır yiyerek, kendimi mutlu ediyorum. :)
  • Bol bol yeşil çay içiyorum, özellikle yaseminli yeşil çay favorim. 
  • Dr.Oetker'in light pudingini de denedim tavsiye üzerine. Yağsız süt ile pişirdim, tatlı krizleri için güzel bir seçenek ama içinde bulunan tatlandırıcı ve nişasta nedeniyle diğer paketi pişirmedim. Belki güçlendirme evresinde pişirebilirim.
Aklıma gelenler bunlar. :) demiştim çok kayda değer bir şey yok diye. :)
Yani sonuç olarak; benim niyetim; bu diyet bitip istediğim kiloya geldiğimde de yaşam şeklimi değiştirmiş olmak.
Her şey yiyeceğim ama azar azar. Açık büfelerde tüm çeşitlerden patlayıncaya kadar değil, her şeyden biraz yemek niyetim.
Kocaman bir dilim pasta yerine, yarım dilim yiyeceğim.
Havuçlu mezeyi yağda kavurup, mayonezli yoğurtla değil, suda pişirip normal yoğurtla yiyeceğim.
Dizi izlerken koca bir kase kuruyemiş ve cips yemek yerine biraz meyve ya da meyveli yoğurt yiyeceğim.
Yani kısaca, bir yiyeceğin daha hafif şekilde pişirme-tüketme seçeneği var ise bunu tercih edeceğim.

Kalori hakkımı gereksiz yerlerde harcamak yerine hafif bir yemeğin ardından güzel bir kadayıf yemek için kullanacağım. :)
Ve elimden geldiğince günlük yürüyüşümü ihmal etmemeye çalışacağım.

Şimdilik benden bu kadar, arayı açmadan tekrar yazabilmeyi yeni tarifler deneyip sizlerle paylaşmayı çok ama çok arzu ediyorum. Merak ettiklerinizi, sorularınızı, lütfen yorum olarak yazmayı ihmal etmeyin, biliyorsunuz sorularınızı yanıtlamaktan her zaman keyif duyarım.
Önerilerinizi de eksik etmeyin lütfen, hepsi çok işime yarıyor...
Ne diyelim hadi bana ve tüm diyete başlayacaklara kolay gelsin. :)

18 Mayıs 2012 Cuma

Yeni Evimiz Hayırlı Olsun Buluşması, Doğum Günüm, Dukan Diyetim ve Yine Kısa! Bir Yazı :)

blog-6

BENDEKİ SON DURUM; BAŞLIKTAKİ GİBİDİR. :)
Evet biliyorum çok zaman oldu, hala bu gariban sayfaya gelip bakan, şu yazacaklarımı okuyacak olan kaldı mı, bilemem. Amma velakin ben çok özledim blogumu.
Bugün belki inanmayacaksınız ama bu yazıyı yazabilmek için kendimden randevu aldım adeta, işlerimi toparladım, bazılarını erteledim, çayımı aldım yanıma ve başladım yazmaya.
Önceden bir planda yapmadım ne yazacağıma dair, geri dönüp silmeyeceğim de! İçimden geldiği gibi yazacağım.

Son zamanlardaki iş yoğunluğum malum, başta sadece hafta sonu olarak başlayan kurabiye ve pasta kurslarım artık neredeyse tüm haftaya yayılan tam zamanlı bir iş haline geldi. Şikayetçi miyim? kesinlikle hayır, sevdiğim bir hobi iken çok tatlı, çok şeker bir işe dönüşen, işim var benim... :)
Bu yoğunluktan nasibini kötü şekilde alan tek yer; mutfağım. Şu kadarını söyleyeyim farklı bir işte çalışıyorsanız, akşam eve gelince mutfak adeta bir terapi! Yorgunluk attığınız, kafanızı dağıttığınız bir huzur köşesi. Ama tüm gün boyunca mutfakla, kurabiye ile pasta ile uğraşıyorsanız, akşam eve geldiğinizde artık görmek bile istemediğiniz bir mekan haline geliyor. Akşam yemekleri; tost, menemen ve çeşit çeşit makarna dan vs. den oluşmaya başlıyor. En azından bende böyle...
İşte çok sevdiğim işim ile ilgili tek sıkıntım bu. :(
Hele benim gibi bir yemek blogu yazıyorsanız, vay halinize :) Ne var ki, ne yazacaksınız...

Beni bilirsiniz, bloguma çok ama çok özenirim. Basit bir tarifi bile en az iki saat alır yazmam. İşte bu nedenle bu aralar Facebook favorim :) Orada tam bir vur-kaç mantığı var. :)
Günlük gelişmeleri bir cümle ile attırıveriyorum, oldu bitti.
Hatta evimin görüntülerini, sofralarımı, Dukan diyetim ile ilgili gelişmeleri, doğum günü fotoğraflarını bile paylaştım orada...
Facebook'tan takip edenler bilir, Dukan ile ilgili yazdıklarımı; "Sevgili Günlük" diye yazıyorum.
Geçen gün tam bunu yazarken dedim ki; "Müge senin bir günlüğün var zaten, adı üstünde blog!, neden oraya hiç bir şey yazmıyorsun" :)
Ve başta da dediğim gibi, bugün hepsini buraya yazmaya karar verdim...
Hadi buyurun okumaya... :)

blog-10

Sırayla gidelim, önce; "Yeni evimiz hayırlı olsun buluşması" :)

blog-4

Üzerinden haftalar geçmiş, oysa bana dün gibi geliyor. :) Biliyorsunuz bizim düzenli aralıklarla ve güzel bahaneler ile buluştuğumuz şahane bir blog grubumuz var.
Son zamanlarda sadece baby shower, hoş geldin bebek ve diş buğdayı şeklinde geçse de aslında her buluşmamızın bir teması, bir nedeni var.
Benim konseptim; yeni ev olduğu için ortamı süsleyecek bir neden yoktu :) O yüzden süs olarak sadece içine lokum yerleştirdiğim isim kutularını, yemek kartlarını ve taze çiçekleri tercih ettim.
Bahar havasında oldu yani. :)

blog-9

Bu buluşmalarımızın en güzel yanı; katılan herkesin bir çeşit -hatta bazen iki çeşit- ile gelmesi. :)
Böylelikle ev sahibi hemen hiç yorulmamış ve sofrasına daha fazla özenebilmiş oluyor.
Bilirsiniz; kalabalık yemek davetlerinde günler öncesinden ne yapacağımıza karar verme telaşına düşeriz. Bir iki gün kala hazırlıklara başlarız, sabah erkenden kalkar, son anda taze yapılması gerekenleri hallederiz.
Bütün bunları yaparken de çoğu zaman sofrayı kuracak, hazırladıklarımızı şık bir şekilde sunacak takatımız kalmaz.
Ve cümleler hep şöyle kurulur sofrada; "aslında niyetim şunu da yapmaktı, böreği şu şekilde sarmaktı ama zamanım yetmedi".
Ya da en azından ben böyleyim diyeyim, genele yayıp tüm hanımlara haksızlık etmeyeyim. :)
İşte bizim buluşmalarımızda böyle bir cümle olmuyor, gayet sakin bir gün önceden profiterolleri hazırladım, ertesi gün kısırı yaptım, sakin sakin soframı kurdum ve hazırlanıp beklemeye başladım. Sıfır yorgunluk!
Düzenli olarak toplanan tüm hanımlara bu sistem şiddetle tavsiyemdir. :)

blog-7

Her buluşmada benden istenen genellikle; Kısır olur. Hatta Yaso'mun deyimi ile kısır döngü. :)
Ben her seferinde; "Bu sefer başka bir şey yapsam mı? dedikçe, "Yok biz o kısır döngü içinde kaybolmak istiyoruz" derler. :)
Evimdeki davette de kuralı bozmayıp, kısır döngüye girdim elbette :) ama bu kez yanına bir çeşit daha ekleyip, uzun zamandır yapmadığım Profiterol'ü ekledim. Hem klasik, hem de Çilek Soslu'sundan... :)

blog-8

Tuzlu Büfesi; Dereotlu Pamuk Poğaça, Üç Renkli Börek, Tavuklu Yoğurtlu Etimek Salatası, Mini Pizza, Kısır, Kuru Börülce Salatası ve Avcı Böreğinden oluştu...

blog-5

Tatlı Büfesinin başrol oyuncuları ise; profiterol, Krem Karamelli Kek, Reçelli Düğme Kurabiye ve çeşit çeşit makaronlardı. Anlayacağınız üzere biz daha çok tuzlusever bir grubuz. :)



Bu kadar tatlıdan, börekten nefis lezzetlerden sonra, artık geçelim Dukan Diyeti'me. :)
Aslında bu diyet ile ilgili sizlere daha detaylı bir yazı yazacağım inşallah ama şimdide kısaca söz edeyim. :)
Uzun zamandır kilolarımdan şikayetçiyim malumunuz, bunun için denemediğim rejim, yöntem kalmadı diyebilirim. Diyetisyene gittim, spora gittim. Yok olmuyor, her yeni denemenin sonunda kilolar fazlasıyla geri dönüyordu.
En son tartıya çıktığımda ibre 69.8 i gösterdi ve ben neredeyse ağlayacaktım. Allahtan yetmiş demedi, iki yüz gr. ile yırttım yoksa hüngür hüngür ağlardım sanırım, yetmiş kilo; benim için çok psikolojik yıkım noktası çünkü...
Uzun zamandır internette hemen her yerde karşıma Dukan diyeti çıkıyordu, facebookta kilomdan sürekli şikayet ettiğim için; "neden Dukan'ı denemiyorsunuz?" önerileri geliyordu ama ben oralı olmuyordum açıkçası.
Dukan'a değil, kendime olan inancımı kaybetmiştim sanki, hatta neredeyse kendimi bu halimle kabullenmeye bile başlamıştım.

Ama birdenbire fikrim değişti, hem de bir dakika içinde. :)
Sevgili Nilay'ın blogunu fırsat buldukça keyifle takip ederim, özellikle sık güncelleme konusundaki azmine hayranım. :) Bir süredir Dukan diyeti yaptığını yazılarından okuyordum ama sadece okuyordum açıkçası.
Ta ki onun, mangal partisindeki manken kıvamına gelmiş halini görünceye dek.! İşte benim kırılma noktam o an oldu. Ertesi gün kitabı aldım, hafta sonu okuyup, ezberledim ve 7 Mayıs Pazartesi günü başladım.
Başladığım andan itibaren pek çok yorum ve mail aldım okuyucularımdan, çoğu; "sakın başlama, çok tehlikeli" diyordu ama ben onlara hep aynı yanıtı verdim. Lütfen kitabı okuyun, ondan sonra yorum yapın. :)
Dukan Diyeti eğer kitabı okuyarak, anlayarak, bilinçli şekilde yaparsanız, hiç bir tehlikesi olmayan, son derece başarılı bir diyet bence...

Benim Dukan'a karar verme nedenim çok basit; Disiplin!...
Ben yapı olarak -yemek söz konusu olduğunda- iradesi zayıf biriyim ve normal rejimler bana pek uymuyor. Örneğin; diyetisyen bana; "sabahları bir tatlı kaşığı reçel yiyebilirsin" mi diyor, o oluyor üç tatlı kaşığı. "Akşam üç dört tane ceviz yiyebilirsin" mi diyor, o oluyor bir kase kuruyemiş!
Üstelik normal diyetlerde kilo verme hızı çok yavaş ve bu da insanı demotive edip, "aman zaten veremiyorum" deyip, bırakmaya yöneltiyor.
Dukan'ın ilk evresinde yani Atak döneminde birden iki üç kg. veriyorsunuz ve bu sizi bir sonraki; haftada ortalama bir - bir buçuk kilo verdiren, seyir evresine mutlulukla başlamaya, hiç bozmadan rejimi devam ettirmeye yönlendiriyor. Üstelik sınırsızca, sebze ve protein alarak.
Mesela ben hiç bir zaman düzene koyamadığım günlük otuz dakika yürüyüşü kilo vermenin verdiği motivasyon ile her akşam düzene bağladım. :)
Dukan diyetinde; "ben neler yiyorum, neyi nasıl tüketiyorum" u ayrı bir yazı ile yazmak, bu bahane ile bloguma yeni yazılar eklemek istiyorum ama şimdilik şu kadarını söyleyeyim yeni bir şey icat edemiyorum, daha önceden keşfedilmiş lezzetleri yapıyorum. Örneğin; Nilay'ın blogu; Mutfak Sırları bu konuda tam bir hazine! :) Sadece Dukan Diyeti üzerine tarifler yazan, bu konuya ciddi kafa yoran hanımların blogları da var ve ben pek çoğunu google reader da izlemeye aldım bile. :)

blog-2

Dukan diyetinden de geçiyorum, son konumuza; doğum günüme. :)
Bu yıl doğum günüm tüm gün süren etkinlikler ile kutlandı. Gündüz ayrı, gece ayrı mis gibi sofralar kuruldu. Telefonum yine hiç susmadı, mail kutumda tam 476 mesaj vardı!
Gayet şımarıktım anlayacağınız, üstünden bir hafta geçti yeni yeni kendime geliyorum. :)

Yukarıdaki fotoğraf; sabah canım arkadaşlarım için hazırladığım kahvaltı sofrasından. Klasik kahvaltılıkların haricinde, Zeytinyağlı Dolma, Peynirli Dereotlu Muffin ve Çilekli Tart hazırladım.
Selenikomun nefis böreği, Münevver ablamın mis gibi reçelleri ile tam bir doğum günü sofrası haline geldi. :)
Ben ne mi yedim; yağsız ton balığı, lor peyniri, yumurta ve sınırsız çay! :)



Bu güzellikte kendi kendime hazırladığım doğum günü pastası! :)
Beni tanıyanlar bilir, damla sakızlı lezzetlerden pek hoşlanmam hatta direk sevmem bile diyebilirim.
Nasılsa ben yemeyeceğim ve gelen arkadaşlarım çok sevdiği için hem tabanında hem de kremasında damla sakızlı vanilya kullandım. Tadına bakan herkeste çok beğendi.
Dr.Oetker'in damla sakızlı vanilyasını eğer damla sakızı seviyorsanız şiddetle öneririm. Ben seven arkadaşlarım için evde mutlaka bulunduruyorum. :)

blog-11

Doğum günümde; diyetin dördüncü gününde idim ve hiç kimse o günkü ikramlara dayanamayacağımı düşünüyordu. Bir kişi hariç; Ben. :)
Ne gündüz arkadaşlarımın geldiği kahvaltı sofrasında ne de akşam kurulan zengin açık büfede diyetimin bir gram dışına çıkmadım. Bu sefer gerçekten çok azimliyim, çok. :)
Aslında diyeti bozmayacağıma inanan sadece bendim demek haksızlık olur, bir kişi daha varmış; can dostum Yaso'm. Normalde her buluşmaya, her doğum gününe şahane tasarımlı pastaları ile gelen arkadaşım bana sadece mumdan oluşan bir Dukan Pastası hazırlamıştı. :)))
Koridordan iyi ki doğdun şarkısı ve elindeki tepsiyi görünce, şaşkınlıkla karışık attığım kahkayı görmeliydiniz. :)
Bence bu yıl ki doğum günüme damgasını vuran; bu müthiş Dukan Pasta oldu.!

Ay Allahım! ne kadar iyi geldi yazmak, yazdıkça mutlu oldum, her satırda blogumu ne kadar özlediğimi bir kez daha anladım. Şimdi Müge kaçar, mis gibi taze fasulyesini yemeye gider. :)
Hepinize her zaman olduğu gibi, kocaman öpücükler, sevgiler... :)