22 Ağustos 2011 Pazartesi

İftar Sofrası - 2011 (2)

İftar Sofrası - 2011 (2) -2



KIRMIZI YEŞİL BİR İFTAR SOFRASI…

Biraz ağır gidiyorum farkındayım, hem tarif hem de sofralar anlamında… Ramazan neredeyse bitiyor :(

Ben şimdi ;“söz bayram için ne tatlılar yapıp yayınlayacağım” desem, ekrana şöyle bir “hadi canım sende!” bakışı fırlatıp, “tabi tabii” diyeceksiniz biliyorum. O yüzden demiyorum :)



Aslına bu sofra; üçüncü iftar sofram… Bir öncekini canımın içi Yaso’m ve ailesi için hazırladım.

Bu arada Yaso için eskiden “Yasemin ve eşi” şeklinde cümleler kurardım ama artık Sencer paşa için de sofraya bir servis açıp, peçete halkasına kadar koyuyoruz :)

Her şeyini büyükler ile aynı hazırlayıp, sadece tek bardak yeterli diye düşündüğüm sofrada, beyefendi; “bende ayaklı kadehte su içeceğim” şeklinde konuştuğu için, onlar artık Yaso ve ailesi :)

Gel gör ki iftarı hafta içi planladığımız ve hazırlıklarını ezan okunmadan bir iki dakika önce tamamlayabildiğim için o sofranın fotoğrafı yok :)



Bu sofrayı da hafta sonu arkadaşlarımız için hazırladım. Oldukça sade ama iftar sofrası için gayet yeterli bir menü oldu…

Zaten beni bilenler biliyor, hiçbir davet ya da iftar soframda onlarca çeşit olmamıştır. Her zaman çorba, ana yemek, yardımcı yemek, bir zeytinyağlı bir de meze-kızartma ile sınırlıdır sofram.

Tüm çeşitleri de azar azar hatta porsiyonluk yapmaya çalışırım…

Ortaya annemin deyimi ile incik boncuk atıştırmalıklar koyar ve süslü sofralar kurmayı severim ama :)

Çünkü midemizden önce gözümüzün doyduğuna inanırım.

Bu yüzden çok sık olmasa da zaman zaman gelen ve “bu kadar israfa yazık, aç insanları düşünün” şeklindeki yorumlar açıkçası beni çok kırıyor.

İlk günden bugüne hiçbir soframda aşırılığa kaçmadığımı düşünüyorum çünkü…

Neyse yine dertleşesim tuttu sizinle :) Daha fazla sıkmadan soframızda neler vardı ona bakalım :)



İftar Sofrası - 2011 (2) -5



Soframızdakiler;



İftar Sofrası - 2011 (2) -3



Son iki yazıdaki yorumlarda ve gelen maillerde ısrarla “evinizden kareler paylaşın” isteği var :)

Açıkçası bu beni şaşırtıyor ama dekorasyon konusunda zevkli olduğumuzu düşünmenizde bir o kadar mutlu ediyor.

Tam anlamı ile evin fotoğraflarını eklemeye çekiniyorum ve birazda utanıyorum henüz ama bu sofrada eşimden, fotoğrafa azıcık sağı solu da katmasını rica ettim :)

Tamamı olmasa da, bundan sonra her sofrada biraz biraz evimiz olabilir yani :)



İftar Sofrası - 2011 (2) -7



Bu yıl Ramazan sofralarımın modası; fark ettiğiniz üzere, bu kare ahşap tabak ve içinde minik atıştırmalıklar… :)

Üzümlü peynir küpleri, zeytin ve beyaz peynirli pide kanapeler ve cevizli peynirli tek lokmalık közlenmiş kırmızı biber sarması…



İftar Sofrası - 2011 (2) -6



Yoğurtlu havuç salatası en çok sevdiğim ve en çok yaptığım salatadır. Kimse olmasa bile iki tane havucu rendeleyip sırf kendime yapmışlığımda çoktur :)

Ortaya tek lokmalık hazırladığım peynirli biber sarmalarından biraz artınca bu kez içine közlenmiş biber de ekledim. Biraz ceviz, birazda kornişon turşu :)

Ortaya süper bir tat çıktı…

Malzemeler tamamen göz kararı aslında ama yinede toparlayıp yazacağım belki bu akşam yapıverirsiniz iftara :)



Malzemeler



  • 2 Adet (orta boy) Havuç


  • 1 Adet (iri) Kırmızı Biber


  • 3-4 Adet Kornişon Turşu


  • 1-2 Adet Ceviz


  • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Yoğurt


  • 1 Diş Sarımsak


  • 2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ


  • Tuz


Yapılışı



  • Havuçları rendeleyin ve iki yemek kaşığı sıvı yağ ile orta ateşte havuçlar yumuşayıncaya kadar kavurun.


  • Biberi közleyin, kabuklarını ve çekirdeklerini temizleyip ince ince doğrayın.


  • Turşuları ve cevizleri de doğrayın.


  • Yoğurdu, tuz ve ezilmiş sarımsak ile çırpın.


  • Tüm malzemeleri karıştırın.


İftar Sofrası - 2011 (2) -1



Sofrada kullanılan;

Yemek takımı; Karaca....

Yeşil kadehler, sürahi, ahşap servisler, kırmızı çukur servis; Paşabahçe....

Kırmızı su bardakları; Mudo Concept...

Çatal-kaşık takımı; Jumbo (2000 modeli)....

Kaşık şeklinde servisler; Güral Porselen...

Kedili çatal bıçak aparatı; Bernardo....

Keten masa örtüsü; Çarşaf-iş... Runner; sevgili Beliz'den hediye...

Peçeteler; Ikea...

Peçete halkaları; Müge :)

18 Ağustos 2011 Perşembe

Ton Balıklı Meze

Ton Balıklı Meze



ÇOK PRATİK, ÇOK ŞIK VE LEZZETLİ…

Hafta sonu İftar Soframıza şıklık katan bu tarif için; yukarıda yazdığım altı kelime yeterli aslında. Pratik, şık ve lezzetli hepsi bu :)

Ama ben iyi tanıyorum kendimi “artık bunda da anlatacak bir şey yok, direk ver tarifi, kimseye kendini güldürme Müge” diye düşüneceğim yazmaya başlarken sonra her zaman olduğu gibi çenem düşecek yazacağımda yazacağım :)



Mezenin hikayesi biraz komik :) Eşim haftalardır, ne zaman misafir gelecek olsa, her seferinde bıkmadan, bu kaşık şeklindeki servisleri eline alıp; “bunların içine tek lokmalık ne yapabilirsin?” diye ısrarla sorar ve ben her seferinde; “ne bileyim, düşünmem lazım” diye geçiştiririm kendisini…

Bu hafta sonu kural değişmedi, kaşıkları eline aldı ve bu kez benden umudu kestiği için dolabın karşısına geçip kendisi bir formül bulmaya çalıştı :)

Tamam, tamam dedim, bu sofrada kullanacağım onları söz :)

Büyük olanları tek kişilik iftariyelik yapmaya karar verdim, küçük olanlar için ise düşünürken; birden salatanın üzerine serpmek için dışarı çıkardığım ton balığı göz kırptı bana. :)

Mutfak aşıkları bilirler, bazen olmadık bir anda bir yiyecek göz kırpabilir bize :)

İşte o andan sonrası toplam beş dakika!



Buzluktan bir paket közlenmiş kırmızı biber çıkarılır, mikrodalgada çözdürülür.

Aşağıda belirtilen malzemeler doğaçlama olarak içine eklenir, bitti gitti :)

Ton balığı zaten yağlı olduğu için ben ekstra yağ eklemedim, iftarda tadına bakınca da biraz daha ekşi olsa sanki daha iyi olurmuş dedim. Yani yağ, tuz, limon oranını siz damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz…

Haşlanmış mısır -renk olarak da çok yakışacaktır- ve sivri biber de ekleyebilirsiniz…

Bu mezeyi aynı zamanda kanape malzemesi olarak da kullanabilirsiniz.

Yağda kızarttığınız ya da fırınlayarak kıtır hale getirdiğiniz minik ekmeklerin üzerinde nefis olacaktır.



Malzemeler (ortalama 8 kişilik)



  • 1 Kutu Konserve Ton Balığı (160 gr.)


  • 2 Adet (iri) Kırmızı Biber


  • 5-6 Adet Yeşil Zeytin


  • 7-8 Adet Kornişon Turşu


  • 3-4 Adet Ceviz


  • 1 Diş Sarımsak


  • 1-2 Dal Maydanoz


  • Zeytinyağ, Limon, Tuz


Yapılışı



  • Kırmızı biberleri közleyip, kabuklarını soyun ve ince ince doğrayın.


  • Yeşil zeytinleri, turşuları ve cevizleri de minik minik doğrayın.


  • Sarımsağı ezin. Maydanozları ince ince kıyın.


  • Ton balığının fazla olan yağını süzdürün.


  • Damak zevkinize göre, limon, yağ ve tuz ekleyerek, tüm malzemeleri karıştırın.


İftar Sofrası - 2011 (1)-8

15 Ağustos 2011 Pazartesi

İftar Sofrası - 2011 (1)

İftar Sofrası - 2011 (1)-9



BLOGLUK SOFRA :)

Çok şükür! ... Sonunda bu yıl dört kişilikte olsa bir iftar daveti verebildim ve 2011 tarihli bir iftar sofrası başlığı atabildim :) Bu sayıyı üç hatta dört yapabilirsem, benden mutlusu yok inanın :)

Yeni eve taşındığımızdan beri, yok yorgunum, yok tam yerleşemedim zaten büyüklerin hepsi yazlıkta iftara çağıracak pek kimse yok diye kendime bahaneler buluyorum biliyorsunuz.

Ama bu hafta sonu zincirleri kırdım :) ani bir kararla, ne pişiririm, nasıl bir menü hazırlarım diye kara kara düşünmeden çevirdik telefonu ve arkadaşlarımızı iftara çağırdık.

Gecenin sonunda ise tek düşündüğüm; ne iyi ettik oldu :)



Bir önceki yazıda söz ettiğim, benim kadar sizleri de güldüren annemin; “blogluk sofrası” da kurulmuş oldu böylece :)

Yeni evimizde hazırladığım ilk davet sofrasıydı bu ve inanmayacaksınız ama kurarken inanılmaz heyecanlandım.

Şimdi bile nedenini çözemiyorum, aynı eşyalar, aynı tabaklar, bardaklar, çatallar, örtüler yeni hiçbir şey yok… Ama sofrayı kurarken tuhaf bir yabancılık çektim. Sanki bir arkadaşımızın evindeyiz ve o mutfakta son hazırlıkları yaparken bende sofrayı kuruyormuşum gibi geldi :)

Bu düşünceler ile yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara kurdum soframı…

Sonradan bunun çok hoş bir duygu olduğunu, böyle tatlı bir heyecanın bana çok iyi geldiğini fark ettim…

Kısacası artık keyfim yerinde… 2011 in yaşattığı tüm tatsızlıkları geride bıraktım.

Bu sofrayı da tertemiz bir sünger niyetine kullandım :)



İftar Sofrası - 2011 (1)-1



Sofrada yeni denediğim bir tarif yok gibi… Sadece Ton Balıklı Meze ve Kremalı Güllaç Sarması…

Tarifler iyice oturduğunda yayınlayacağım.

Yeni tarif riski yerine blogları dolaştım bu kez. Hünerli Bayanlar diye bir blog keşfettim, maşallah güzel şeyler yapmış hatun...

Seçtim arşivinden beğendiklerimi uyguladım. Arkadaşlarda pek beğendi.

Bundan sonra sıkı takipçisi olacağım kendisinin :)



İftar Sofrası - 2011 (1)-2



Soframızda neler vardı?



İftar Sofrası - 2011 (1)-7



Rengarenk, cıvıl cıvıl benim çok içime sinen bir sofra oldu…



İftar Sofrası - 2011 (1)-5



İftariyelik yemişleri ortaya hazırlamak yerine kişiye özel porsiyonladım bu kez.

İftarını bu şekilde açmayı sevende var, benim gibi en son ağzını tatlandırmak isteyende :)

Belki bu kadar detaylı anlatmam size komik geliyor ama ortaya hazırladığımda ben ne olur ne olmaz diye bir iki tanesini tabağıma ayırırım hurmaların :)

Böyle olunca acele etmeme gerek kalmadı :)



İftar Sofrası - 2011 (1)-6



Bilirsiniz, sofra fotoğraflarımda sadece zeytinyağlılar ve mezeler olur genellikle.

Bu tabak; “acaba ana yemek olarak gerçekten yukarıda yazanlarımı yediler, yoksa arşivden beğenip beğenip yazıyormu bu Müge” diyenler için :)

Allahım nasılda fesatım bugün!! :)



İftar Sofrası - 2011 (1)-8



Son ana kadar salatanın üzerine serpmeyi düşündüğüm ton balığını ani bir karar ve o anda aklıma gelen malzemeler ile ton balıklı meze haline çevirdim.

Tadına bakamadığım için koklayarak tahmin etme şeklinde hazırlasam da :) tadı tuzu, lezzeti tam kıvamında idi.

En kısa zamanda yayınlayacağım bu pratik lezzeti…



İftar Sofrası - 2011 (1)-4



Sofrada kullanılan;

Yemek takımı; Karaca....

Yeşil kadehler, ahşap servisler, ayaklı kek standı; Paşabahçe....

Kırmızı su bardakları; Mudo Concept...

Çay bardakları; Faruk Malhan İstanbul tasarımı...

Çatal-kaşık takımı; Jumbo (2000 modeli)....

Kaşık şeklinde servisler; Güral Porselen...

Yaldızlı servis tabağı; Yağmur Züccaciye....

Kedili çatal bıçak aparatı; Bernardo....

Keten masa örtüsü; Çarşaf-iş... Kurdele nakışı işlemeli runner; Kilis'ten hediye...

Peçeteler; Ikea...

Peçete halkaları; Müge :)

10 Ağustos 2011 Çarşamba

2011'den Bir İftar Sofrası

2011'in İlk İftar Sofrası



İFTAR SOFRASI İÇİN MENÜ FİKRİ…

Sizlerle sohbet etmek istiyorum. Hem de sık sık. Tarif ekleyemesem de, sofra kurup paylaşayım, o da mı olmadı? “nasılsınız, bende iyiyim” demek istiyorum.

İşte bu gördüğünüz mütevazi ötesi sofrayı bunun için ekledim :)

Ramazan’ın -kendimize olanlar hariç- ilk iftar sofrasını annemler için kurdum Cumartesi akşamı.

Ama kurmayı planladığımı bırak, planlarımın yanından bile geçemedi sofra :) Oysa sabahtan markete gidip gerekli tüm alışverişi bile yapmıştım.

Cumartesi günleri genellikle çalıştığım için evdeki usta çalışmaları akşamları oluyor hep, bu hafta sonu kazara; “Cumartesi evdeyim” diyecek oldum, demez olaydım.

Öğleden sonra evi çekirge sürüsü gibi usta sardı :)

Ben, annem ve eşim her bir odada, bir ustanın başında idik. Dolayısı ile ne mutfağa girecek enerji kaldı, ne de onları oturup uzun uzun keyifli yiyecek hal… :)

Üzüntümden ağlayacak gibi olduğum anda annem beni çok güldüren esprisini patlattı; “kızım bize blogluk sofra kurmana gerek yok, bildiğin şeyleri yap, öyle değişik şeyleri arkadaşlarına yaparsın” :)

Blogluk Sofra!! Allahım aklıma geldikçe gülüyorum :)

Bu cümleden iki anlam çıkıyor aslında; annem beni yormak istemiyor bu kesin ama daha önemlisi annem riske girmek istemiyor.

Damak zevki yeni lezzetlere açık olmayan annemi, ilk defa deneyeceğim; Kremalı Güllaç Sarması, Ispanaklı Tavuk Rulosu gibi yemekler korkutuyor :)

“Değişik şeyleri arkadaşlarına yaparsın” cümlesinin Türkçesi; “kendine başka kobay bul” :)

Ve bir kez daha, annemin internet kullanmayışını fırsat bilip burada çatır çatır dedikodusunu yaptım.

Gün gelirde; “bir bakayım bu bizim kız neler yazıyor” der ise, yandığımın resmidir :)



Velhasıl kelam; yazdığım tüm etkenler bir araya geldi ve yukarıdaki sofra kuruldu… Sırf size ses etmek istediğim için eşimden bir kare fotoğraf rica edildi :)

Sofrada size fikir verecek bir şey yok belki ama hiç değilse bir günün menüsüne katkı olabilir diye düşünüyorum.

Özellikle Kilis Tava beş dakikada şipşak hazırlanan, ocak kirletmeyen ve sunumu ile oldukça tatmin edici bir yemek.



Soframızdakiler

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Pide Kanapeler ve Mini Kırmızı Biber Sarması

İftar Sofrası - 2011 (2) -7



Yine üzümlü peynir küpleri :)

Zeytin ve beyaz peynirli pide kanapeler ve tek lokmalık cevizli beyaz peynirli közlenmiş kırmızı biber sarması…

Hem iftar hem de davet sofraları için şık bir sunum örneği...



7 Ağustos 2011 Pazar

Yoğurtlu Salata Topları

İftar Sofrası - 2011 (2) -6



Hazırladığınız, havuçlu, kabaklı, patatesli herhangi bir yoğurtlu salatayı ya da Amerikan salatasını bu şekilde toplar halinde sunabilirsiniz.

Servisi çok daha kolay, sunumu da çok şık oluyor :)

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Tek Porsiyonluk Mini Salata

İftar Sofrası - 2011 (1)-8



Üzümlü peynir küplerini geçen yıl iftar sofralarında da çok yapmıştım hatırlarsınız.

Bu yılki favorim ise; kaşık servislerde mini salatalar.

Hazırlayacağınız herhangi bir salatayı bu şekilde kaşık servisler ile sunabilirsiniz.

“Fazla yemiyim” düşüncesi ile büyük tabaktan almaya çekinen konuklar bile mini olduğu için bu sunumdan mutlaka tabaklarına bir tane alıyorlar :)

5 Ağustos 2011 Cuma

Kişiye Özel Mini İftariyelik

İftar Sofrası - 2011 (1)-5



Geçen yıl iftar sofralarında sıkça hazırladığım; fındıklı, bademli, cevizli hurma ve kayısı bu yılda favorim :)

Bu kez minik bir fark ile…

Ortaya hazırlamak yerine herkesin payına eşit düşecek şekilde porsiyonluyorum bu yıl…

“Sen çok yedin”, “ben ondan hiç yemedim”, “tüh bitmiş” dertleri yok :)

1 Ağustos 2011 Pazartesi

"Yağmur'u Beklerken" Partisi

neslihanshower5

MÜGE PEMBE HARİKALAR DİYARINDA! :)
Her şeyden, her sözden önce yürekten, kocaman bir; “merhaba ve hayırlı Ramazanlar efendim!”
Dört yılı aşkın bir süredir blog yazıyorum ve ilk defa hiç ses etmeden bu kadar uzun ara veriyorum :(
Daha öncede zaman zaman çeşitli nedenler ile yazamadığım olmuş amma velakin durumu haber etmişim size…
“Benden biraz ara” demişim, “Benden haberler” demişim, “Bu aralar ben” demişim yani illaki bir son durum raporu vermişim ama bu kez olmadı işte, olamadı, ne olur kusura bakmayın, affedin beni…
Çok uzun bir süre yazmayınca insanda garip bir tutukluk oluyormuş, yazmaya başlayınca anladım :)
Kaç dakikadır yazıp yazıp siliyorum inanın :)
Kelimeler hiç yaşamadığım doğum sancısını çekiyor sanki, debeleniyor ama çıkmıyor.
Bende öylece, içimden geldiği gibi, daldan dala yazmaya karar verdim.

Bir önceki yazımda; “bu hafta sonu taşınıyoruz” demiştim evet Temmuz ayı başında evimize taşındık.
Evliliği saymazsanız hayatımda ilk defa taşınma yaşadım ve bir daha da gözüm yemez diye düşünüyorum :)
Meğer taşınmak ne kadar zor bir şeymiş!
Taşınmadan önce arkadaşlar, akrabalar ile konuşurken fiks cümlelerim vardı; “işte Temmuz da taşınıyoruz, ay sonuna kadar rahat rahat yerleşirim, Ağustos ayında sizi iftara alacağım inşallah”
Bu konuşmayı pek çok kişi ile yaptığımı tahmin edersiniz ki bu da dolu dolu bir Ramazan ayı demek :)
Ancak kazın ayağı öyle değilmiş. Bekara boşanmak kolay misali atıp tutuyormuşum ben.
Neredeyse bir ay oldu ama ben daha yerleşemedim, evde hala açılmamış koliler, yerleşmemiş bölümler var :)
Bırakın eve misafir çağırmayı son günlerde yediğimiz tek şey dışarıdan söylediğimiz tavuk ve benim yanına yaptığım fırında patates! :)
Yani bu blog ne zaman o eski şaaşalı günlerine kavuşur hiç bilemiyorum :)
Söz verip de mahcup olmak istemiyorum artık "bu kaçıncı söz" demeyin ama inşallah en kısa zamanda yeni tarifler ve sofralar ile blogumu cıvıldatmak istiyorum :)
Yazamadığım bu uzun sürede hiç beni yalnız bırakmayan, arayıp soran, mail gönderen ve en önemlisi her gün blogumu ziyaret etmeyi sürdüren tüm takipçilerime sonsuz teşekkür ediyorum ve tekrar herkese “Hayırlı Ramazanlar” diliyorum efendim…

neslihanshower6

Bu yılın başından beri; yeni ev telaşı, sağlık problemleri ve kurabiye kursları nedeniyle canım grubumdan istemeden de olsa uzak kaldım.
En son Esra’nın Baby Shower Partisine katılabildim. Sonrasında sevgili Adaş’ım ve sevgili Pınar’a da partiler düzenledik ama ben katılamadım :)
Artık şeytanın bacağını kırma vakti dedim ve geçen hafta tüm şartları zorlayıp, grubumuzun naif prensesi Neslihan’ın; “Yağmur’u Beklerken” partisine katıldım.
Hepsini o kadar özlemiştim ki sabah uyandığımda heyecandan yerimde duramıyordum :)
Neslihan; yılbaşında olduğu gibi bizi yine büyüledi! Gerçek hayattan koparıp masal diyarlara sürükledi.
Hepimiz kendimizi "Alice harikalar diyarında" masalında gibi hissettik.
Kusursuz, mükemmel bir ev hazırlamıştı yine bizim için üstelik bu kez kocaman bir göbüş ile :)
Ben ne dersem diyeyim, kelimeler yetersiz kalacak o nedenle sizi Pınar şekerimin çektiği şahane görüntüler ile baş başa bırakıyorum :)

neslihanshower1

Evin her köşesine ayrı bir süs, ayrı bir güzellik serpiştirmişti Neslihan…
Hiçbir detayı atlamamıştı.
Hatta bazılarını karnım doydukça fark ettim ve kendi kendime çok güldüm sonradan :))

neslihanshower2

En çok bayıldığım, dakikalarca önünden ayrılmadığım ve kızlara sürekli “buranın fotoğrafını çektiniz değil mi” diye içlerini baydığım :) köşe…
Bebek bezi pastası, hediyelik ağacı, anı defteri ve süslü kurabiyeleri ile burası da ayrı bir rüya köşesi idi…
Süslü kurabiyelerini nacizane ben hazırladım ve böyle bir güzelliğin içine onları yerleştirmekten de ayrıca keyif aldım.
Kurabiyelerin leylek figürlü olanlarını da Selen’ciğimin elleriyle hazırladığı ahşap boyama arabanın içine yerleştirdim. Hepimizin minik dokunuşları ile güzellik kat kat arttı böylece…
Selen şekerim, blogunda günümüzü çok detaylı bir şekilde ve bol fotoğraflar eşliğinde anlatmış, mutlaka göz atın derim :)

neslihanshower4

Bu masalsı dekorasyon, hepimizin el birliği ile hazırladığı mamalar ile zenginleşti. Benim kısır döngü başköşeye kuruldu yine :) “başka bir şey bilmiyor musun sen Allah aşkına” demeyin, özlemiş kızlar kısırı :)

neslihanshower3

Münevver Abla’nın makaronları yine olağanüstü idi. Bu kez olaya el koydum ve kimse hakkından fazla yemesin diye Münevver abla’ya “hepimizin önüne sayı ile koy” dedim :))
Bitecek korkusu ile hızlı hızlı yememe gerek kalmadı böylece… :))

neslihanshower7

Muhteşem lezzetler yiyip, mest olduğumuz, oyunlar oynayıp kahkahalar ile güldüğümüz kısacası hem midemizi hem ruhumuzu doyurup hatta bayram ettirdiğimiz bir gün daha yaşadık birlikte.
Neslihan’cım her şey için bir kez daha gönülden teşekkürler. Yağmur kızımız sağlıkla, huzurla katılsın aramıza inşallah…

Sırada Yaso’mun şahane terasında iftar buluşmamız var, bekleyiniz efendim… :)