15 Mart 2013 Cuma

Portakal Reçeli

portakalreceli

NİHAYET, MEVSİMİ BİTMEDEN :)
Bu portakal reçeli üzerimde nasıl bir baskı oluşturdu anlatamam :)
Geçen yazıda; "bir sonraki tarif; portakal reçeli olacak" dedim ya, demesemiydim acep diyorum şimdi :)
Sadece blogumu takip edenler konusunda rahatım, artık alıştınız benim uzun süreli güncellemelerime... :)
Ama diğer platformlarda Portakal Bahçem ile ilgili paylaşımlar yaptıkça; "Mügee nerede kaldı tarif" sıkıştırmaları epey çoktu. :)

Portakal reçeli tarifi; tahmin edeceğiniz üzere anneme ait. :)
Bir kaç hafta önce elinde minicik bir kavanoz reçel ile geldiğinde; "sizde pek reçel yenmiyor, o yüzden küçük kavanozla getirdim, bir kaşık yiyorsunuz zaten aylarca yersiniz" demişti. :)
Ama eşimde bende reçelden bir kaşık aldık ve reçel -inanın abartmıyorum- ertesi günü görmedi.:)
Annem bunun üzerine evde tekrar reçel yaptı ve yine bize getirdi.
Önce ikinci getirdiği reçelin fotoğrafını çekip, fazla bekletmeden onun ağzından tarif ile hemen paylaşayım istedim.
Sonra, tarifi illa kendimde deneyeceğim ve sorulan sorulara yanıt verebilecek halde olmalıyım takıntım nedeniyle anneme dedim ki; "anne bir kere de bizim evde yapalım, hem aşama aşama fotoğraflarını çekeriz, hem ben yapılışını görmüş olurum, şöyle bol fotoğraflı bir yazı ile yayınlarım"
Ama işte kazın ayağı öyle olmadı, benim müthiş yoğunluğum nedeniyle o reçel bir türlü yapılamadı.
Portakal Bahçem den sipariş verdiğim ve "kim bilir neler neler yaparım ben bunlarla" dediğim 9 kg. portakalda yendi bitti. :)
Sonunda annem olaya ciddiyetle el koydu, "ben yapacağım evde bir kez daha, sana da anlatırım, yayınlarsın. Gelen sorulara da ben yanıt veririm" dedi! :)
Nasıl tepki ama demir yumruk mübarek. :))
Yani bu tarifi bekleyenler bana değil anneme teşekkür edecekler efenim. :)

Portakal reçelinin malzemeleri bütün reçellerde olduğu gibi çok basit. Meyve, şeker ve su...
Yapılışı ise biraz zahmetli. Zahmetliden kastettiğim ise çok zor bir yapılışı olması değil, sadece portakalın sululuk oranına göre kıvamının değişmesi.
Mesela annem ilk denemesinde 3 su bardağı ile yapmış, kıvamını koyulaştırmakta çok zorlanmış. Tadı şahane idi orası ayrı :)
İkinci denemesinde 2 su bardağı ile yapmış ve portakalların suyu nedeni ile ilkinden biraz daha sulu bir kıvamı vardı.
Son denemede ise 1 bardak su ile yapmış, portakallar çok sulu olduğu için, en az su eklediği deneme bu olmasına rağmen, en sulu reçeli elde etmiş.
Burada da çözümü ertesi gün 10 dk. daha kaynatmakta bulmuş ve reçel hakikaten oldukça koyu idi.
Sonuç olarak annemin size bu reçel ile ilgili en önemli önerisi; portakalların sululuk oranına göre suyu eklemeniz.
Ben tarifi size 1 su bardağı ile vereceğim.
Muhtemel karşılaşacağınız durumları da yukarı da yazdım. Yani reçelinizin kıvamı size göre çok sulu ise, ertesi gün bir 10 dk. daha kaynatmanız yeterli. :)
Başka sorularınız olursa da hemen anneme sorup, yanıtlayacağım. :)

Portakal mevsimi bitmeden denemeniz ve sizinde bizim kadar beğenmeniz dileğiyle... :)

Malzemeler

  • 2 kg. (Washington, kalın kabuklu) Portakal
  • 1600 gr. (8 Su Bardağı) Toz Şeker
  • 200 ml. (1 Su Bardağı) Su
  • 1 Adet Limon Suyu (yaklaşık 2/3 Çay Bardağı)

Yapılışı
  • Öncelikle portakalların kabuğunu dikkatlice soyun. Oldukça ince soymanız ve beyaz etli kısma dokunmamanız gerekiyor. Bu aşamada isterseniz kabuklarını rendeleyebilirsiniz. Böylelikle oldukça ince soymuş olursunuz.
  • Kabuklarını soyduğunuz portakalları, öncelikle bol suda 5-6 dk. haşlayın. (su kaynamaya başladıktan sonra 5-6 dk.)
  • Haşlanan portakalları dikkatlice içinde soğuk su bulunan bir kaba alın. (soğuması için) 10 dk. portakallar soğuyuncaya kadar soğuk suyun içinde bekletin.
  • Portakalları suyun içinden alın ve tel süzgece koyun, iyice suyu süzülünceye kadar bekletin. Kağıt havlu ile oldukça nazik bir şekilde kurulayın.
  • Kuruladığınız portakalları iri iri doğrayın ve en az yarım saat bekletin. (zaten bu sürede şerbetini pişirmiş olacağız)
  • Büyükçe bir tencereye şeker ve suyu koyun, orta derece ateşte 30-35 dk. şerbet kıvamı alıp hafif koyulaşıncaya kadar kaynatın.
  • Kaynayan şerbete portakalları ekleyin ve arada hafifçe karıştırarak (portakalları ezmeden) yaklaşık 1 saat kadar orta ateşte pişirin.
  • Reçelin kıvamını anlamak için 1 saatin sonunda bir kaşık kadarını bir çay tabağına koyup buzdolabına koyun. 3-4 dk bekletin. Çıkardığınızda koyu bir kıvama ulaşmış ise reçel olmuş demektir. Hala çok sulu ise biraz daha kaynatmaya devam edin.
  • Reçelin kıvamı istenilen koyuluğa gelmiş ise (ne çok sulu ne de çok koyu olmalı) limon suyunu ekleyin ve 3-4 dk. daha kaynatın.
  • Ocağı kapatın ve çok fazla beklemeden 10-15 dk. sonra reçeli kavanoza doldurun.
  • İyice soğuduğuna emin olduğunuzda da ağzını sıkıca kapatabilirsiniz.

1 Mart 2013 Cuma

Saba Tümer ile Knorr Projesi

Saba Tümer Bloggerlar ile Ne Pişiriyor & Şubat 2013

SABA TÜMER ve KNORR DÖMİ GLAS ÇEŞNİ İLE BOL KAHKAHALI BİR ÇEKİM ÖYKÜSÜ...
Hatırlarsanız; Kremalı Mantar Çorbası tarifinde; "arayı çok açmayacağım, en kısa zamanda bu çorbanın yoğurtlu, terbiyeli daha az yağlı bir versiyonunu deneyip, paylaşacağım" demiştim.
Tabi siz de; "biz biliriz Müge'nin en kısa zamanda kavramını artık seneye gelir tarif" dediniz değil mi? :)
Ama vallahi günahımı aldınız.:) Çorbanın farklı versiyonlarını denedim. Yoğurtlu, limonlu, unlu yumurtalı vs. ama hiç biri beni mutlu etmedi. Mantar tadı alamadım, hep bir şeyler eksikti, ya un tadı alıyordum ya da ekşi bir yoğurt tadı. O yüzden denemekten vazgeçtim. Sizlerle paylaştığım hali en güzeli diyor ve çorba konusunu kapatıyorum.
Şimdiki planım; sizlerle bir kaç güne bir portakal reçeli tarifi paylaşmak, annem yapmış, bir kavanoz tam iki günde bitti! :) Hemen yenisini yapacağız birlikte ve ben -inşallah- mevsimi geçmeden yayınlayacağım. :)

Neyse biz bugünkü yazımızın konusuna dönelim artık. :)
Şubat ayı başında sevgili Saba Tümer ile birlikte bir reklam filmi çektik.
Projenin adı; "Saba Tümer Bloggerlar ile Ne Pişiriyor?"
Saba Tümer hakikaten neşeli, cıvıl cıvıl bir hanım, çekimler tahminlerin çok! üzerinde vakit aldığı için kendisi ile epey sohbette ettik.

Saba Tümer Bloggerlar ile Ne Pişiriyor & Şubat 2013

Bu çekim benim için gerçekten çok hoş bir tecrübe oldu. Daha önce pek çok kez canlı yayına katılmış ve bant şeklinde önceden çekilen programa konuk olmuştum.
Ama bu kez her şeyi ile çok farklı bir deneyim yaşadım.
Çekim öncesi; "nasılsa canlı yayın değil, takıldık mı bir daha çekeriz" şeklinde inanılmaz bir rahatlık vardı üzerimde :) ama çekimler başlayınca ve provalar, tekrarlar, saatler sürünce durumun hiç de öyle olmadığını kavradım. :)
Canlı yayında heyecanlansanız bile en fazla "ay sesim titredi" diyorsunuz sonra hoop devam. :)
Valla canlı yayının gözünü seveyim.
Bu çekimde bırakın sesin titremesini, kolyeniz yana kaysa, saçınızın teli havaya kalksa, paketi hafif yamuk tutsanız ya da olmanız gereken açıdan biraz yana kaysanız bir ses duyuyorsunuz; "keesstiiik!" :)
Bu kısacık reklam filmi için biz tam 4,5 saat emek ettik.
Ve çok eminim ki, montajı yapan ekip bunun kat be kat fazlasını harcamıştır.
Gerçekten o günden sonra dizileri, filmleri farklı bir gözle izler oldum, izlerken bir anda kendimi bir hesaplama yaparken buluyorum; "hmm şimdi bu sahneyi kim bilir kaç kere tekrar ettiler, bu açıyı kim bilir kaç seferde yakaladılar gibi :))
Sonuç olarak; çok keyif aldığım, çok güldüğüm, benim için hoş bir anı olarak kalacak harika bir gün geçirdim.
Knorr ailesine ve çalışmanın içinden yer alan herkese gösterdikleri sıcak ev sahipliği için çok teşekkür ediyorum.

Projede benim payıma düşen lezzet; "Knorr Fırında Et Çeşni Dömi Glas" oldu.
Şimdi reklam yapıyor diyeceksiniz - e biraz haklısınız da- ama hakikaten çok pratik ve çok lezzetli. :)
Beni twitter ve instagram'dan takip edenler özellikle biliyor, kurslarımın yoğunluğu nedeniyle artık mutfağa hiç giremez oldum. Ya köfte, patates gibi pratik ötesi şeyler yapıyorum ya da dışarıdan söylüyoruz. :)
Bu Knorr çeşnileri ve özellikle Dömi Glas çeşnisi hem çok pratik hem de sofraya getirdiğinizde gayet iltifat toplayıcı...
Hatta projeden önce fikrim olması açısından tüm sosları ve kısır ile çiğ köfte harcını denemiş ve içlerinde en başarılı olarak Dömi Glas ı bulmuştum.
Şansıma da bana o düştü ve çok da iyi oldu. :)

Şimdi sizleri benim için saatler, tüm ekip için günler süren bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu şirin reklam filmini izlemeye davet ediyorum efendim... :)