30 Aralık 2010 Perşembe

Limonlu Tavuk

Limonlu Tavuk

ASLINDA LİMON AROMALI, KÖRİLİ, BİBERİYELİ TAVUK :)
Aynen öyle! :)
Lokantalardaki uzun isimli yemeklerden buda, hani şu tüm malzemeleri adında geçen…
Hatta; “limon, köri, biberiye, yoğurt marineli tavuk” demek daha doğru olur. Çünkü pişirme kısmı basit, asıl anlatılması gereken; marine malzemeleri.

Hafta sonu Ülkü ve Aytaç bizdeydi. Uzun, güzel bir kahvaltı yaptık, detaylarını paylaşacağım en kısa zamanda.
Beyler ambargo koydu bu kez, mutfağa girmek yasak diye :)
Oysa bütün günün, mutfakta yeni denemeler ile geçmesi gibi haince planlarım vardı. :)
Ülkü’ye dedim ki; “madem bugün mutfakta çok zaman geçiremiyoruz, o zaman sen söyle ben yazayım, yeni yemekler, tarifler ver bana”
Malum, Sebzeli Bonfile Kulesi medyada pek yer aldı. Onun ayarında yeni tarifler eklemek lazım :)
Ülkü tam bir fikir fabrikası. Hani “bir dokun bin ah işit” derler ya, Ülkü için; “bir dokun bin fikir işit” diyorum ben :)
Yazdıklarımın haricinde birde mutfağa girip, hızlıca akşam yemeği için hazırladıklarımız var.
Limon aromalı tavuk bunlardan biri.

Yoğurt ve salça ile tavuk marine etmeyi eşimden öğrenmiştim yıllar önce, zaman zamanda yaparım.
Ülkü’nün tarifi biraz daha zenginleştirilmiş hali. Limon kabuğu rendesini pek severim, hemen her şeye eklerim zaten, köri ve biberiyede gayet güzel yakıştı.
Biberiyeyi mümkün olduğunca az kullanmanızı öneririm, çünkü limon aromasını bastırıyor, hatta evde yoksa hiç kullanmayabilirsiniz.
Hafta içi işten gelince bile hazırlayabileceğiniz pratik bir tarif ama aynı zamanda misafir ağırlayabileceğiniz kadar havalı :)
Yılbaşı akşamı içinde çok güzel bir seçenek.
Naçizane fikrim; bir türlü pişmek bilmeyen, pişse de çok lezzetli olmayan, hele ertesi güne kalırsa deyim yerinde ise elinizde patlayan :) hindi yerine bu tarifi kullanmanız.

Malzemeler
  • 8 Parça (kemiksiz-derisiz) Tavuk Pirzola
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Yoğurt
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Biber Salçası
  • 1 Diş (ezilmiş) Sarımsak
  • 1 Adet Limon Kabuğu Rendesi
  • 1 Çay Kaşığı (tepeleme) Köri
  • 1 Çay Kaşığı Kuru Biberiye
  • ½ Çay Kaşığı Karabiber
  • 2 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • Tuz

Yapılışı

  • Tavuk dışındaki tüm malzemeleri çırpma teli ile çırparak pürüzsüz hale getirin.
  • Tavukları bu karışıma bulayın. Kapaklı bir kapta, buzdolabında 30 dk. kadar bekletin.
  • Tavukları tepsiye dizin ve 200 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 45 dk. pişirin.

Limonlu Tavuk

YILBAŞI AKŞAMI ÖNERİSİ;

  • Büyükçe bir tavuğu haşlayın. (10-15 dk. yeterli, birazda fırında pişecek.)
  • Süzgeçte biraz bekleterek suyunu süzün.
  • Kestaneli iç pilav hazırlayıp, soğutun.
  • Soğuyan tavuğun içine pilavı doldurun.
  • Yoğurtlu marine harcını tavuğun her yerine sürün.
  • 200 derecede önceden ısıtılmış fırında, nar gibi kızarıncaya kadar pişirin.

Limonlu Tavuk

Bu yazı aracılığıyla; hepinizin yeni yılını en içten duygularım ile kutlarım.
2011; inşallah hepimiz için, tüm hayal ettiklerimizin gerçek olduğu, huzurlu, sağlıklı, bereketli, sevdiklerimiz ile birlikte geçireceğimiz bir yıl olur.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum…
Mutlu yıllar…

29 Aralık 2010 Çarşamba

Pazılı Mercimek Çorbası (Ekşili Malhıta)

Pazılı Mercimek Çorbası (Ekşili Malhıta)

NAMI-I DİĞER MAHLUTA ÇORBASI…
Blogumda yer alan; Yöresel Lezzetler kategorisi ağırlıklı olarak Kilis mutfağından oluşuyor biliyorsunuz.
Bu çorbada aslında 2007 yılında arşivime eklediğim tariflerden. Arşivin tozlu sayfalarında kalmasına gönlüm razı olmadığı için allayıp, pullayıp sizlere tekrar sunmaya karar verdim :)
Sofra dergisi için hazırlayacağım yemekler içinde, en çok tatlı ve çorbada kararsız kalmıştım. Hem değişik bir şeyler yapmak istiyordum, hem de lezzetli. Brokoli, kereviz ya da soğan çorbası gibi yeni deneyeceğim fikirler uçuştu aklımda önce.
Sonra klasik yanım ağır bastı :) bilinen bir lezzete ufak dokunuşlar yapan bir şey olsun istedim ve kuzen Hülya’nın, başka bir konuda sohbet ederken, kendi bile farkında olmadan kurduğu bir cümlede Ekşili Malhıta’yı yakaladım :)

Minik bir not; internette ufak bir araştırma yapınca, çorbanın genellikle mahluta çorbası olarak geçtiğini gördüm ama Antep’te ve Kilis’te kırmızı mercimeğe; malhıta dendiği için bizim için bu çorba; Ekşili Malhıta :)

Ekşili Malhıta adı, içinde bir limon olmasından geliyor sanırım ama bence bir eksik var bu isimde. İçinde geçen malzemelerin ağırlıklı ismi çorbaya verilecekse, bu çorbanın adı sarımsaklı malhıta olmalıydı :)
Çünkü içinde tam sekiz sarımsak var!
Ancak çorbayı yapınca sizde göreceksiniz ki, ne limonun baskın bir ekşiliği var ne de yoğun bir sarımsak kokusu.
Mercimeğin, pazının, limonun, sarımsağın kısacası içindeki her şeyin tadı oldukça dengeli. Hepsini ayrı ayrı hissediyorsunuz.

Ekşili Malhıta; soğukların iyice bastırdığı, sofralarda mutlaka çorbanın arandığı şu günlerde, mutlaka denemeniz gereken bir lezzet. İçindekilerin ise hepimize ne kadar faydalı şeyler olduğunu burada anlatmama gerek bile yok.
Tahmininizin aksine; “bu çorba yılbaşı sofralarınız içinde harika bir seçenek” cümlesini kurmayacağım :)
Çünkü çorba başlı başına bir öğün olacak kadar zengin ve doyurucu. Sonra sofradaki diğer mezeleri, zeytinyağlıları yemeye yeriniz kalmayabilir, uyarmadı demeyin :)

Malzemeler

  • 1,5 Su Bardağı Kırmızı Mercimek
  • 1 Demet Pazı
  • 1 Adet Limon'un Suyu (½ Su Bardağı)
  • 8 Diş Sarımsak
  • 2 Çay Bardağı Sıvı Yağ
  • 7 Su Bardağı (1,5 Lt.) Su
  • 1,5 Tatlı Kaşığı Toz Kırmızı Biber
  • 1 Çay Kaşığı Kuru Nane
  • Tuz

Yapılışı

  • Mercimeği akan suyun altında iyice yıkayıp süzün. Pazıları yıkayın ve saplarını minik minik yapraklarını iri iri doğrayın.
  • Düdüklü tencereye; mercimek, pazı, su, 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber ve tuz koyun. Buhar çıkınca, ateşi kısarak, 8-9 dk. pişirin.
  • 4 diş sarımsağı ezin ve limon suyu ile karıştırın.
  • Karışım pişince, kısık ateşe alın ve sarımsaklı limonu ekleyip, karıştırın.
  • Ayrı bir tavada sıvıyağı kızdırın ve diğer sarımsakları ezerek ekleyin. Sarımsaklar hafifçe pembeleşinceye kadar pişirin.
  • Sarımsaklı kızgın yağı çorbaya ekleyin ve karıştırın. 1-2 dk. pişirin.
  • Nane ve yarım tatlı kaşığı daha toz biber ekleyin ve ateşi kapatın.
  • Sıcak ve taze servis yapın.

NOTLAR;

  • Siz sormadan ben söyleyeyim; çorbayı robottan geçirmiyoruz :)
  • Çorbayı hemen servis etmeyecekseniz, birkaç saat sonra ya da ertesi gün kıvamı koyulaşacaktır. Damak zevkinize göre kaynar su ekleyerek kıvamını açabilirsiniz.
  • Sıvıyağ oranı gözünüze çok görünebilir ama eksiltmeyin, mercimek yağı çok sever.
  • Çorbayı; sıvı yağ yerine zeytinyağı ile yapabilirsiniz.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Hünerli Bayanlar Sofra Dergisinde

Sofra Dergisi - Ocak 2011 (Davet Sofrası)

SOFRA DERGİSİ için DAVET SOFRASI HAZIRLADIM…
Sihirli bir değnek aradığım günlerde; “sık yazı ekleyemiyorum, çünkü bir projeye hazırlanıyorum, pek yakında bombamı patlatacağım” tarzından havalı bir cümlem yok. Bir iki ufak sürpriz var sadece” demiştim ya.
İşte bunlardan biride Sofra Dergisi idi…
Sofra dergisinin düzenlediği kahvaltı davetinde ve Güral Porselenin yılbaşı davetinde Sofra yöneticileri ile tanışma ve sohbet etme şansım olmuş, bu sohbetlerde dergi için bir şeyler hazırlama konusunda konuşmuştuk.
Aralık ayında sevgili Selma Şen’den aldığım bir telefon ile bir anlamda bir hayalim daha gerçekleşti diyebilirim.
Selma Hanım; uzun yıllardır evimden eksik etmediğim, sayfalarını her zaman büyük bir hayranlık ile çevirdiğim Sofra dergisine konuk olmamı istiyordu.
Büyük bir memnuniyet ile “tabi ki” dedim.
Heyecanla da hazırlandım, sanki dergi için değil de, evime ilk kez gelecek çok özel misafirlerim için hazırlanıyor gibi…
Kendimi şu meşhur yemek yarışmasında gibi hissettim, kısa bir süre içinde hem yemekleri, hem soframı, hem de kendimi hazırlamam gerekiyordu. Bir kamera; o anlardaki telaşımı çekse oldukça ilginç bir program olabilirdi :)
Çekimler başladığında ise, bu telaşımın birazda yersiz olduğunu gördüm, çekimler o kadar uzun sürdü ki – yaklaşık sekiz saat- ben de o sırada pekala yemekleri hazırlayabilirmişim :)

Blogumdaki sofralarda sistem; “tüm yemeklerin hazır olup, misafirler içeride beklerken hızlıca birkaç kare alma” üzerine kurulu olduğu için, dergide de öyle olur sandım :)
Bu sayede eşimin kıymetini de çok iyi anladım, dergideki her kare için saatler harcandığını gözlerimle görünce, eşimin; “aman yemekler soğudu, hadi çabuk insanlar bekliyor” telaşı içinde gerçekten harikalar yarattığına karar verdim. Bugüne kadar ona böylesine yüklendiğim için ciddi vicdan azabı çektim diyebilirim :)

Oldukça yorucu geçen çekimlerin ardından, kaşığı ağzımıza götürecek enerjimiz bile kalmadığı halde :) yemeklerin tadına bakmayı ihmal etmedik.
Ekipten tüm yemekler için, övgü dolu sözler duymak bütün yorgunluğumu unutturdu.
Selma hanım ile bahar aylarında; “Teras’ta Beş Çayı” teması hazırlamak için sözleştik bile :)
Evet; şimdi sizleri birbirinden güzel tarifler ve dosyalar ile raflarda yerini alan “Sofra Ocak 2011” sayısını almaya davet ediyorum. Keyifli okumalar efendim.

Sofra Dergisi -Ocak 2011 (Davet Sofrası)

Menüyü Selma hanım ile birlikte ve ağırlıklı olarak blogumdan oluşturduk. Birkaç yeni tarif var, onları da en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım.
Yılbaşı akşamı için sizlere bir sofra hazırlayamadım ama bu sofra sizlere yeni yıl sofrası için güzel fikirler verebilir diye düşünüyorum.

Soframızda;

Sofra Dergisi - Ocak 2011 (Davet Sofrası)

22 Aralık 2010 Çarşamba

Yayla Çorbası

Yayla Çorbası

BESLEYİCİ, LEZZETLİ, ŞİFALI...
Karnıyarık, İmam Bayıldı, Mantı vs. gibi bilinen, klasikleşmiş tüm yemeklerin arşivinde olmasını isteyen bir blog yazarı için; yayla çorbası gerçekten eksiklerden biriydi.
Diyebilirim ki, üzerimden koca bir yük daha kalktı :)
Yayla çorbası tüm çorbalar içinde en çok sevdiğimdir. Bugüne kadar bazı denemelerim oldu ama anneminkinin lezzetini yakalayamadım bir türlü.
Hazır çorbaların tadını sevmememe rağmen; yayla çorbasının hazırını da sıklıkla alırım, daha doğrusu alırdım diyelim, artık almayacağım :)
Çünkü hafta sonu annemle birlikte pişirdik.
Daha çok o pişirdi, ben dikkatle izleyip, her noktayı not aldım, blogdaki pek çok tarifte olduğu gibi.

Kitaplardaki tariflerin çoğunda; tamamı tavuk suyu ile yapılıyor, annemin tarifinde ise tavuk suyu ve su birlikte kullanılıyor. Bana göre bu şekli ideal, çok ağır ve yağlı değil ama tavuk suyunun lezzeti de hissediliyor.
Pirinç oranı da bana göre tam ama siz kendi damak tadınıza göre eksiltme, arttırma yapabilirsiniz.
Üzerine kırmızı biberli kızgın yağ gezdirmek de hoş olabilir ama ben sevmiyorum hatta daha fotojenik olacağını bildiğim halde :) süslemesi için bile kullanmadım. Bu kısımda yine size kalmış. Çorbayı pişirir pişirmez servis edecekseniz, kıvamı gayet uygun. Birkaç saat ya da bir gün önceden pişirecekseniz, kaynar su ya da tavuk suyu ile kıvamını biraz açmanız gerekebilir.
Yoğurt olarak; ne yazık ki markette satılan ve içindeki koruyucu maddeler nedeniyle, aylar geçse bile bozulmayan! bildiğimiz yoğurtlardan kullandım, yinede ekşiliği gayet kıvamında idi.
Evde yoğurt yapıyorsanız ya da ev yapımı yoğurt bulabilirseniz, hele de bu yoğurt biraz ekşimiş ise yaptığınız çorba tadından yenmez diye düşünüyorum :)
Bu çorbayı; tavuk suyu yerine et suyu kullanıp, içine haşlanan etleri ve nohut ekleyerek; Lebeniye ve hatta minik köfteler ekleyerek Antep Yuvarlaması haline getirebilirsiniz.
Benim işime gelen kısım yayla çorbası yapmak, diğerlerini hamarat hanımlara bırakıyorum :)

Malzemeler (8-10 kişilik)
  • 4 Su Bardağı (800 ml.) Tavuk Suyu
  • 3 Su Bardağı (600 ml.) Su
  • 1 Su Bardağı Yoğurt
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Pirinç
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Tereyağ
  • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Un
  • 1 Tatlı Kaşığı (tepeleme) Kuru Nane
  • Tuz

Yapılışı

  • Bir tencereye su, tavuk suyu, tuz ve yıkayıp süzdüğünüz pirinçleri koyun. Kısık ateşte, pirinçler yumuşayıncaya kadar, yaklaşık 15 dk. kaynatın.
  • Küçük bir teflon tavaya tereyağını koyun ve orta ateşte yakmadan eritin. Unu ekleyin ve karıştırarak un pembeleşene kadar kavurup ateşi kapatın.
  • Pirinçli sudan 3-4 yemek kaşığı kadar alıp, tereyağlı unu bulamaç haline getirin.
  • Pirinçler yumuşayınca unlu karışımı ekleyin ve çırpma teli ile karıştırın.
  • Bir kasede yoğurdu çırpın ve yine çorbadan 3-4 kaşık alarak yoğurda ekleyin ve çırpın. (bu şekilde yoğurdun sıcaklığını arttırıp, çorbaya eklediğimizde kesilmemesini sağlıyoruz)
  • Yoğurdu da çorbaya ekleyip, çırpma teli ile karıştırın.
  • Kısık ateşte arada sırada karıştırarak 5 dk. pişirin.
  • Naneyi ekleyin. Bir kez karıştırıp, ateşi kapatın.
  • Mümkün olduğu kadar taze ve sıcak servis edin.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Ispanaklı Rulo Krep

Ispanaklı Krep Rulo

DAVET SOFRALARI İÇİN NEFİS BİR ARA SICAK…
Bu yemeğe isim bulmaya çalışırken ve tarifi bloga yazarken harcadığım zaman; yemeği yaptığım süreden kat kat daha fazla!
Beşamel soslu ıspanaklı krep, krep rulosunda ıspanak, vs vs. diye düşünüp dururken, yemek dergilerinde ve kitaplarda yemeklere verilen; buzlu rüya, serin esinti gibi isimleri bir kez daha takdir ettim :)
Neyse; önce isim konusunu hallettik. Sonrada yazı kısmını :)
Oldu mu oldu ama epey de yordu :)

Hafta sonu anneme dedim ki; “lütfen beni sars ve kendime getir, mutfağa girelim ve mümkünse saatlerce kalalım orada” :)
Garibim; “tamam” dedi. Ani gelen bir telefon ile araya bir bebek kurabiyeleri buketi sıkışsa da iki üç tarif denedik beraber. En önemlisi benim mutfak aşkım yeniden depreşti, bu hafta tek başıma da samimi olacağım kendisi ile :)

Ispanaklı krep; Güral Porselen’in Antre G House’da düzenlediği yılbaşı yemeğindeki lezzetlerden biri idi. Önce görüntüsü daha sonra tadı ile beni kalbimden vurdu.
Tadını o kadar beğendim ki bitmesin diye minik minik yedim :)
Yerken bir yandan içindekileri çözmeye çalıştım, mutlaka evde de denemek istediğim için.
Ispanak ve ceviz tamamdı da, ıspanağı sarıp sarmalayan, ısırdığınızda yumuşacık, ağızda eriyen bir karışım olmasını sağlayan ne idi?
Aklıma iki ihtimal geldi; krema ya da beşamel sos.
Kremadan bir süre düşündükten sonra vazgeçtim, hem çok yağlı olacağı, hem de sıvı olduğu için ıspanağı bu şekilde; “tutmayacağını” düşündüğüm için.
Hafta sonu beşamel sosu ile uyguladım ve ilk lokmayı bitirdiğimde ağzımdan çıkan ilk kelime; “Bingo!” oldu :) İlk denemede bire bir aynısını yakalamıştım.
Önce kendim sonra sizler adına çok mutlu oldum, çünkü yılbaşı sofrası için bundan daha güzel bir ara sıcak ikramı olamaz diye düşünüyorum.
Önümüzdeki birkaç hafta; “bıkana kadar yapılan yemekler” listemde bu kreplerin olacağına da kesin gözüyle bakıyorum :)

Malzemeler (6 Adet için)

Ispanaklı karışım;
  • 500 gr. (ayıklanmış, yıkanmış) Ispanak
  • 1 Adet (orta boy) Kuru Soğan
  • 2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
  • Tuz, Karabiber

Beşamel sos;

  • 1 Yemek Kaşığı (40 gr.) Tereyağ
  • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Un
  • 1 Su Bardağı (200 ml.) Süt

Krep;

  • 1,5 Su Bardağı (300 ml.) Süt
  • 1 Su Bardağı (125 gr.) Un
  • 2 Adet Yumurta
  • ½ Çay Kaşığı Tuz

Domates sos;

  • 1 Su Bardağı (rendelenmiş) Domates
  • 1 Diş Sarımsak
  • 1 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • 1 Çay Kaşığı Şeker
  • ½ Çay Kaşığı Tuz

12 Adet (yarım) Ceviz

Yapılışı

Krep;

  • Krep malzemelerini derin bir kasede çırpma teli yada mikser ile iyice çırpın.
  • Krep tavasını sıvıyağ ile çok hafif yağlayın. (ben silikon fırça ile yağlıyorum)
  • Tavayı orta ateşte kızdırın.
  • Krep harcından 1 kepçe kadar alıp, tavaya incecik olacak şekilde yayın.
  • Krep pişip, tavadan ayrılacak noktaya geldiğinde tersini çevirip, diğer yüzünü de pişirin.
  • Her krepten önce fırça ile tavayı hafifçe yağlayın. (yağlamasınız da tavadan ayrılıyor ama lezzetli olması açısından ben yağlamayı tercih ediyorum, seçim sizin)

Ispanaklı karışım;

  • Teflon tencereye; minik minik (yemeklik) doğradığınız soğanları ve sıvıyağı koyun.
  • Orta ateşte, arada karıştırarak 3-4 dk. kavurun.
  • Saplarını minik, yapraklarını irice doğradığınız ıspanakları ve damak tadınıza göre tuz, karabiber ekleyin.
  • Arada karıştırarak, 7-8 dk. sapları yumuşayıncaya kadar kavurun.

Beşamel sos;

  • Derin bir teflon tavaya tereyağını koyun ve yakmadan kızdırın.
  • Unu ekleyin ve hızlıca karıştırarak, karışım hafif pembeleşinceye kadar kavurun.
  • Sütü azar azar ekleyin, karışım toparlanınca bir iki kez iyice karıştırın ve ateşi kapatın.

Domates sos;

  • Sos malzemelerinin hepsini küçük bir tencereye koyun, kaynadıktan sonra, kısık ateşte 10-15 dk. kadar pişirin.

****

  • Beşamel sosu ve ıspanakları karıştırın, orta ateşte 1-2 dk. birbirlerine iyice karışıncaya kadar, karıştırarak kavurun.
  • Her krebin üzerine, üç yemek kaşığı kadar ıspanaklı harç koyun ve yayın.
  • Harcın üzerine; iri iri kırdığınız ve teflon tavada biraz kavurduğunuz cevizleri serpin.
  • Yanlardan bir cm. kadar içeri kıvırıp, rulo yapın.
  • Domates sosu ile birlikte servis edin.

NOTLAR ve ÖNERİLER;

  • Ispanaklı harcı; illa krep ile servis etmeniz şart değil. Et yada tavuğun yanında, garnitür olarak servis edebilirsiniz.
  • Krepleri de, ıspanaklı harcı da birkaç saat önce hazırlayıp, servis etmeden önce rulo yaparak mikrodalga fırında ya da çok kısık ateşte teflon tavada ısıtabilirsiniz.
  • Cevizleri ıspanaklı harca karıştırmak yerine üstüne serpmek; hem kavrulan cevizlerin yumuşamasını önlüyor hem de her rulonun içine eşit ve bol miktarda ceviz gelmesini sağlıyor.
  • Beşamel sosu hazırladığınızda; profiterol hamuru gibi sert bir hale geliyor, bu aşamada panik olup karışımı sütle inceltmeye kalkmayın. Ispanağın içine ekleyip, karıştırınca karışımın ideal kıvamda olduğunu göreceksiniz.
  • Domates sos; olmazsa olmazı değil ama mükemmel bir eşlikçi.
  • Tarifi; beşamel sos hazırlamak yerine krema ile de yapabilirsiniz, tahminimce biraz daha yumuşak olacaktır ama yine çok lezzetli olacağına eminim.
  • Ispanak yerine de pazıda kullanabilirsiniz.
  • Patlıcan Beğendili Tart, tarifindeki patlıcanlı harç yerine; ıspanaklı harcı kullanarak tart da yapabilirsiniz.

16 Aralık 2010 Perşembe

Neslihan'ın Muhteşem Yılbaşı Sofrası

Blogger Yılbaşı Partisi

YILBAŞI DEKORASYONU ve SÜPER FİKİRLER Mİ DEDİNİZ?
İŞTE BUDUR!!!Madem benim üzerimdeki tembellik had safhada...
Madem ben sizlere beklediğiniz, o güzel fikirler verecek yılbaşı sofrasını bir türlü kuramıyorum.
O zaman dışarıdan şöyle kuvvetli bir destek almam gerekir, öyle değil mi?
İşte bu destek Neslihan’cığımdan geldi, hem de tam zamanında, hem de ne destek!

Son üç yıldır devam eden, son bir yıldır ise düzenli aralıklar ile toplandığımız bir “altın kızlar” grubumuz var malumunuz. Her buluşmamızın da bir teması var.
Bebek partisi, yeni evin ya da yeni atölyen hayırlı olsun gibi…
Bende ki; tüm gün kaloriferin yandığı ! teras partisi gibi :)
Aralık ayı buluşmamıza Neslihan ev sahipliği yapmak istedi, yaptı da…
Ama ne ev sahipliği!!
Kapıdan içeri girdiğimiz andan itibaren, soluklarımızı kesen; fal taşı gibi açılan gözlerimizi ve ağzımızı gün boyu bir daha hiç kapanmayacak şekilde bırakan bir dekorasyon ile…
Evdeki ve sofradaki her detaya, açık büfedeki her detaya, süslemelere, isim kartlarına, çekiliş kurabiyelerine, tüm gün bitmek bilmeden süren sürprizlere, her şeye ama her şeye ayrı ayrı hayran olduk, dilimiz tutuldu.

Blogger Yılbaşı Partisi

Dilek’çiğim yazısında kurduğu cümlede ne kadarda doğru söylemiş; “Ben yazarken bir şeyleri atlamış, unutmuş olabilirim ama Neslihan en ufak bir detayı bile unutmamıştı”…
Gerçekten de öyle…

Blogger Yılbaşı Partisi

Her buluşmamızda olduğu gibi; öncesinde uzun uzun yiyecekleri planladık. Her zamanki gibi dengeli, uyumlu şahane bir menü oluştu ve Neslihan’cığımın hazırladığı muhteşem dekorasyon içinde bir bir yerlerini aldılar.

Kızların çoğu; o günü çektikleri harika fotoğraflar eşliğinde, bloglarında anlatmış. Ben açıkçası onların sözü üzerine söyleyecek çok fazla şey bulamadım. Bu günlerde bende var olan cümle kurma tıkanıklığı da cabası :(
Bu yüzden sizleri, aşağıda verdiğim linkler ile arkadaşlarımın bloglarına yönlendiriyorum.
Fotoğraflara bakarken ve yazıları okurken, o gün bizim yaşadığımız müthiş hayranlık duygusunu eminim sizlerde yaşayacaksınız…

Kim, ne yapmış ve ne yazmış? :)
Blogger Yılbaşı Partisi

Eminim bu yılbaşı sofrası ve süslemeler; sizlere kendi hazırlayacağınız yılbaşı sofrası için harika fikirler verecek.
Neslihan’cım, sevgili prenses; her şey için; emeğine, zevkine yani ellerine sağlık…
O gün; bize kendimizi çok özel ve çok değerli hissettirdin.
Her şey için sonsuz teşekkürler canım…

& Yazıda kullandığım; fotoğrafları çeken, kolajlayan ve Flickr albümünden alıp, hazıra konmama izin veren; Adaş Şekerim’e sonsuz teşekkürler...

15 Aralık 2010 Çarşamba

Yoğurtlu Mayonezli Patlıcan Salatası

Yoğurtlu Mayonezli Patlıcan Salatası

DİKKAT DİKKAT !
Bir adet sihirli değnek aranmaktadır.
Değnekte aranan özellikler; dokunduğu kişinin, bitmek tükenmek bilmeyen mutfak aşkını, hiç değilse bir kısmını geri getirmesi, üzerindeki sebepsiz ataleti kaldırması ve hatta yüzündeki sevimsiz ifadeyi yok ederek geriye gülümseyen bir ifade getirmesi…
Bu özelliklere sahip sihirli değneği olanların, acilen Müge’nin yanına gelmeleri rica olunur.
Şimdiden teşekkürler.
Efendim ?? Böyle bir şey yok mu dediniz.
Nasıl yani? Ne yapacağım ben şimdi? :)

Yukarıda söylediklerim inanın şaka değil. Son zamanlarda ben bile kendimi tanıyamıyorum, nasıl bir tembellik, nasıl bir uyuşukluk var üzerimde anlatamam.
Siz sormadan ben söyleyeyim, bunların sebebi hamilelik falan değil –keşke olsa- sadece tembellik işte :)
Eskiden gündüzleri ne kadar yoğun olursam olayım akşam mutfağa mutlaka girer yeni bir şeyler yapmaya çalışırdım. Hem akşam hem de ertesi gün ofiste midemiz bayram ederdi.
Eşime neredeyse her akşam fotoğraf için yalvarır, o da kendisini bir güzel naza çekerdi. :)
Şimdi soruyor; “e çekilecek bir şey yok mu” diye...
Ben de mutfaktaki meyve tabağını getirip koyuyorum önüne :)

Halbuki aklımda neler neler yapmak var. Yılbaşı sofrası için seçenekler mesela; Çerkez tavuğu, falafel, krep rulosunda kremalı ıspanak, iç pilavlı tavuk sarma, düğün çorbası ve kara orman pastası gibi...
Bu tarifler için araştırmalar bile yapıldı, kağıtları buzdolabına yapıştırıldı.
Geriye ne kaldı, sihirli değnek bekleyen Müge :)

Tamda yılbaşı üstü blogu böylesi öksüz bıraktığım için özür...
Israrla ziyaret etmeye devam ettiğiniz için de kocaman bir teşekkür...
“Bu kaçıncı söz” dediğinizi duyar gibiyim ama söz, en kısa zamanda hatta mümkünse bu hafta sonu, aklımdakilerin büyük kısmını deneyeceğim ve arka arkaya paylaşacağım sizler ile...

Yoğurtlu Patlıcan Salatası; ufak tefek farklar ile arşivde olan bir tarif. Ama arşivdeki halinden çok bu halini yapıyorum. Bu nedenle sizinle paylaşmak istedim.
Mevsim itibariyle artık patlıcan almıyorum ama buzluğumda önümüzdeki sezona yetecek kadar közlenmiş patlıcan mevcut. :)
Bu salata da bir kez yaptıktan sonra damak tadınıza göre değişiklikler yapacağınız bir tarif. Biraz mayonezi arttırmak ya da eksiltmek gibi. Ben artık çoğu zaman göz kararı yapıyorum.
Közlenmiş kırmızı biber olmazsa olmazı değil ama buzluğunuzda var ise mutlaka ekleyin derim.
Gözlemlerime dayanarak söylüyorum; yapımı ne kadar kolay olsa da, patlıcan salatası ve yoğurtlu havuç salatası en zengin, en bol çeşitli sofralarda bile sofranın yıldızı olmayı başarıyor :)
Bu nedenle yeni yıl sofraları içinde bu salatayı seçenekler arasına alın derim. Hatta portakal ya da limondan kaseler hazırlayıp içlerine yerleştirerek, çok hoş sunumlarda yapabilirsiniz.

Malzemeler
  • 4 Adet (ince-uzun) Patlıcan
  • 1 Adet (iri) Kırmızı Biber
  • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Yoğurt
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Mayonez
  • 2-3 Diş Sarımsak
  • 1 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
  • Tuz

Yapılışı

  • Patlıcanları ve biberi közleyin. Kabuklarını soyup, iri iri doğrayın.
  • Ayrı bir kapta; yoğurt, mayonez, yağ, tuz ve ezilmiş sarımsağı çırpma teli ile iyice çırpın.
  • Yoğurtlu karışıma, patlıcan ve biberleri ekleyin, karıştırın.
  • Yarım saat kadar dinlendirip, servis edin.

PRATİK BİLGİLER;

  • Patlıcanı közledikten sonra, tek tek soymakla uğraşmak yerine; üzerine bıçakla bir çizik yapın ve açın. Bir kaşık yardımı ile boşaltın.
  • Patlıcanların kararması için; kabuklarını soyduğunuz anda, hızlıca üzerine limon sürün.
  • Közlenmiş patlıcanı ve biberleri; buzdolabı poşetine koyup, aylarca derin dondurucuda saklayabilirsiniz.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Ortaya Karışık :)

Evimizin Son Güzelliği...

TEMBEL BLOGCUNUZ SES VERİYOR :)
Öncelikle gönülden bir teşekkür…
Trendus sitesinin düzenlediği blog yarışmasında sizlerin büyük desteği ile ilk elemeyi geçerek ikinci tura yükseldim. Halen oylama devam ediyor ve ben yine sayenizde 15 Aralık’ta açıklanacak olan, ilk on blog arasında yer alacak gibi görünüyorum… :)
Aslında yarışma bahane biliyor musunuz; katılma amacım; sizlerin varlığını, ziyaretçi istatistikleri, izleyiciler ve facebook, twitter gibi sosyal ağların yanı sıra, bir başka platformda daha hissedebilmekti…
Arada sırada sizlere şımarır; sevgi kelebeği şeklinde yazılar yazarım ya :)
İşte bu yarışmaya katılma amacımda bu idi.
Sağ olun, her zamanki gibi desteğinizi gösterdiniz, yalnız bırakmadınız beni…
Orada gördüğüm her oy, yalnızca bir sayı değil benim için, destek veren bir arkadaş, omuz veren bir dost…
Bunları zaten siz biliyorsunuz ama ben bir kez daha belirtmek istedim…

Yazıların arası git gide açılıyor biliyorum :(
Bu durumdan inanın memnun değilim ama şu an için çok da fazla yapabileceğim bir şey yok.
Ve ne yazık ki; “sık yazı ekleyemiyorum, çünkü bir projeye hazırlanıyorum, pek yakında bombamı patlatacağım” tarzından havalı bir cümlemde yok. :)
Bir iki ufak sürpriz var ama henüz netleşmedi, olur olmaz ilk haber vereceğim sizlersiniz ve siz bunu da zaten biliyorsunuz :)

Bu aralar; yılsonu nedeniyle yoğunlaşan işlerimiz, neredeyse tüm zamanımı alıyor, akşamları yemek dergilerini ve kitaplarını karıştırıp, denenmek üzere pek çok tarif işaretleyip, sonra mutfağa giremeden koltukta sızıyorum :)
Hafta sonları; bolca geziyorum, misafir ağırlamak yerine, güzel sofralara ben misafir oluyorum.
Çok yoğun olmasa da, süslü kurabiyeler hazırlıyorum.
Anlayacağınız tembellik ile çalışkanlık arasındaki ince çizgide gidip geliyorum :)

Bu arada kısa bir özet geçip, sizlerle son çalışmalarımı paylaşmak istedim.
İyi seyirler efendim :)

Feyza 1 Yaşında...

Feyzoş hanım için kocaman bir şeklinde bir pasta yaptım ve cupcake şeklinde süslü bir yaş kurabiyeleri :)
11 Kasım’da 1 yaşını bitirdi hanımefendi... Daha dün; Baby Shower hazırlıklarını yapıyordum sanki…
Ne ara on üç ay geçti ve ben bir yaş pastası ve kurabiyeleri hazırlıyorum anlamadım.
Zaman gerçekten ışık hızı ile ilerliyor.

Nişan Kurabiyeleri (Gizem-Ercan) Ekim 2010

Nişan Kurabiyeleri (Gizem-Ercan) Ekim 2010

Nişan Kurabiyeleri (Gizem-Ercan) Ekim 2010

Blogumda yeni çalışmaları yayınlamasam da, arşivdekileri inceleyip, bana sipariş veren ve “modeli size bırakıyorum, nasıl isterseniz öyle yapın” diyenleri ise ayrı bir seviyorum :)
Ekim ayında nişanlanan sevgili Gizem için dört farklı modelde kurabiye hazırladım.
Özel tasarlanan etiketleri ve poşetli, kurdeleli son halleri ile kurabiyeler gerçekten çok hoş görünüyorlardı. Ayrılırken epey zorlandım kendilerinden :)

Uğur Böcekli Nişan Kurabiyeleri

Uğur böceklerini çok seven çiftimiz; Hande ve Mutluhan ya da kendi deyimleri ile MutluHande için hazırladığım; uğur böcekli nişan kurabiyeleri.
Uğur böceklerinin fikir annesinin; (happy cookie day) blogunun sahibi, her çalışmasına ayrı bayıldığım, sevgili Didem Hanım olduğunu da belirteyim…

Ekim ve Kasım aylarında, bütün bir yıl göz önüne alındığında, çok yoğun bir şekilde süslü kurabiye hazırladım. Bunların çoğu yorgunluk nedeniyle fotoğraflanamadan teslim edildi. :(
Örneğin; 03 Ekim’de Baby Shower Partisi'ni hazırladığım ve 29 Ekim’de dünyaya gelen Alaz için; bir gecede tam yetmiş beş adet! bebek kurabiyesi hazırlamam gibi… Ne yazık ki fotoğrafları yok.

Nişan Kurabiyeleri

Nişan kurabiyelerinde bu model klasiğim haline geldi artık :)
Yinede her seferinde bir öncekinden farklı bir şeyler yapmaya çalışıyorum, mesela bu modeldeki minicik güller gibi…

Ben Kurabiye Süslerken :)

Ofisin mutfağını mini bir atölyeye çevirdiğim günlerden birinde çekilen bir kare bu…
Eşimin; “pişt bak bi” diyerek çektiği… :)

Henüz vakit var ama hepimizi hafiften bir yeni yıl heyecanı sarmaya başladı…
Caddeler, vitrinler havaya girmiş bile :)
Bende geçen yıl olduğu gibi, yılbaşı sofrası için öneriler hazırlamayı planlıyorum, farklı mezeler, tatlılar vs.
Araştırmasına araştırıyorum ama yapmak, süslemek, fotoğraflamak için, hangi ara silkelenip kendime gelirim, işte onu tam bilmiyorum.
Bu aralar beni birazcık idare edin olur mu? :)

Hepinize kocaman sevgiler.