28 Haziran 2011 Salı

Ceviz Tabanlı Çikolata Kremalı Pasta

Ceviz Tabanlı Çikolata Kremalı Pasta

ÇAKMA CHEESECAKE :)
Ben ne zaman bir cheesecake yaparım bilinmez ama zor olan her tarifin bir adet çakması blogda bulunmalı derim :) İşte buda onlardan biri…
Öncelikle biraz benden haberler vereyim. :) Taşınma telaşında artık son aşamadayız, aylardır süren inşaat, parke seçimi, taş seçimi derken son düzlüğe girdik.
Kısmetse bu hafta sonu taşınıyoruz. Tamamen yerleşmemizde, Ağustos ayını bulacaktır sanırım…
Bunun için; hem biz hem de çalışanlar insanüstü bir efor sarf ediyoruz desem yalan olmaz :)
Ağustosta hazır olmak benim için iki kat daha önemli. Açıkçası evimde sofralar kurmayı, misafir ağırlamayı inanılmaz özledim, aşeriyorum resmen :)
Üstelik Ağustos ayı; Ramazan ayı…
Yani şu anda en büyük hayalim; yeni evimizde arkadaşlarımıza, akrabalarımıza iftar sofraları kurmak. Bol bol misafir ağırlamak :) Normalde, yaz geldi mi bloglara bir rehavet çöker ama ben kışın bu hakkımı fazlasıyla kullandığım için yazın daha çalışkan olmayı planlıyorum :)
Bakalım kısmet…

Gelelim pastamıza… Tarifi, internette truf ile ilgili videolar izlerken tesadüfen gördüm. Şef Jean Pierre, olağanüstü sevimli bir şekilde anlatıyordu. :)
Tamda ceviz ile ilgili denemeler yaptığım günlere denk gelmesi de çok iyi oldu.
Orijinal tarifte fındık kullanılıyordu ama ben ceviz ile yaptım, siz evdeki stok durumuna göre fındık, ceviz ya da badem ile yapabilirsiniz.
Yine orijinal tarifte damla çikolatalı, bol tereyağlı ev yapımı kurabiyeler kullanılıyordu.
Bu kurabiyeler ve fındık birlikte robotta çekilince fındığın ve kurabiyelerin yağı ile karışım bıçakla kesilecek kıvama geliyordu.
Ben kurabiye pişirmeye üşendiğim için hazır Hanımeller bisküvisi ile yaptım. Bu yüzden tarife bir miktar tereyağ ekledim. Çünkü ilk denememde taban kum gibi dağıldı. Tereyağ eklemesi ile gayet güzel oldu.
Yine ilk denemede üst tabanı truf olarak yaptım ama normalde de tadını çok ağır bulduğum ganaj bu sıcak günlerde daha bir ağır geldi bana.
Bu yüzden ikinci denemede bitter çikolatalı pastacı kreması ile yaptım. Sonuç; son derece leziz... :)
Aynı tabanı kullanarak beyaz bir krema ve üzerinde çilek ya da vişne sosu ile de deneyeceğim ama o ayrı bir yazı konusu olsun derim :)

Pastaların hiç birinin dilimli fotoğrafı yok. Çünkü hepsi de inşaata rüşvet amaçlı yapılıp, götürüldü :)
Bir blogum olduğunu öğrendiklerinden beri elimde bir kutu yoksa kapıdan içeri sokmuyorlar beni… :)
Bunun en iyi yanı her birini bir sürü kişinin test etmiş ve onaylamış olması…

Malzemeler

  • 1 Büyük Paket (190 gr.) Damla Çikolatalı Hanımeller Bisküvisi
  • 1,5 Su Bardağı Ceviz
  • 2 Yemek Kaşığı Tereyağ
  • 2,5 Su Bardağı (500 ml.) Süt
  • 1 Çay Bardağı Un
  • 1 Çay Bardağı Şeker
  • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Kakao
  • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Mısır Nişastası
  • 200 Gr. Bitter Çikolata
Yapılışı
  • Bisküvileri ve 1 su bardağı cevizi robotta kum gibi incecik oluncaya kadar çekin.
  • Tereyağını eritin ve karışıma ekleyin, bir kaşık ile karıştırarak yağ ve cevizli karışımın iyice özleşmesini sağlayın.
  • Düz bir tabağa 18 ya da 20 cm.lik çember kalıbı koyun.
  • Karışımı tabana yayın ve elinizle sıkı sıkı bastırarak düzleştirin.
  • Tabanı buzdolabına koyun ve siz kremayı hazırlamaya başlayın.
  • Krema için; süt, un, şeker, kakao ve nişastayı bir tencereye koyun. Sürekli karıştırarak pişirin.
  • Kaynamaya başlayınca ateşi kapatın ve doğranmış çikolataları ekleyin.
  • Muhallebinin sıcaklığı ile çikolatalar eriyinceye kadar sürekli karıştırın.
  • Kalan cevizi iri iri doğrayın ve kremaya ekleyin.
  • Kremayı ara ara karıştırarak, soğutun.
  • Buzdolabından bisküvili tabanı çıkarın ve üzerine kremayı yayın.
  • Tekrar buzdolabına koyun ve en az bir gün bekletin.
  • Pastayı çemberinden çıkarın ve bekletmeden soğuk servis edin, kalan pastayı da bitene kadar buzdolabında saklayın.

Ceviz Tabanlı Çikolata Kremalı Pasta

Pastayı eğer evde var ise; minik pasta çemberleri ile tek kişilik pastacıklar şeklinde de yapabilirsiniz.
Üzerini krem şanti ve vişne taneleri ile de süsleyebilirsiniz. Servisi çok daha kolay, sunumu çok daha şık olacaktır.

Ceviz Tabanlı Truf Pasta

CEVİZ TABANLI TRUF PASTA
Pastanın tabanının ve kremasının kalınlığı çemberin büyüklüğü ile doğru orantılı. Pastacı kreması ile hazırladığım gün, 18 cm.lik bir çember kullanmıştım ve yüksek bir pasta elde ettim. Ama yukarıda fotoğrafını aşağıda tarifini gördüğünüz truf pasta için 24 cm.lik çember kullandım.
Bu şekilde çok ince bir pasta oldu ama truf pasta ağır bir pasta olduğu için ince yapmanız daha iyi olur derim…

Malzemeler
  • 1 (büyük) Paket Damla Çikolatalı Hanımeller Bisküvisi
  • 1,5 Su Bardağı Ceviz
  • 2 Yemek Kaşığı Tereyağ
  • 1 Paket (200ml.) Krema
  • 350 Gr. Bitter Çikolata
Yapılışı
  • Bisküvileri ve 1 su bardağı cevizi robotta kum gibi incecik oluncaya kadar çekin.
  • Tereyağını eritin ve karışıma ekleyin, bir kaşık ile karıştırarak yağ ve cevizli karışımın iyice özleşmesini sağlayın.
  • Düz bir tabağa 22 ya da 24 cm.lik çember kalıbı koyun.
  • Karışımı tabana yayın ve elinizle sıkı sıkı bastırarak düzleştirin.
  • Tabanı buzdolabına koyun ve siz kremayı hazırlamaya başlayın.
  • Kremayı minik bir sos tenceresinde kaynatmadan ısıtın.
  • Ateşi kapatıp, minik minik doğradığınız çikolataları ekleyin ve sürekli karıştırarak çikolatanın erimesini sağlayın.
  • Kalan cevizi iri iri doğrayın ve kremaya ekleyin.
  • Karışımı ara ara karıştırarak, soğutun.
  • Buzdolabından bisküvili tabanı çıkarın ve üzerine kremayı yayın.
  • Tekrar buzdolabına koyun ve en az bir gün bekletin.
  • Pastayı çemberinden çıkarın ve bekletmeden soğuk servis edin, kalan pastayı da bitene kadar buzdolabında saklayın.

21 Haziran 2011 Salı

Cevizli Krokan

Cevizli Krokan

ÇOK AMAÇLI ŞEKERLEME :)
Son bir haftadır cevize bulanmış durumdayım, cevizle yatıp cevizle kalkıyorum desem yalan olmaz.
Hem ceviz ile yapılan -Avcı böreği, Çerkez tavuğu, krokan gibi- temel tarifleri deniyorum hem de bilinen tariflere ceviz ekleyerek -Cevizli Keşkül gibi- yeni bir şeyler keşfetmeye çalışıyorum :) Kuruyemişçide bu kadar çok ceviz almama bir anlam veremeyip, muhtemelen ceviz ile bir kür falan yapıyorum sanıyordur. Eh yalanda değil, Hünerlopedi kürü yapıyorum :)

Krokan; uzun zamandır arşivimde olmasını istediğim, misal; krokanlı bir pasta yaparsam, malzemeler listesinde; “bir ölçü krokan” diye yazıp, linkini vermek istediğim bir tarif :)
Allahım! Yemek ve blog konularına uzak biri için ne kadar da komik bir hayal olduğunu şimdi yazarken fark ettim, çaktırmayın, okuyun, geçin :)
Neyse… Denedim, tattım, tattırdım ve beğenildi.

Krokan; aynı Truf gibi çok az malzeme ile yapılan oldukça basit bir tarif. Sadece bazı püf noktaları var.
Bunlardan en önemlisi; şekeri yakmadan eritmek…
Ben ilk denemede şeker eridikten ve cevizleri ekledikten sonra tencereyi soğuk su dolu bir kabın içerisine koydum. Amacım; şekerin pişmeye devam ederek yanmasını önlemekti.
Ancak bu yöntemi size önermeyeceğim, çünkü tehlikeli ve can sıkıcı...
Suyun üzerinde batmadan sıcak tencereyi kontrol etmek çok zordu, elimi yakmamak adına çabalarken bu seferde tencerenin içine biraz su kaçtı ve doğal olarak kıvamı yumuşadı.
Şeker hemen sertleştiği için bir kısmı tencerede dondu, çıkartmak için tekrar ısıttım vs.vs. Epey bir sıkılıp, ter döktüm anlayacağınız...
Ara verirsem üşenip tekrar denemeyeceğimi bildiğim için hemen ikinci denemeye koyuldum.
Bu kez tencereyi soğuk suya oturtmadım ama çok hızlı hareket ettim. Şeker yanmadan onu mermer ile buluşturdum :)
Sonuç; son derece başarılı bir krokandı…

Her şerde bir hayır vardır derler ya, benim mutfakta yaşadığım su sıçrama aksiliği güzel bir keşif ile sonuçlandı :)
Eşim geldiğinde her ikisini de ayrı ayrı tattırdım, ilk söylediği; “yumuşak olan çok daha başarılı” oldu :)
Yani, pastalarda, tatlılarda kullanacağınız, cam gibi kıtır kıtır orijinal krokan yapmak isterseniz; aşağıdaki tarifi uygulayın.
Biraz daha yumuşak karamelize bir şeker yapmak isterseniz de tarife cevizleri eklerken iki yemek kaşığı ılık su ekleyin :)
Söylememe gerek yok sanırım, aynı tarifi fındık, fıstık, susam ile de yapabilirsiniz :)

Malzemeler
  • 1 Su Bardağı (200 gr.) Şeker
  • 1 Tatlı Kaşığı (taze) Limon Suyu
  • 1 Su Bardağı Ceviz
  • 1 Yemek Kaşığı Tereyağ (tezgahı yağlamak için)


Yapılışı
  • Öncelikle krokanı dökeceğiniz tezgahı –mermer olursa çok iyi olur- yumuşak tereyağ ile iyice yağlayın.
  • Cevizleri de iri iri kırarak hazırlayın.
  • Küçük bir tencereye şekeri ve limon suyunu koyun.
  • Kısık ateşte sürekli karıştırarak şekeri eritin.
  • Şeker tamamen eriyip, açık kahverengini alınca ateşi kapatın.
  • Cevizleri ekleyin ve hızlıca karıştırın.
  • Hiç vakit kaybetmeden karışımı tezgaha yayın ve üzerini düzeltin.
  • Biraz ılınınca tezgahtan ayırın ve küçük parçalara bölün.
  • Hava almayan bir kavanozda saklayın.

Cevizli Krokan

NOTLAR;

  • Krokan yaparken asla unutmamanız gereken, en önemli nokta; şekerin inanılmaz derecede kızgın olduğudur. Şeker ocakta iken ve tezgaha yayarken kesinlikle elinizi değdirmeyin hele tatmaya sakın kalkmayın, çok feci yanabilirsiniz.

  • Tezgahı tereyağ ile değil de, sıvıyağ ile yağlarsanız; krokanı tezgaha yaydıktan bir süre sonra yani krokan ılınınca hızlıca tezgahtan ayırıp, parçalara bölün. Sakın; “dursun, iyice soğusun, öyle kaldırayım” demeyin. Mermer kırılıyor yine de krokan tezgahtan ayrılmıyor. Tecrübe ile sabittir :(

  • Krokanı hazırladığınız tencereyi ve kullandığınız kaşık, spatula vs.yi hemen yıkamaya kalkmayın, taş gibi oluyor ve sizi zorluyor içine su doldurup, bir iki saat bekletin, neticede şeker bu, eriyip gidiyor :)
  • 17 Haziran 2011 Cuma

    Cevizli Çikolata Kaplı Truf



    NAMI DİĞER; CHOCOLATE TRUFFLES :)
    Sizlerle bugün yapımı çok basit, malzemeleri çok çok az ama beni yaparken de, yazarken de çok heyecanlandıran bir tarifi paylaşacağım.
    Nedeni ise; tarifin çakma değil orijinal olması :)

    Şimdi bu cümleyi biraz açalım da yanlış anlamalara sebebiyet vermeyelim. Blogumu takip edenler bilir, yemek tariflerinde ben biraz çakmacıyımdır :)
    Yani; salamları, kaşarları çiçek, yıldız kalıpları ile keserim, zeytinyağlı yemeklerin içine havucu çiçek kalıbı ile kesip koyarım, bildiğiniz kızartmayı uğraşıp, üst üste koyup, kule filan da yapmışlığım vardır.
    Üstelik annemin şaşkın bakışları ve “delisin sen!” sözleri eşliğinde…
    Yani çok üşengeç değilimdir aslında.
    Ama söz konusu sarma yapmak, mantı açmak, el açması börek yapmak ise ben öylece kalırım, kal gelir yani :) Üzerime bir korku, bir tembellik çöküverir.
    Bu nedenle; hazır yufkadan sosyete mantısı , makarnanın üzerine kıymalı sos hazırlayarak çakma mantı yapmak tam bana göredir. :)

    Bugüne kadar sayısız kez truf yaptım, blogumda da bolca mevcut. Ama hep, artan kekleri, krema, puding, süt vs. ile yoğurup, Hindistan cevizine bulamak sureti ile…
    Yani çakma truf :)
    Onlarda inanılmaz lezzetli oluyor, hakkını yemiyim şimdi ama orijinali bir başka….

    Cevizli Çikolata Truf (walnut chocolate truffles) 3

    Orijinal trufun, iki ana malzemesi var; krema ve çikolata…
    Kremayı ısıtıp, çikolatayı sıcak kremanın içinde eritmek sureti ile yapılan bir karışım.
    Bir diğer adı; ganaş…
    Ganaş, aynı zamanda, muhteşem bir pasta ara kreması. Ben tadını çok yoğun ve ağır bulduğum için, pastalarımda kendi icat ettiğim ganaşı yani bitter çikolatalı pastacı kremasını kullanıyorum.
    Ama muhallebi yapmaya üşenirseniz ya da ölümüne çikolata tadına bayılıyorsanız aşağıdaki tarif ile pekala pasta ara kreması hazırlayabilirsiniz.
    Sadece ara krema olarak değil pastanızı kaplamak isterseniz yani pastacılık deyimi ile cila yapmak isterseniz; ganaşı biraz daha sıvı hazırlayabilirsiniz. Burada da kural kremayı hiç kaşık değdirmeden yukarıdan ve tek noktadan pastanın üzerine akıtmak…
    En kısa zamanda bir kara orman pastası hazırlayıp, bu anlattığımı sizlere aşama aşama fotoğraf ile göstermek istiyorum zaten…
    Şimdilik biz bu yazının konusuna yani trufa dönelim. :)

    Cevizli Çikolata Truf (walnut chocolate truffles) 1

    Orijinal truf, hazırlandıktan ve soğuyup toplar haline getirildikten sonra kakao, Hindistan cevizi, çekilmiş fındık, fıstık, toz haline getirilmiş bisküvi ye bulanıyor.
    Ben bu trufları hazırladığım gün biraz çikolata krizindeydim ve dışını da çikolata ile kapladım.
    Bu kısım tamamen sizin zevkinize kalmış.
    Bir diğer eklememde ceviz oldu ve bence şahane! oldu… :)

    Malzemeler
    • 400 Gr. Bitter Çikolata
    • 200 ml. (1 kutu) Krema
    • 1 Su Bardağı Ceviz
    • 200 Gr. Çikolata (üzerini kaplamak için)
    Yapılışı
    • Kremayı minik bir sos tenceresinde, orta ateşte, kaynamasına izin vermeden ısıtın.
    • Ateşi kapatın ve minik minik doğradığınız çikolatayı ekleyin.
    • Hızlıca karıştırarak çikolatayı eritin.
    • Mercimek büyüklüğünde doğradığınız cevizleri de ekleyin ve karıştırın.
    • Bir borcama ya da arzu ettiğiniz kenarlıklı bir kaba yağlı kağıt serin ve karışımı boşaltın.
    • Üzerini kaşıkla düzeltin ve buzdolabına koyun.
    • İyice donuncaya kadar, bir gece ya da 5-6 saat bekletin.
    • Buzdolabından çıkarıp, karışımı minik kareler halinde kesin. Her kareyi elinizde hızlıca yuvarlayın.
    • Hazırladığınız topları tekrar buzdolabına koyun.
    • Bir benmari kurun ve kalan çikolatayı (200 gr.) eritin.
    • Topları erimiş çikolata ile kaplayın ve tekrar buzdolabına koyun.
    • Çikolata donunca truflar servise hazırdır.

    Cevizli Çikolata Truf (walnut chocolate truffles) 5

    NOTLAR;
    • Truf tariflerinde, genellikle karışım bir kaseye boşaltılıp, donduruluyor. Daha sonra içinden kaşıkla alınarak yuvarlanıyor.
      Ben yağlı kağıt ile düz bir şekilde dondurdum. Bu şekilde hem daha çabuk donuyor hem de çalışması çok kolay oluyor. Kare kare kestiğimiz içinde toplarımızın hemen hepsi aynı boyda oluyor.
    • Topları hazırlarken mümkün olduğunca hızlı olmalısınız çünkü çikolata eriyor. Karışım iyice yumuşar ise buzdolabına koyup, donmasını bekleyip daha sonra hazırlamaya devam edebilirsiniz.
    • Şeklini isterseniz yuvarlak isterseniz benimde yaptığım gibi kare bırakabilirsiniz.
    • Çikolata ile kaplamanın en kolay yolu bir çataldan destek almak. :) Trufu çatalın üzerine koyup, tencerenin üzerinde iken üstünü çikolata ile kaplarsanız hem çikolata ziyan olmuyor hemde truf erimeden rahatça kaplamış oluyorsunuz.
    • Cevizi mümkünse robotta çekmek yerine elinizde doğrayın. Cevizler içinde dişe gelecek şekilde olsun. Robotta kimisi toz haline geliyor, kimisi iri kalıyor çünkü. Toz haline gelende trufun kıvamını değiştirebilir.
    • Son olarak benmari den söz edeyim. Benmari yöntemi buharla ısıtma yöntemidir.
      Bir tencereye su koyup kaynatın ve başka bir tencereyi üzerine oturtun. Eğer erittiğiniz şey çikolata ise, üstteki tencerenin altındaki suya değmemesine ve çikolataya su sıçramamasına özen gösterin, bu çikolatanızı matlaştırır.

    Cevizli Çikolata Truf (walnut chocolate truffles) 4

    15 Haziran 2011 Çarşamba

    Cevizli Keşkül

    Cevizli Keşkül

    CEVİZLİ TARİFLER BAŞLASIN :)
    Evet, pek çoğunuzun tahmin ettiği gibi Ceviz dosyasının ardından peş peşe cevizli tarifler gelecek.
    Cevizli keşkül’ün hikayesi biraz komik. Tam bir; “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan” durumu söz konusu…
    Normalde Hünerlopedi için bir konu seçtiğimde arkasından; “acaba içinde o yiyeceğin geçtiği neler hazırlayabilirim? diye düşünürüm ama bu sefer tam tersi oldu.
    Cevizli keşkülü hazırladıktan sonra cevizi ne kadar çok kullandığımı fark edip, konu olarak cevize karar verdim :)

    Keşkülün orijinal yapılışı badem ile biliyorsunuz. Çok eski Osmanlı’ya uzanan güzelde bir öyküsü var.
    Keşkül ; hindistan cevizinin içi oyulmak suretiyle elde edilen kabın adı imiş.
    Kanuni Sultan Süleyman döneminde, adalete ve halkın huzuruna çok önem veren Osmanlı kadıları ve dervişleri, belirli zamanlarda halkın içine karışır ve dilencilik yaparlarmış. Topladıkları para da bu keşküllerde birikirmiş. Bu şekilde halkın durumunu görür, sıkıntılarını anlarlarmış. Keşküllerde toplanan bu paralar da imâretlere verilir, fakir halka besleyici ve doyurucu olan bu tatlı dağıtılırmış. Yapılan tatlının bu kaplarda dağıtılması, adının bu şekilde anılmasına neden olmuş…

    Benim ne zamandır denemek istediğim ama badem almayı sürekli unuttuğum için ertelemek zorunda kaldığım bir tarifti. Bende cevizle denemeye karar verdim :)
    Oldu mu? Oldu pekte güzel oldu.
    Hatta son yapışımda aynı ölçüler ile fındık ekleyerek denedim o da güzel oldu ama cevizlinin yeri çok başka.
    İlk denemede şeker miktarı bana biraz fazla geldiği için ikincide bir parmak kadar eksilttim ama bu seferde çok tatsızdı. Anladım ki bu tatlının ölçüsü bir bardak şeker :) Adı üzerinde tatlı bu…
    Kıvamı biraz sulu olduğu için ikinci denemede bir yemek kaşığı nişasta ekledim bu kez de çok katı oldu. Üçüncü denemede bir tatlı kaşığı nişastada anlaştık :)
    Yani aşağıda ki ölçüler ile tam kıvamında oluyor.
    Tamda yaz sıcaklarına uygun, yemek sonrası dondurma niyetine kaşık kaşık yiyebileceğiniz, yağsız, yumurtasız şahane bir tatlı. Ramazan ayına da çok uygun…
    Bu arada fark ettiniz mi bilmem, Ramazan sofraları için iyiden iyiye havaya girmeye başladım ben :)

    Malzemeler (6 kişilik)
    • 1 Lt. Süt
    • 1 Su Bardağı Şeker
    • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme, un gibi çok ince çekilmiş) Ceviz
    • 2 Yemek Kaşığı (tepeleme) Hindistan Cevizi
    • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Pirinç Unu
    • 1 Tatlı Kaşığı (silme) Mısır Nişastası
    • Tarçın (üzerini süslemek için)
    Yapılışı
    • Süt ve tarçın haricindeki malzemeleri bir tencereye koyun ve karıştırın.
    • Sütü ekleyin ve orta ateşte çırpma teli ile sürekli karıştırarak pişirin.
    • Kaynamaya başlayınca ateşi kısın ve 1 dk. daha pişirin.
    • Tatlıyı ocaktan alın ve 1-2 dk. (çok kaynar hali geçmesi için)bekletin.
    • Kaselere pay edin, ılınınca üzerini tarçın ve ceviz ile süsleyin.
    • Buzdolabında 3-4 saat dinlendirip, servis edin.

    Cevizli Keşkül

    Not; Keşkül ile ilgili tarihi bilgiyi; sevgili Nurdan Hanım’ın blogundan alarak yazıma ekledim. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

    14 Haziran 2011 Salı

    Ceviz

    Ceviz (Hünerlopedi)

    YİYELİM, ZEKİLEŞELİM :)
    Hünerlopediyi unuttum sandınız değil mi? Haklısınız…
    Ama inanın unutmadım, sadece “hayatta ne yapıyorsan, onu en iyi şekilde yapmaya çalış” felsefem yüzünden biraz kağnı şeklinde ilerliyor. :)
    Blogumdaki tariflerin, sadece sayıca çok olmasını önemseyip, içime sinen sinmeyen her tarifi yayınlamak gibi bir alışkanlığım yok biliyorsunuz. Az olsun, öz olsun ama işe yarar olsun diye düşünürüm her zaman… Aynı şey Hünerlopedi içinde geçerli.
    Bir konuya karar verince günlerce internette gözüm çıkana kadar araştırma yapıyorum, derliyorum, toparlıyorum. Daha sonra hazırladığım dosyayı; sevgili Özge Kelebek’e gönderip onun uzman onayını alıyorum.
    Sonra sizinle paylaşmaya hazır hale geliyor.

    Aslında kışın portakalı hazırlamaya başlamıştım ama yazılarımda satır aralarında bahsettiğim malum nedenlerden dolayı bir türlü tamamlayamadım. Zaten ben tamamlayana kadar portakalın mevsimi de geçti :)
    O yüzden Hünerlopedi konularını artık mevsimsiz seçmeye karar verdim. Biraz düşününce ilk aklıma gelende ceviz oldu!
    Cevizi kullanmadığım yer yok gibi. Sadece kurabiyelere, keklere, tatlılara değil, tuzlulara ve salatalara da çok yakıştırırım. Bir tek yoğurtlu mayonezli salatalara değil, çoban salataya bile serperim :)
    Bence peynir ve cevizin yakışmadığı, uyum sağlamadığı lezzet hemen hemen yok gibi…

    Her şeyin olduğu gibi cevizinde bizlere çok yararlı olduğunu az çok tahmin ediyordum ama derinlemesine araştırınca emin oldum.
    Özellikle beyin ve kalp sağlığı için gerçekten mucizevi bir meyve. Doğru miktarlarda tüketildiğince ise adeta bir ilaç…
    Pek çok yerde ceviz ile yapılan diyet kürlerine de rastladım. Ama bu konuda sevgili Özge ne derse benim için o :)
    Bu yüzden kendisine diyet ve ceviz ile ilgili sorularda sordum, sağ olsun hemen yanıt verdi.
    Aşağıda onları da bulacaksınız.

    Siz şimdi yazıyı okumaya başlayın, ben mutfağa gidip, aklımdaki cevizli krokan ve cevizli truf tariflerini test etmeye koyulayım :)

    HÜNERLOPEDİ - CEVİZ
    Cevizin meyvesi sert kabuklu meyveler içinde yer almaktadır. Meyve, ağaç üzerinde yeşil kabuk, sert kabuk ve iç cevizden oluşur. Kabuk kalınlığı yönünden çok değişik özellikler sunar. Çok ince kabuklu cevizlerin yanı sıra kalın ve sert kabuklu ceviz tip ve çeşitleri de bulunmaktadır.
    Cevizin bitkisel özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir; bileşik yapraklıdır, boyunlu, düğme ve nokta şeklinde 3 adet tomurcuk yapısına sahiptir. Çiçekleri bir evciklidir. Erkek ve dişi aynı ağaçta fakat farklı yerlerde bulunur. Döllenme rüzgarla gerçekleşir. Erkek ve erkek dişi çiçekler farklı zamanlarda olgunlaşmaktadır. Meyveler yıllık sürgünlerde oluşur.

    CEVİZ ÇEŞİTLERİ
    Dünya üzerinde 18 ceviz türünün mevcut olduğu belirlenmiştir.
    Bunlardan yurdumuzda; Juglans regia L. ile az miktarda Pikan,Carya, illinoensis yetiştirilmektedir.
    Yerli Ceviz Çeşitleri;
    Yalova 1-2-3-4, Şebin, Bilecik, Gültekin-1(KR-1), Yavuz-1 (KR-2), Kaplan-86, Şen-2, Tokat 1
    Yabancı Ceviz Çeşitleri;
    Payne, Hartley, Franquette, Serr, Ashley, Sunland, Trinta, Chico, Vina, Tehama, Amigo, Tulare, Pedro, Howard, Chandler, Cisco, Rego, UC77-102,

    TARİHÇESİ
    Kalın kabuğu sayesinde güneş ve nemden etkilenmediği için seyyahların yanlarından ayırmadığı, insan beynine olan şaşırtıcı benzerliğiyle dikkat çeken ceviz, en az insanlık tarihi kadar eski bir meyve.
    Ceviz; tarihin en kadim tanığı...
    Cevizin anavatanı, bazılarına göre İran’ın Ghilan bölgesi, bazılarına göre ise Çin’dir. Bunlara karşılık daha büyük bir çoğunluk ise cevizin anavatanı olarak çok daha geniş bir alanı göstermektedirler. Bunu savunan gruba göre ceviz Karpat dağlarından Türkiye, Irak, İran, Afganistan, Güney Rusya, Hindistan, Mançurya ve Kore' ye kadar uzanan geniş bir bölgenin doğal bitkisidir.
    Jeolojik devirlerde özellikle üçüncü zamanda cevizin kapladığı alan bugünküne göre daha da geniştir. Grönland kazılarında ve Sibirya'da Obi nehri kıyılarında buzulların altında ceviz yaprak ve meyvelerine rastlanmıştır.
    Cevizin doğal yayılma alanı ise doğuda Himalaya dağlarından Çin topraklarına, batıda Kafkas Dağları, Anadolu, Balkanlar ve Alp Dağlarına kadar uzanmaktadır.
    M.Ö. 750 - 500 yıllarında Romalılar tarafından İran'dan Avrupa'ya getirildiğini bildirmektedir. Cevizin meyvelerini Romalılar bolluk sembolü ve konuk armağanı saymışlar, ağacın güzelliği, meyvesinin lezzetli ve besleyici oluşu ve ayrıca kerestesinin yüksek özellikleri dolaysıyla cevize Jüpiterin meyvesi veya kral ceviz adını vermişlerdir.
    Eski medeniyetler sadece yemek yapımında değil, saçlarını ve giysilerini boyamak için de ceviz kullanmış.
    Romalılar, kötülüğü kovması, sağlık ve bereket getirmesi için düğüne gelen konukların üzerine ceviz atarlarmış.
    Orta Çağ Avrupası'nda cevizin yıldırımdan, sara nöbetinden, savaşlardan ve şeytani güçlerden koruduğuna inanılırmış.
    Babil'in Asma Bahçeleri'nde kocaman ağaçlarda yetişen ceviz, Pers ülkesinde sadece saraylıların yiyebileceği bir meyveymiş. Fransız köylüleri, eve bereket getirsin diye tavana içi ceviz dolu bir çanta asarlarmış. Gelinler ise ileride doğacak bebeklerine emzirebilecek bol sütleri olsun diye şehrin en büyük ceviz ağacının etrafında dönerek dans ederlermiş.
    Ceviz; uzun ince şekli ve tatlımsı aromasıyla ayırt edilen pecan cevizi ağaçlarının çevresinde kamp kuran Amerikan yerlileri için özel bir anlam taşırmış.

    TÜRKİYE'DE CEVİZ ÜRETİMİ
    Yakın bir geçmişe kadar ceviz yetiştiriciliğinde söz sahibi olarak Türkiye gelmekte, bunu Yunanistan, İtalya, Fransa gibi ülkeler takip etmekteydi ancak ceviz yetiştiriciliğine 1867’de başlayan ABD, bütün bu ülkeleri geride bırakarak ceviz yetiştiriciliğinde ve dış satımında en önemli ülke konumuna gelmiştir.
    Meyvecilik kültürü oldukça eski tarihlere uzanan Anadolu, birçok meyve türünde olduğu gibi cevizin de anavatan bölgeleri arasında yer almıştır. Anadolu, günümüze kadar yapılan yetiştiricilik sonucunda, sayıları 4,5 milyonu aşan bir ceviz ağacı varlığına sahip olmuştur.
    Türkiye’de en fazla ceviz ağacı Artvin, Aydın, Bitlis, Bursa, Çorum, Erzurum, İzmir, Kastamonu, Kahramanmaraş, Ordu ve Van’da bulunmaktadır. Kabuklu ceviz üretiminin en fazla olduğu iller ise Aydın, Bitlis, Bursa, Isparta, İzmir, Kastamonu ve Zonguldak’tır.
    Her yöresi kıymetli ceviz tiplerine sahip olan ülkemizde bu zengin kaynağın başlıca iki önemli avantajı bulunmaktadır. Birincisi, sahip olduğu 5 milyondan fazla ağaçla elde edilen yaklaşık 120 bin tonluk ceviz üretimi, ülkemizi dünya sıralamasında üçüncü sıraya yerleştirmiştir. Fakat üretilen bu miktarın ancak %1- 2'sinin dış satıma gitmesi ve dolayısıyla ülkemizin dünya ceviz dış satım sıralamasında son sıralarda yer alması da olumsuz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun tek nedeni üretimimizin standart çeşitlerle değil de tamamen tohumdan yetişen ağaçlarla yapılması ve hiç bir kültürel uygulamanın yapılmamasıdır. Tohumdan yetişen her bir ağacın farklı özelliklere sahip olması, dolayısıyla standartlara uygun miktarda ürünün temin edilememesi dış satımımızı zorlaştıran en önemli neden olarak ortaya çıkmaktadır. Anadolu’nun mevcut ceviz varlığının ikinci avantajı ise, çok geniş bir genetik varyasyona sahip olduğundan ıslah çalışmaları için zengin bir kaynak olmasıdır. Bu varyasyon ıslah çalışmalarının uygun yöntemlerle daha kısa bir zamanda başarıya ulaşmasına imkan vermektedir.

    BESİN DEĞERLERİ
    Ceviz bir yağlı tohumdur ve diyetteki önemli yağ kaynaklarından biridir. Özellikle doymamış yağ asitleri açısından zengindir. İçerdiği en önemli yağ asidi balık yağınında temel yağ asidi olan omega-3 yağ asididir. Tiamin, vitamin B6, folat gibi birçok vitamini ve çinko, bakır, magnezyum, fosfor, potasyum gibi birçok minerali yapısında bulundurur.

    100 gr. cevizdeki besin, mineral ve vitamin dağılımı;
    • Besin enerjisi (Kcal); 654
    • Protein (gr); 14.4
    • Toplam yağ (gr); 62,5
    • Toplam karbonhidrat (gr); 10,6
    Mineraller (gr);
    • Kalsiyum; 87 mg
    • Demir; 2.5 mg
    • Magnezyum; 130 mg
    • Fosfor; 410 mg
    • Potasyum; 544 mg
    • Sodyum; 2 mg
    • Çinko;2.7 mg
    Vitaminler (mg);
    • Vitamin C; 2,6 mg
    • Thiamin; 0.30
    • Vitamin E: 1,9 mg
    • Folat: 77 mcg
    • Vitamin-A ; 8 mcg

    İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMİ
    * Cevizin doymamış yağ asidi içeriği özellikle kalp-damar sağlığı açısından oldukça önemlidir.

    Omega-3 yağ asidi kandaki basıncı azaltarak, atardamarlardaki iltihaplanmayı, sertleşmeyi ve tıkanmayı, kan pıhtılaşmasını önler, kolesterolü düşürerek kalbi korur, bazı kanser çeşitlerine karşı vücudu güçlü kılar.

    * Besin değeri oldukça fazla olan ceviz beyin için de oldukça yararlıdır. Özellikle göz sinirleri ve hafıza için oldukça önemlidir. Yine bunu içeriğindeki omega-3 yağ asidi sayesinde sağlar.

    * Cevizdeki yağ profili, fitosteroller ve magnezyum, safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.
    Ceviz, bir yağlı tohum olması nedeni ilede ciltte kuruluklar oluşan sorunların ve egzemanın tedavisinde yardımcı olabilmektedir.

    * İçerdiği fosfor, kalsiyum, potasyum, magnezyum açısından oldukça zengindir. Bu mineraller, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.

    * Cevizdeki fitosteroller sayesinde, bağışıklık sistemi güçlenir.
    Aromatik kokulu yaprakları kabızlığa, iştahsızlığa, kan temizlenmesine ve hazımsızlığa karşı yararlıdır.

    * Cevizin içeriğindeki omega 3 yağ asidi sayesinde deriniz nemlenir ve sağlıklı, parlak görünür.

    Özellikle kalp sağlığı ve beyin gelişimi açısından ceviz yemek için, en önemli nedenler;


    * Beyne benzeyen ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya’da ceviz hala beyin gıdası olarak kabul ediliyor, bu ülkelerde öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını yükseltebileceklerine inanıyor.

    * Cevizdeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazır formunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan ve zaman farkından dolayı uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.

    * Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranış bozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.

    * Cevizdeki l-arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sisteminin rahatlamasını sağlıyor. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var.

    * Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson ve alzheimer gibi çok kuvvetli hastalıkların gelişimini erteleyebileceği veya azaltabileceği ileri sürülüyor.

    * Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım ediyor, kolesterolün damarları tıkama aşamasında önemli bir adım olan şişme ve kızarıklığı azaltabiliyor.

    * Ceviz, antioksidan savunmada önemli olan birtakım enzimlerde zorunlu kofaktörler olarak görev yapan manganez ve bakır içeriyor.

    SAKLAMA KOŞULLARI
    Kabuklu halde iyi kurutulduğunda 1 yıl boyunca kolaylıkla saklanabilen ceviz pazarlama açısından gerek üretici ve gerekse tüccara sorun yaratmamaktadır.
    Ceviz diğer sert kabuklular kadar dayanıklı değildir. Kabuklu cevizler %60-65 nemde (0) derece sıcaklıkta 12 ay, 10 derecede ise 6 ay dayanır.
    İç ceviz ise daha kolay bozulur. Bunu önlemek için düşük sıcaklık ve düşük nemle birlikte antioksidan madde uygulanması, vakum koşulları (düşük oksijen) ve karanlık gereklidir. Bu koşullarda 18 ay renk ve lezzetini korurlar.

    DİKKAT!!
    * Hazmı zor olduğundan, karaciğeri rahatsız olanlar ceviz yememelidir.
    * Şeker hastalarına ve böbrek rahatsızlığı olanlara da önermemek gerekir.
    * Özellikle böbrek hastaları için çok sakıncalıdır çünkü fosfor ve potasyumu çok yüksek ve çoğu şeker hastasında böbrek hastalığı gelişme riski çok yüksektir.

    Dyt.Özge KELEBEK'in Notları;
    * Cevizin diyette yeri; Ceviz her gün tüketilmesi gereken bir atıştırmalık aslında... Her gün cevizle omega-3 alarak damar sağlığımıza katkıda bulunabiliriz.

    * Ne kadar tüketmeliyiz; Her gün 3-4 adet veya 6-8 yarım ceviz içi tüketebiliriz. Özellikle kolesterol sorunu olanlara öneririm.

    * Ceviz kürleri; En çok bilineni 1 su bardağı suda, 1 gece bekletip suyunu içince kolesterol düşüyor derler. Şöyle ki yağ suda çözünmez. Cevizde yağ kaynağı olduğu için suda bekletme pek işe yaramaz. Cevizin kendisini tüketiniz.


    *******
    Tüm görseller internetten alıntıdır...
    Kaynaklar;
    www.kelebekdiyeti.net
    Hürriyet
    http://www.ito.org.tr/Dokuman/Sektor/1-17.pdf

    7 Haziran 2011 Salı

    Bakla Çorbası

    Bakla Çorbası

    BAKLA İLE FARKLI BİR DENEYİM :)Blogumu açıp da, böyle sağlıklı, hafif bir tarif ile karşılaşınca, sanmayın ki bir değişiklik var silkelendim ve kendime geldim.
    Nerdee :) Hala diyet ve rejim kelimelerine uzak, “hadi Mügecim, ver şu kiloları” diyen sihirli bir değnek bekler haldeyim :)
    Ama bu konuyu deyim yerinde ise; geyik muhabbetine çevirmeyeceğim, sözü fazla uzatmadan tarifin detaylarına geçmek istiyorum.

    Hatırlarsanız, Zeytinyağlı Bakla tarifinde, elimdeki dünya kadar bakla ile denemeler yaptığımdan hatta bir çorba denediğimden ama tarifin çok içime sinmediğinden söz etmiştim.
    İlk denemede çorbanın terbiyesi için; yoğurt, un ve limon suyu kullandım.
    “Tadı kötümü oldu?” derseniz; “hayır, gayet güzel oldu”. :)
    İçime sinmeyen yanı ise sanki çorba içiyor gibi değil de, dereotunun ve baklanın baskın tadı, yoğurdun ekşiliği nedeniyle zeytinyağlı baklanın suyunu içiyormuş gibiydi. :)
    Ben bu kadar baskın tadı olan bir çorba değil, biraz daha yumuşak, tatlımsı bir çorba olmasını hayal ediyordum.

    İkinci denemede; baklalar pişerken, içine birde havuç ekledim. Terbiyesini krema ile yaptım ve dereotu koymadım.
    Bu şekli beni daha mutlu edince sizlerle de paylaşmaya karar verdim :)
    Havaların kıştan direk yaza geçtiği bugünlerde sofralarınızda hala çorbaya yer var mı bilmem :)
    Ama önümüz Ramazan, hava ne kadar sıcak olursa olsun iftarda mutlaka bir kase çorba isteyecek canımız, işte bu çorbada aklımızda olsun o günlerde…

    Malzemeler
    • 750 Gr. Bakla
    • 6 Su Bardağı (1,2 Lt) Su
    • 1 Adet (orta boy) Havuç
    • 1 Adet (iri) Kuru Soğan
    • 3-4 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
    • 1 Tatlı Kaşığı Şeker
    • 1 Tatlı Kaşığı Tuz
    • ½ Su Bardağı (100 ml.) Krema
    • 1 Yemek Kaşığı (taze) Limon Suyu
    Yapılışı
    • Öncelikle büyükçe bir kaba 2 yemek kaşığı un ile unlu su hazırlayın. Baklaların saplarını ve kenarlarını temizleyin. İkiye üçe bölerek unlu suya atın.
    • Baklaları unlu sudan alıp, akan suyun altında iyice yıkayın ve süzün.
    • Havuç ve soğanı iri iri doğrayın. Orta ateşte zeytinyağ ile 1-2 dk. kavurun.
    • Baklaları, suyu, tuzu ve şekeri ekleyin.
    • Düdüklü tencerede buharı çıkınca, ateşi kısarak 14 dk. pişirin.
    • 15-20 dk. sonra kapağını açın.
    • Krema ve limon suyunu (damak zevkinize göre biraz daha tuz ve karabiber) ekleyin, hızlıca karıştırın.
    • Kısık ateşte 5-10 dk. daha pişirin.

    2 Haziran 2011 Perşembe

    Zeytinyağlı Bakla

    Zeytinyağlı Bakla

    DİYET YAPANLARI BURAYA ALALIM :)
    Öncelikle bir itiraf; bana kalsa; Tahinli Rulo Çörek tarifini birkaç hafta tutardım en üstte :)
    Hem uzun zamandır hayalini kurduğum bir lezzeti yakaladığım için, hem de sayfamı her açışımda içimi ısıtan fotoğrafını çok sevdiğim için…
    Ama sizler birkaç gün sayfada aynı tarifi görünce sıkılıyorsunuz biliyorum.
    Siz nasıl mutluysanız bende öyle mutlu olduğum için, istemeyerek de olsa kendisini bir alt bölüme uğurluyoruz :)

    Tahinli çörek tarifine gelen yorumların çoğu; "diyet biter bitmez deneyeceğim” şeklinde olmuş :)
    Bu demek oluyor ki; havalar her ne kadar hala Londra kıvamında olsa da hanımlar yaz telaşına kapılmış bile.
    Her yıl bu aylarda olduğu gibi; “eyvah, kalın kazaklar gidiyor, kilolar meydana çıkıyor” telaşları başlamış, beslenme şekli değişmiş, diyet listeleri elden ele gezer olmuş.
    Şimdi bu satırları okuyup, haklı olarak; “Ee Müge hanım, sende yok mu bu sıkıntılar, görmeyeli sıfır beden mi oldun, ya da uzayda mı yaşıyorsun” diyebilirsiniz. :)
    Hayır tabiî ki… Aksine tüm hayatım boyunca olmadığı kadar fazla kilom var şu anda, yakında yuvarlana yuvarlana yürüyeceğim. Görsel güzelliğini geçtim, nefes almakta, merdiven çıkmakta zorlanıyorum :)
    Ama bütün bunlara rağmen, ne diyet yapıyorum, ne de spor :)
    Gözümün önünde; hafif zeytinyağlılar yerine, kremalı pastalar, incirli cevizli olabildiğince ağır çörekler uçuşuyor. Mutfağa girdiğimde hep tatlı bir şeyler yapmak istiyorum.
    Sanırım bunca yıldır yediğine içtiğine hep dikkat etmek zorunda olan, birazcık kilolansa deli gibi diyet yapmaya zorlanan bünyem artık isyan ediyor, kafasına göre takılmak istiyor… :)
    Bende onu biraz kendi haline bıraktım sanırım bu aralar…
    Neyse, bugüne kadarki yazılarımdan hatırlarsınız, benim ne depresyonum çok uzun sürer, ne de sevgi kelebeği durumum... An be an değişir ruh halim…
    Bu kendini boş vermiş, şişko halimi de en kısa zamanda yolcu edeceğime emin olabilirsiniz, üstelik gerçekten en kısa zamanda, benim en kısa zaman dilimimde değil :)

    İşte bu konu ile ilgili start vermek için en uygun tarif; zeytinyağlı bakla.
    Baklayı çok severim, zeytinyağlısını da, Fava'sını da…
    Annem her şeyi olduğu gibi baklayı da öyle güzel yapar ki, ben bugüne kadar pişirme gereği duymamıştım :)
    Ama kısa bir tatil için gittiğimiz Ağva’da, bahçeden topladığımız tazecik, pazılar, baklalar bana öyle güzel baktı ki, dün mutfakta epey bir haşır neşir oldum kendileri ile…
    Hem zeytinyağlı bakla yaptım, hem de bakla çorbası. İkisi de gerçekten nefis oldu.
    Yalnız, bakla çorbası için aklımda bir deneme daha var, hafta sonu onu da yapıp, en içime sinen tarifi paylaşacağım sizlerle…
    Zeytinyağlı Bakla tarifi annemden, telefonda canlı bağlantı ile yapıldı ve gururla söylüyorum ki onunki kadar güzel oldu.
    Ben yoğurtlu halinin fotoğrafını sevmediğim için, sade fotoğrafı koydum ama siz mutlaka yanında yoğurt ile servis edin.
    Annemin önerisi; eğer evde var ise; kavururken, kuru soğana ek olarak, bir iki tane taze soğanın yeşil yaprağını da eklemeniz…
    Annem, pek çok yemeği Zeytinyağlı Pırasa gibi düdüklü tencerede yaptığı için bu tarifte düdüklü tencere de yapılacak şekilde…
    Düdüklü tencere kullanmıyorsanız, aynı yapılış aşamalarını uygulayıp, baklalar yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirebilirsiniz.

    Malzemeler
    • 750 Gr. Bakla
    • 1 Adet (iri) Kuru Soğan
    • 7-8 Yemek Kaşığı Zeytinyağ
    • 1 Su Bardağı (200 ml.) Su
    • 3 Yemek Kaşığı (tepeleme) Un
    • 1 Yemek Kaşığı (tepeleme) Şeker
    • 1 Tatlı Kaşığı (silme) Tuz
    • 1 Tatlı Kaşığı (taze) Limon Suyu
    • 1 Diş Sarımsak
    • ½ (yarım) Demet Dereotu


    Yapılışı

    • Öncelikle bir kap suya, 2 yemek kaşığı un ekleyerek, unlu su hazırlayın.
    • Baklaları yıkayın, uçlarını kesip, kenarlarını temizleyip, ikiye bölün ve unlu suya atın.
    • Baklaları unlu sudan süzün ve bol suyun altında iyice yıkayın, süzülmeye bırakın.
    • Ayrı bir kapta; su, şeker, tuz, limon suyu, 1 yemek kaşığı un, ezilmiş sarımsak ve kıyılmış 1-2 dal dereotunu karıştırın.
    • Soğanları minik minik (yemeklik) doğrayın.
    • Soğanı zeytinyağ ile, orta ateşte 2-3 dk. kavurun. (çok fazla kavurmayın, hafifçe şeffaflaşsınlar yeter)
    • Baklaları ekleyin ve bir iki kez karıştırın.
    • Hazırladığınız, unlu karışımı ekleyin ve bir iki kez karıştırın.
    • Düdüklü tencerenin kapağını kapatın, orta ateşte dumanı çıkıncaya kadar, duman çıkınca ateşi kısarak 13 dk. pişirin. (ben Karaca düdüklü tencerenin 2 no’lu seçeneği ile pişirdim.)
    • 15 dk. sonra tencerenin kapağını açın ve başka bir kaba alın.
    • Üzerine bolca kıyılmış dereotu serpin ve soğumaya bırakın.
    • Mümkünse bir gün buzdolabında dinlenmiş olarak servis edin.